Uzuncaburç Antik Kenti

Anadolu'da Yaşamış Medeniyetlerle İlgili Antik Kentlerin Anlatıldığı Bölüm
Cevapla
Kullanıcı avatarı
PANORMOS
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
Mesajlar: 1678
Kayıt: 11 Haz 2010, 11:15

Uzuncaburç Antik Kenti

Mesaj gönderen PANORMOS » 22 Kas 2010, 21:28

Uzuncaburç, tarihi bakımdan Taşlık Kilikya bölgesinde yer alır. Bu nedenle tarihi durumu içinde bulunduğu bölge tarihi ile aynıdır. Bu bölgenin en eski yazılı tarihi, Luvi, Kizzuwatna, Hitit, Asur ve Babil krallıklarının tarihleri ile içiçedir. Daha sonraları da sırasıyla, Hitit, Urartular, Asurlular, Babiller, Lidyalılar, Persler, Seleukoslar, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürmüştür.

7. yüzyıldan Osmanlıların fethine kadar bu bölge, Arapların, Abbasilerin, Mısırlı Tulunoğullarının, Selçukluların, Moğolların, Haçlıların, Memlukların, Karamanoğullarının eline geçmiş, 16. yüzyıldan itibaren buralar Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Bugünkü Uzuncaburç kasabası ise tarihte tüm dünyanın ilgi merkezi olan URA-OLBA ve buranın dinsel yönetsel merkezi olan DIOCAESAREA antik kentine ev sahipliği yapıyordu. DIOCAESAREA başlangıçta zeus tapınağının varlığı nedeniyle, 4km. Doğuda bulunan ve tarihi bir yolla birbirine bağlanan Olba kentinin tapınma merkeziydi. Çeşitli kaynaklar, burada zeus ibadetine dayalı Rahip-Kralların yönetiminin M.Ö. 3. yy. da Teukros döneminde başladığını yazar.

Doğuda Lemas Çayı ile batıda Göksu nehri arasında kurulan ve başkenti Ura-Olba Krallığı, Selefkoslara bağlı uydu bir devletti. Yöre Selefkoslardan Romalıların eline geçince, ibadet merkezi olan bu yer M.S. 72 yılında İmparator Vespasianus zamanında DIOCAESAREA Tanrı İmparator Kenti adıyla bağımsız bir site devleti durumuna getirildi. Yeni Roma kenti kısa sürede gelişti. Yaklaşık 12 dönümlük bir yerleşim alanı sur ve koruma burçlarıyla çevrildi., sütunlu caddeler, şans tapınağı, tiyatro, spor salonu, çeşme binası gibi görkemli binalar yapıldı. Adına paralar basıldı. Olba kentinin kısa sürede gelişmesi üretime dayalı dış ticaretle olmuştu. Bunu gösteren bir belge de Hattuşili Kraliçe Puduhepa’nın Kuzey Suriye’nin Akdeniz kıyısında, Ras Şamra’da bulunan Ugarit’teki Hitit uyruklu tüccarlarla ilgili emridir. Bu tüccarlar, Olba-Ura kentinde oturmakta ve Suriye limanları ile iş yapmaktaydılar. Ugarit kralı Niqmepa’ya hitaben yazılmış bu belgede şöyle denmektedir: Senin bana yazdığın ‘Ura halkından olan tüccarlar, hizmetkârlarının ülkesine yük olmaktadır’ konusunda, ben, majeste Ura ve Ugarit halkı ile ilgili olarak şu karara vardım: Ura halkı iyi mevsimlerde Ugarit’teki işlerini görsünler. Fakat kışın Ugarit’ten kendi ülkelerine dönmeye zorunlu olsunlar. Böylece Ura halkı, kışın Ugarti’de kalmaya, ev ve arazi satın almaya izinli değillerdir.



5.yy da yörede Hıristiyanlığın yayılmasıyla kentte Bizans dönemi, 11. yy. da da Türklerin Anadolu’ya gelmesiyle Türk çağı başlamış oldu.

Kasabanın bünyesinde taşıdığı bu tarihi doku üç ayrı noktada kendini gösterir.Bunlardan birincisi, Kasaba merkezinin 4 km doğusunda yer alan Olba antik kent merkezidir. İkincisi, kasaba merkezinin 500 metre kuzeyinde yer alan DIOCAESAREA antik kentine ait kaya mezarlığı ve üçüncüsü, kasaba merkezinde, özellikle tapınakların bulunduğu DIOCAESAREA harabeleridir. DIOCAESAREA, , kenti sütunlarla donatılmış belirli bir noktada kesişen iki ana caddenin her iki yanına sırasıyla yapılmış muhteşem yapılardan meydana getirilmiştir. Kent planı daha eski olan Zeus tapınağı esas alınarak zaman içerisinde dini inanç ve ihtiyaca göre, çevresine ilave edilen diğer tapınak, sosyal ve kültürel yapı tadilat ve eklemeleriyle oluşturulmuştur. Bu süreç M.Ö. 3. yy dan başlayarak M.S. 9. yy. a kadar sürmüştür.

Sütunlu cadde: Tiyatronun önünden geçen sütunlu cadde Zeus Tapınağı'nın yanında kent kapısından gelen diğer bir sütunlu cadde ile kesişir ve Şans Tapınağı'nda son bulur. M.S. 1. yy'dan kalma Sütunlu Cadde'deki sütunların hepsi yıkılmış ve mimari parçalarının bir kısmı yok olmuştur. Günümüze kadara gelebilen sütun ve başlıkları ise caddenin kenarlarında sergilenmektedir:

Tören Kapısı: Sütunlu cadde ile aynı dönemden kalma Tören Kapısı her biri 1 m çapında ve 7m yüksekliğinde Korint başlıklı sütunlarla heybetli bir görüntüye sahiptir. Sütun gövdelerinden çıkan konsollar üzerinde zamanında heykeller bulunmaktaydı. Aslı 5 gözlü olan bu yapının yarısı yıkılmış olmasına rağmen 5 sütunu ayakta kalabilmiştir.

Çeşme binası: Lemas Çayı kaynağındaki Aksuvat’tan başlayıp 36 km. uzunluğunda ki tünel, kanal ve arklardan oluşan bir suyoluyla getirilen su, bu çeşme binasından akıyordu. Zeus Tapınağı: Tören Kapısından sonra antik çeşmeyi geçince sütunlu caddenin solunda, bir avlu içerisindeki Zeus-Jüpiter Tapınağı, M.Ö. 312 ila 295 yılları arasında, Selefkos Nikator tarafından yaptırılmış. Zeus -Jüpiter Tapınağı, Anadolu’da dört bir yanı tek sıra 36 sütunla çevrili, Korint tarzında Peripteros planlı, en eski tapınaklardan biri olarak sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Romalılar tarafından da kullanılan tapınak, Hristiyanlık dönemine denk gelen, 5. yy’da, önemli değişikliklerle kiliseye çevrilmiş; cella’sı yıkılıp sütunların araları örülmüş ve buralara kapılar konmuş, doğusundaki sütunlar kaldırılarak yerlerine apsis eklenmiş. Zeus-Jüpiter Tapınağı iki bin seneyi aşkın yaşı ve bugünkü muhteşem görünümü ile geçen zamana meydan okurcasına halen ayakta duruyor. Bizanslıların yöreye hâkimiyeti sırasında şehre verdikleri tahribatın izleri günümüzde de anlaşılmaktadır.

Üzüm çelenkli lahit üzerindeki rölyeflerde Medusa kabartması ile öküz başı dikkat çekici. Bu lahitin bir eşi de Adana arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Buradaki lahitin aslan heykelli kapağının bir eşi bugün Uzuncaburç Belediyesi girişini süslemektedir. Adana arkeoloji müzesinde ayrıca yine bu yöreye ait çok sayıda sunak, gülle ve benzeri eserler sergilenmektedir.



Burada bulunan eserlerdeki rölyef süslemeler kabartma heykeller, arkeoloji ve sanat tarihi açısından son derece önemli eserlerdir.



Diocaesarea’ dan günümüze kalan eserlerin içerisinde en çok dikkat çeken yapı Şans tapınağına ait granit sütunlardır. Şu ana kadara görüntülerini izlediğimiz eserlerin yapımında kullanılan sütun ve köşeler, tamamen bu yöreye ait kayalardan kesilerek elde edilmiştir. Bu sütunlarda kullanılan granit ise bu yöreye ait değildir.

Sütunlu caddenin bitimindeki, Olbalı ve Selefkoslar’ ın Tyche, Romalıların ise Fortuna dedikleri şans tanrıçasına ait tapınak 1. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Bugün 5'i ayakta olan, kenger yaprak desenli başlıklarıyla 6 m yüksekliğindeki yekpare granit 6 sütunun taşıdığı arşitravdaki kitabeye göre, tapınak, kentin soylularından Oppius ile karısı Kyria tarafından yaptırılarak kente armağan edilmiştir.

Tarihi DIOCAESAREA kentini oluşturan kültür ve sosyal etkinliklerin yapıldığı yapılardan biride, şehrin doğu girişinde, sütunlu ana caddeye bitişik inşa edilen tiyatrodur. Burada bulunan bir kitabede, Roma İmparatorları Marcus Aurelius ile Lucius Verus un birlikte yönetimleri sırasında 2. y.y.ın ikinci yarısında yapılmış olduğu kaydedilmiş. 2000 kişilik Tiyatro, doğal çukur bir arazi üzerine inşa edilmiş. Oturma basamakları ise arazinin meyilinden faydalanılarak yapılmış. Tiyatronun giriş tonozları halen ayaktadır.

Kuzey Kent kapısı:

Aslında kentin sur duvarı üzerinde bulunan, 1.50 m. Eninde, yüksekliği 12 m. Ye varan 3 girişli bu dev kapı Diocaesarea’nın kuzeye açılan kapısıdır. Burada bulunan 6 satırlık yazıttan, depremde zarar görmüş olan kapının Roma İmparatoru Theodosiusun oğulları Arcadius ile Honorius’un M.S. 395’ ler de, birlikte yönetimleri sırasında baştan sona kadar onarıldığı anlaşılıyor. Konsolları vaktiyle heykellerle süslenmiş olan bu koca kapıdan uzanan yol, ana mezarlıktan geçtikten sonra Kırobası üzerinden Mut ile Karaman’a varıyordu. Diocaesarea, kuzey kapısıyla iç anadoluya açıldığı gibi, doğu kapısıyla Olba ve canbazlı üzerinden Kızkalesi’ne, güney kapısıyla da Silifke’ye taş döşeli yollarla bağlanmış önemli bir kentti.

Burç: Giriş kapısı güneyde olan 22.30 m. Yükseklikte, 15.70.m. uzunlukta ve 12.50 m. Genişlikteki 5 katlı bu yapı kentin en yüksek noktasına inşa edilmiştir. Aslında Olbalı rahip-kralların evi olan burcun güneybatı köşesindeki iki köşe taşındaki yazıttan bu kulenin Rahip Teukros’un oğlu Tarkyares tarafından M.Ö. 3. yy.nin ikinci yarısında yaptırılmış olduğu anlaşılıyor. Aynı yazının üstündeki taşa kazılı triskeles işareti, Olba krallığının simgesidir. Ayrıca giriş kapısının üzerinde bulunan kitabede ise İl valisi Petronius Faustinus’un emriyle M.S. 3.yy. ın sonuna ait olan onarım projesinden söz edilmektedir. Sonraları, Roma döneminde Sur duvarlarına alınan burcun doğusundaki yerden 6.50 m. Yükseklikte yapılan kapı her hangi bir kuşatma sırasında dışarıyla bağlantı kurmaya yarıyordu. Antik sikkelerin üzerinde kentin sembolü olan Uzun Burç bugün de beldenin adı olmuştur.



Kasabanın güneyinde ve şehre hakim bir tepe üzerine yapılan Helenistik döneme ait anıt mezar, Dor biçimindeki mimarisi ile yörede tektir. Piramit çatılı, 15 m yüksekliğindeki anıtmezar 5,5 metreye 5,5 metre ölçülerinde kare planlıdır. Anıt mezarın güneyinde bulunan kaya sürgülü girişi dikkat çekicidir. 2300 yıllık anıtmezarın Selefkoslar veya Olba Krallığının yöneticilerinden birine ait olduğu tahmin edilmektedir. Anıt mezar, antik bir yolla DIOCAESAREA ya bağlıydı.



Şehir Mezarlığı: Diocaesarea nekropolu, yöredeki nekropolların içerisinde en kalabalık ve aynı zamanda en ilginç olanlarından bir tanesidir. Kasaba merkezinden başlayıp kuzeye doğru ayrılan Kırobası yolunun içinden geçtiği vadinin her iki yakasında Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılmış çok sayıda kaya mezarı dikkat çeker. Bu alandaki kaya mezarların önemli bir kısmı aile mezarı biçimindedir. Kaya oyularak meydana getirilen küçük odacıkların tabanlarına kazılan mezar çukurlarını kaya kapaklar örtüyor. Nekropolda yer alan kilisenin ise kayaya oyulmuş yan duvarı ayakta kalabilmiş.


Ura-Olba, Helenistik dönemde Olba Krallığı’nın merkezi ve önemli bir ticaret şehri idi. Bir tepenin üzerinde kurulmuş bulunan antik kentten günümüze kadar gelebilmiş kalıntılar arasında çeşme binası, su kemeri, evler, tiyatro ve nekropol bulunmaktadır. Buradaki en önemli yapıtlardan biri olan çeşme binası M.S. 193 ila 211 yılları arasında, Septimus Severus zamanında yaptırılmıştır. Lemas Deresi’nden alınan su kanal, tünel ve akuadüklerle bu çeşmeye akıtılıyordu.



Diğer bir önemli eser ise nekropolün bulunduğu vadi üzerine kurulmuş, 150 m uzunluğunda, 25 m yüksekliğinde dört kemerli akuadüktür. Bu su kemerinin korunması ve çevrenin gözetlenmesi için kuleler inşa edilmiş olması yapının önemini göstermektedir. Antik çeşme ile aynı dönemde yapılmış olan su kemeri, Bizans İmparatoru II. Justin yönetimi sırasında, 566 yılında onarım görmüştür. Çeşmenin yanında bulunan tiyatro binasından bazı oturma basamakları ile sahnenin bir bölümü günümüze dek kalabilmiştir. Olba kentinin oldukça geniş olan nekropol sahasında kaya mezarları ve lahitler görülebilir



Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim


ASGARİ OKUYAN, ASGARİ ÜCRETE TALİM EDER...

Kullanıcı avatarı
PANORMOS
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
Mesajlar: 1678
Kayıt: 11 Haz 2010, 11:15

Re: Uzuncaburç Antik Kenti

Mesaj gönderen PANORMOS » 22 Kas 2010, 21:36

SÜTUNLU ANA CADDE (1): En geniş yeri 10.40m’ye ulaşan ve Şans Tapınağı’ndan başlayan Ana cadde İ.S.1.yy’da yapılmıştır. Cadde , Kuzey Kent Kapısından gelen ikinci bir sütunlu cadde ile kesiştikten sonra sağda Zeus Tapınağı’nı , solda Çeşme Binası’nı bırakıp Tören Kapısı’ndan geçince sağda Tiyatroyu yanlayıp Doğu Kent kapısına doğru uzanır. Caddenin kenarlarındaki sutunlu koridorlar tümüyle yıkılmış olup kalıntıları yoğunlukla tiyatronun civarında görülür.

TÖREN KAPISI(2): Çınarlı Kahve’nin önündeki yarısı yıkılmış yapıdır. Aslı beş gözlü olan sütunlu anıt(15.30mx8m) törenlere sahne olmaktaydı.Mimari ögeleri oldukça iyi korunmuş, İ.S.1.yy’dan kalma yapının sütuynlarından çıkan konsolları, zamanında Roma İmparatorlarının ve soyluların heykellerini taşımaktaydılar.

ÇEŞME BİNASI(3): Tören Kapısı’nın hemen sağ ilerisindeki yıkık yapı , Çeşme Binası’dır. Limonlu Çayı kaynağındaki Aksuvat’tan başlayıp 36 km uzunluğundaki tünel , kanal ve arıklardan oluşan bir su yoluyla getirilen su bu çeşmede son bulmaktaydı. Çeşmenin yapımı İ.S.2.yy’ın sonlarına tarihlenmektedir.

ZEUS TAPINAĞI (4): Sütunlu Ana Cadde’ye bitişik , güneydeki avlu içinde bulunan sütun ormanı görümündeki 39.70m uzunluğunda ve 21.10 m enindeki tek sıra sütunlu (Peripteros) planlı görkemli yapıdır. Selefkos Nikator (İ.Ö.296-280)’un yaptırmışolduğu tapınağın çatılarının. Büyük Rahip Zenophanes’in oğlu Teukros tarafından yenilenmiş olduğunu öğreniyoruz. Zeus Tapınağı’nın , önceden var olan Hitit Yağmur ve Fırtına Tanrısı Tarhunt tapınağının yerine yapıldığı düşünülmektedir. Zeu Tapınağı, planında büyük değişiklikler yapılarak 5. yy’da kiliseye çevrilmiştir. Doğudaki iki sütunun yerine yayduvar (Apsis) konmuş; traşlanmış sütunların arasına kuzey, güney ve batı kapıları sıkıştırılmış; ortadaki tanrı odası (Cella) yıkılmış ve taşlarıyla sutun aralarına duvarlar örülmüştür. Sütunların içyüzlerindeki pembemsi kireçlenmelerden, kilisenin zamanında yangın geçirmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Resim
ÜZÜM HEVENKLİ SANDUKA (5): Zeus Tapınağı’nın kuzey batı çevre duvarının iç yüzünde bulunmaktadır. Uzuncaburç’ta bir temel kazısı sırasında bulunmuş, kapağı kayıp, uç kenarları koç başlı bu sandık mezarın ön yüzü öküz başlarının taşıdığı üzüm hevenkleriyle süslenmiştir. Hevenklerin üst boşluklarındaki saç telleri birer yılan olan keskin bakışlı , mitoloji kahramanı Ejder Medusa başlarının varlığından bu mezarda yatan kişinin soylu, yüksek rütbeli bir Romalı olduğu anlaşılmaktadır.”
Resim
ŞANS TAPINAĞI(6): Sütunlu Ana Cadde’nin başladığı yerde, yüksek tabanlıklar üzerinde yükselen, her biri 5.50m boyundaki tek parça altı granit sütun ve başkiriş (Architrave )’dan oluşan yapı , Olabalı ve Selefkoslar’ın Tyche ,Romalılar’ın ise Fortuna dedikleri Sans Tanrıçasının tapınağıdır. Kenger Yaprak desenli (Acanthus) mermerden başlıkları taşıyan sütunları birbirine bağlayan baş kirişteki tek satırlı yazıtın Türkçesi şudur.
‘ ‘Obrimus’un oğlu Oppius ile Leonidas’ın kızı Kyria çifti Sans Tapınağı’nı yaptırdı ve onu kente armağan ettiler.
Kare biçimli (11x50m) tanrıça heykel odası (Cella), sütunlardan 35geride bulunmaktadır. Tapınak İ.S .yy’ın ikinci yarısına tarihlenmektedir.
Resim
KUZEY KENT KAPISI(7): Aslında kentin sur duvarı üzerinde bulunan 1.50 m eninde, yüksekliği 12m2ye varan üç girişli dev kapı Diocaesarea’nın kuzeye açılan kapısıdır. Kuzeden girince .ana girişin sağ kenarında , yerden itibaren dördüncü sırayı oluşturan ilk iki blok taşın üstündeki altı satırlık yazıttan, depremde zarar görmüş olan bu kapının , Roma İmparatoru Theodosiun’un oğulları Arcadius ile Honarius’un İ.S.395’lerde İstanbul (Konstantinopalis)’teki birlikte yönetişmleri sırasında baştan sona kadar onarıldığı anlaşılıyor. Konsolları vaktiyle heykellerle süslenmiş olan bu koca kapıdan uzanan yol ana mezarlıktan geçtikten sonra Mara (Kırobası ) üzerinden Mut (Claudiopolis) ile Karaman (Laranda)’ya uzanıyordu. Diocaesarea, Kuzey Kapısıyla İç Anadolu’ya açıldığı gibi Doğu Kapısıyla Ura (Olba ) ve canbazlı üzerinden Kızkalesi (Korykos)’a, Güney Kapısı ile de Keşlitürkmenli, İmamlı ve Demircili(İmbriogon) üzerinden Silifke (Seleukeia)’ya taş döşeli yollarla bağlanmış önemli bir kent. Kapıdan doğuya tırmanan stabilize yol, Uzuncaburç kahvelerini geçtikten sonra Uzun Burc’a ulaşır.
Resim
YÜKSEK BURÇ /UZUN BURÇ (8): Giriş kapısı güneyde olan 22.30m yükseklikte 15.70m uzunlıukta ve12.50m genişlikteki beş katlı yapı , kentin en yüksek noktasında bulunur. Aslında Olbalı rahip- kralların evi olan burcun güney-batı köşesindeki iki köşe taşındaki yazıttan, bu kulenin Rahip Teukros’un oğlu Tarkyares tarafından .İ.Ö3. yy’ın ikinci yarısında ya da 2. yy.’ başında yaptırılmış olduğu anlaşılıyor. Ayını yazının üstündeki taşa kazılı , üç kollu pervaneyi andıran Triskeles işareti Olba Krallığı’ nın simgesidir.Ayrıca giriş kapısının üzerinde sağa sola uzanan iki satırlık yazıtta ise ‘ ‘İl Valisi Petronius Faustinus’un emriyle ’’ İ.S. 3. yy.’ın sonuna ait olan onarım projesinden bahsedilmektedir. Sonraları Roma döneminde sur duvarlarına alınan burcun doğusundaki yerden 6.50m yükseklikte bulunan çıkartma kapı ,herhangi bir kuşatma sırasında dışarıyla bağlantı kurmaya yarıyordu.
Antik sikkelerin üstünde kentin sembolü olan Uzun Burç bugün de beldenin adı olmuştur: Uzuncaburç
Resim
TİYATRO(9): Tören kapısının yaklaşık 50m doğusunda , Sütunlu Ana Cadde’ye bitişik boşluğa yerleştirilmiş, iki bin seyirci kapasiteli, sahne binası dışında , tümüyle iyi korunmuş canlı bir yapıdır. Bu gün çeşitli sanat etkinlikleri için hem yerli hem yabancılar tarafından kullanılan Tiyatro’nun burada bulunan bir yazıttan Marcus Aurelios (161-180) ile Lucius Verus (161-169)’un birlikteki yönetimleri sırasında yani 2.yy’ın ikinci yarısında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
HELENİSTİK ANIT MEZAR: Tiyatronun güneyindeki karşı tepede yükselen pramit çatılı yapı , Olba Krallık dönemine ait, Dor nizamında yapılmış , yaklaşık 15m yüksekliğe erişen Mausoleum tipinde bir mezardır.

Resim
KİLİSELER: 5.yy’da kiliseye çevrilmiş olan Zeus Taopınağı’ndan başka kentte , Yüksek Burçun 200m kuzeydoğusunda , bugün üstünden yol geçen Stephanos Kilisesi ile Ana Mezarlık (Nekropolis)’ teki Mezarlık Kilisesi Bizans döneminden kalan belli başlı ibadet yerleridir.

ANTİK ANA MEZARLIK: Genel olarak surun dışında kalan bütün alan mezarlık olarak kullanılmışsa da Ana Mezarlık , kentin yaklaşık 500m kuzeyindeki vadi,nin her iki yanında yer almıştır. Aynı mezarlık hem Roma ve hem de Bizans dönemlerinde kullanılmıştır.
ASGARİ OKUYAN, ASGARİ ÜCRETE TALİM EDER...

Kullanıcı avatarı
PANORMOS
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
Mesajlar: 1678
Kayıt: 11 Haz 2010, 11:15

Re: Uzuncaburç Antik Kenti

Mesaj gönderen PANORMOS » 22 Kas 2010, 21:42

Resim
Resim
Resim
Resim(DEŞİFRE USTADIM SENMİSİN YOKSA TANIYAMADIM :komik )
Resim
ASGARİ OKUYAN, ASGARİ ÜCRETE TALİM EDER...

HayatAğacı
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
Mesajlar: 10609
Kayıt: 15 Şub 2010, 12:19

Re: Uzuncaburç Antik Kenti

Mesaj gönderen HayatAğacı » 22 Kas 2010, 23:54

Ustam güzel bilgiler ve güzel kareler yakalamışsın.... paylaşım için teşekkürler.... devamını bekleriz... ;) :ok
Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.(Kasas 77)

yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ... LÜTFEN !!! kaçak kazılardan uzak duralım.

Kullanıcı avatarı
PANORMOS
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
Mesajlar: 1678
Kayıt: 11 Haz 2010, 11:15

Re: Uzuncaburç Antik Kenti

Mesaj gönderen PANORMOS » 23 Kas 2010, 00:11

:gül :gül ,ALLAH razı olsun ustd.... :tsk
ASGARİ OKUYAN, ASGARİ ÜCRETE TALİM EDER...

Kullanıcı avatarı
D E Ş İ F R E 53
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
Mesajlar: 3085
Kayıt: 03 May 2010, 23:50

Re: Uzuncaburç Antik Kenti

Mesaj gönderen D E Ş İ F R E 53 » 23 Kas 2010, 06:29

evet küçükken lahitin içine girmiştim... :alayci :alayci
YAPILAN YORUMLAR KESİN OLMAMAKLA BERABER TESPİT İÇİN ÖN BİLGİ AMAÇLIDIR,LÜTFEN KAÇAK KAZI YAPMIYALIM

Kullanıcı avatarı
EsRaReNGiZ
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 2944
Kayıt: 18 Haz 2010, 08:29

Re: Uzuncaburç Antik Kenti

Mesaj gönderen EsRaReNGiZ » 23 Kas 2010, 09:02

:tsk :gül :gül
Bilki verdiin senindir, insanoğlu karnına tapar, Kişi mezara girdiğinde kalan mal başkasınındır. Kaşgarlı Mahmut

Yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ...
LÜTFEN KAÇAK KAZILARDAN UZAK DURALIM

Resim

Cevapla

“ANADOLU ANTİK KENTLERİ” sayfasına dön