BİZANS KİLİSESİ KURTARMA KAZISI

Kültür Bakanlığımızca Teşvik Edilen ve Yayınlanan, Arkeoloji Kazı Sonucu Bildirgeleri
Bu Bölümdeki Tüm Paylaşımlarımız Alıntıdır ve Kaynak Gösterilecektir

BİZANS KİLİSESİ KURTARMA KAZISI

Mesajgönderen HayatAğacı » 16 Ara 2010, 19:30

1-GİRİŞ

Balıkesir İli, Erdek İlçesi, Karşıyaka Beldesi, Çeşme mevkii, 3 pafta 5311 parselde
bulunan ve Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü’nün
18.04.2003 gün ve 1880 sayılı kararına istinaden yeniden yapılmak üzere yıkılan Karşıyaka
Camii’nin temel hafriyatı sırasında ortaya birtakım mimarî buluntuların çıktığı
22.05.2003 günlü telefon ihbarı ile bildirilmesi üzerine anılan yere gidilerek gerekli inceleme
yapılmış; yapılan incelemede Roma ve Bizans dönemlerine ait buluntularla birlikte
büyük bir yapıya ait olabilecek horasan harcı ile yapılmış ve oldukça kalın beden
duvarlarının tespit edilmesi üzerine hafriyat durdurularak kurtarma kazısı yapılmasına
karar verilmiştir. Kurtarma kazısına Genel Müdürlüğümüzün 10.06.2003 gün ve 1849
sayılı izinleri ekinde bulunan 10.06.2003 gün ve 1848 sayılı ruhsat doğrultusunda
12.06.2003 tarihinde başlanmıştır. Kazı, araç gereç temini açısından Karşıyaka Belediyesi’nin,
malî destek ve işçi temini açısından Karşıyaka Cami Yaptırma ve Yaşatma
Derneği’nin katkılarıyla yürütülmüştür. Kazı çalışmasına işçi olarak cami derneği mensupları
sekizer kişilik gruplar halinde dönüşümlü olarak katılmışlardır. Bazen de on kişilik
gruplar halinde Bandırma’dan işçi temin edilmiştir. Kazı çalışması, apsis kısmının
güneyinde yer alan yan apsisin açılması tamamlandıktan sonra, çeşitli zorunluluklardan
dolayı durdurulmuştur. 35 gün devam eden kazı çalışması 15.07.2003 günü sona
erdirilmiştir.


Tarihî Coğrafya ve Tarihçe: Peramos-Perama Balıkesir İli, Erdek İlçesi’ne bağlı
bugünkü Karşıyaka Beldesi’nin Rumlar’dan kalma ismidir. Peramos’un üzerinde yer aldığı
Kapıdağ Yarımadası, Marmara Denizi’nin güneyinde yer almaktadır. Antik adı Arktonnesos
olan yarımadanın güneydoğusunda bulunan Bandırma (Panarmos) Körfezi’nin
kuzey ucunda bulunur.

Perama Rumca’da iki kürekli, bordosu çok kavisli, ön ve kıç tarafları yüksek, yakın
sahillerde gezmek için yapılmış bir Türk teknesi anlamına gelmektedir1. Daha çok
eski Osmanlı kayıtlarında Perama olarak karşımıza çıkan bu yerleşim yerinin ikinci bir
adı olarak kullanılan daha doğrusu eski Rum halkı tarafından kullanılan Peramos kelimesi
ise pera kökünden türetilmiştir. Pera Yunanca’da öte, ötesi anlamında olup pera
mos ise “karşı yaka” anlamına gelmektedir2. Konum olarak Panarmos’un karşısında
bulunan Peramos bu ismi, konumu itibarıyla almış olsa gerektir.
Güney Marmara hakkında şu ana kadar sistemli bir araştırma yapılmaması sebebiyle
şehrin tarihçesi hakkında kaynak yok denecek kadar azdır3. Bazı kaynaklarda
şehrin 12. yüzyıla kadar giden bir tarihi olduğu4; 12. yüzyıl başında Türk akınları5 sırasında
ahalinin geçici olarak kıyıdan uzağa nakledildiği bildirilmektedir.
Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Kapıdağı anlatırken, Kapıdağ’ın köylerinden
de bahsederek İstanbul’da Şehzade Camii’nin vakıfları olarak tanımladığı Perama, Muhanya,
Arnavutköy köylerini beşer altışar yüz haneli, bağlık bahçelik ve bol pirinç mahsulü
alınan gayet mamur köyler olarak tanımlar6.


17. yüzyılda 500 haneli büyük bir köy konumunda olan Perama’nın, 1879 yılında
Kapıdağı gezen Carabella tarafından verilen 2000 nüfuslu, 500 haneli bir Rum-Ortodoks
köyü olduğu bilgisi7, Evliya Çelebi’yi doğrulamaktadır.
Perama, 1892 tarihli Hüdavendigar Salnamesi’nde yer alan kayıtta, Kapıdağ Nahiyesi’ne
bağlı 11 köyün merkezi olarak anılmaktadır8.
1898 tarihli Hüdavendigar Salnamesi’nde ise Kapıdağı Nahiyesi’nde yer alan
köylerin nüfus ve hane bilgilerinin olduğu cetvelde Perama’dan 516 haneli ve 2183 nüfuslu
büyük bir köy olarak bahsedilmektedir9.

Peramos, 20. yüzyılın başında büyük bir yangın geçirmiş ve bu yangında şehrin
önemli birçok yapısı tahribata uğramıştır10.
Şehrin bugünki sakinleri olan Türkler, 1926 yılında yapılan mübadele ile Yunanistan’ın
Kavala şehri, Drama İlçesi, Söğütçük Köyü’nden buraya gelirler, Rumlar ise
Söğütçük Köyü’ne giderler11.
Görüldüğü gibi eski kayıtlarda 12. yüzyıl başlarına kadar Karşıyaka ile ilgili bilgi
edinebilmekteyiz. Ancak yaptığımız kazı çalışması şehrin tarihinin 12. yüzyıldan öncesine
uzandığını ortaya koymaktadır. Bu konu ile ilgili bilgilere kazı bahsinde değineceğiz.
Karşıyaka’nın en eski sakinleri Bizanslılar’dır. Yaptığımız araştırmalarda Bizans
öncesi döneme ait bir yerleşimin varlığını ortaya koyacak herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.
Kazımız esnasında ortaya çıkan Roma Dönemine ait sütun başlıkları da devşirme
malzeme olarak kullanıldıkları için, bir Roma yerleşimini işaret etmezler. Karşıyaka’da
ileriki yıllarda yapılması muhtemel olan kazılar bu konu ile ilgili bilgileri geliştirecek,
belki de değiştirecektir.


Bizans Dönemine ait bilgilerimiz de fazla olmamakla birlikte, kazı yaptığımız
alanda başka binalara ait büyük ölçekli duvarların varlığından12 ve şehrin günümüzdeki
2 İzmir İli’nin en büyük ilçelerinde biri olan bugünki Karşıyaka İlçesi eskiden Peramos olarak anılmaktaydı. İstanbul’da
Beyoğlu kesimi, şehrin ilk iskân bölgesinin karşı tarafına düştüğü için Osmanlılar tarafından Yunanca öte anlamına
gelen Pera adı verilmiştir (Meydan Larousse Ans., 15. cilt, İstanbul, 1992, s.575).
3 Ulaşabildiğimiz sınırlı sayıdaki bilgiyi ise eski Erdek kaymakamlarından Araştırmacı Reşit Mazhar Ertüzün’den öğreniyoruz.
4 Ertüzün, R.M., Kap›da¤ Yarımadası ve Çevresindeki Adalar, İst.,1999, s.246.
5 Ertüzün’ün 19. yüzyıl başlarında Kyzikos’la ilgili ilk araştırmaları yapan Hasluck’tan naklettiği bu bilgilerde yer alan
Türk savaşları; Selçuklu beylerinden Kutalmuş oğlu Süleyman’ın 1080 yılında Edincik ve Kyzikos’un idaresini kısa bir
süreliğine ele alması ve sonra Türkler’le başa çıkamayan Bizans İmparatoru 1. Aleksios Komnenos’un Papa II. Urban’a
bir heyet göndererek yardım istemesi ve bunun üzerine toplanan Haçlı ordusunun Kudüs’e bir sefer düzenlemesi,
ardından Kyizkos ve Edincik’in Türkler’in elinden çıkması şeklinde özetlenebilir. Haçlı ordusunun bu müdahalesi
Türkler’in Batı Anadolu’ya yerleşmelerini şüphesiz 1-2 yüzyıl geciktirmiştir.
sakinlerinin evlerinin yapımı sırasında ortaya çıkan kalıntıların çokluğundan13, 17. yüzyılda
olduğu gibi bu dönemde de ortalama 400-500 haneli bir yerleşimin varlığından
söz etmek mümkün gözükmektedir.
Karşıyaka’da Osmanlı Döneminde Rum-Ortodoks yerleşmesi görülmektedir. Bu
dönemde Kapıdağ Nahiyesi’ne bağlı, 500 haneli ve ortalama 2000 nüfuslu bir yerleşim
olan Karşıyaka, yarımadanın Çakıl Köy’le birlikte en büyük köyüdür ve nahiye merkezi
konumundadır.

1923 yılına kadar Marmara İlçesi’ne bağlı Kapıdağ Nahiyesi’nin merkezi konumunda
olan Karşıyaka, 1923 yılında Erdek’in Marmara İlçesi’nden ayrılarak ilçe olması
ile birlikte Erdek’e bağlanmıştır.
1926 yılında yapılan mübadele ile bir Türk köyü haline gelen Karşıyaka’da bilinen
en eski okul binası, balıkçılık yapan Mike Papadapolos tarafından 1904 yılında balıkçı
barınağı olarak yapımına başlanan ancak, 1905 yılında okul olarak faaliyete geçirilen
binadır. Bu okul mübadeleden sonra da Türk okulu olarak hizmet vermeye devam
etmiştir14. Karşıyaka İlkokulu 1933-1946 yıllarında YİBO olarak Kapıdağ’ın diğer köylerinden
de öğrenci kabul etmiştir. Karşıyaka’da 1975 yılından itibaren ortaokul da hizmete
girmiştir. Günümüzde ise Karşıyaka İlköğretim Okulu yeni binası ile birlikte iki ayrı
binada çalışmalarını sürdürmektedir. Karşıyaka’nın girişinde yapımı hâlen devam
eden çok programlı lise kısa bir süre sonra faaliyete geçecektir. İki ayrı binada faaliyet
gösterecek olan lise, yatılı olarak öğrenci kabul edecek olması sebebiyle Karşıyaka’nın
yarımadadaki merkezî konumunu güçlendirecektir.
Karşıyaka 1992 yılında belde olmuş, bu tarihten sonra belediyelik olmasının
avantajı nedeniyle daha da gelişmiştir. Günümüzde 600 haneli, yaklaşık 3000 nüfuslu
bir yerleşim yeridir.


II-KAZI

Karşıyaka merkezde bulunan caminin (Plân: 1) temel hafriyatı sırasında 20 m.
eninde, 22 m. boyunda, 2 m. derinliğinde bir çukur kazılmış olup kuzey, batı ve güney
profillerinde ortalama 1-2 m. yüksekliğinde,1.20 m. genişliğinde temel kalıntıları ortaya
çıktığında hafriyat durdurulmuştur.
Kazı çalışması; hafriyatı yapılmış ancak tamamı kaldırılmamış toprağın temizlenmesi,
zemin sondajları ve yapının plânının bulunması şeklinde programlanmıştır. İlk
etapta moloz yığıntıları arasında bulunan eserlerin ayrımı yapılmış, incelenmesi biten
hafriyat bölümleri kaldırılmıştır. Hafriyat tamamen kaldırıldıktan sonra duvarlar tazyikli
su ile yıkatılarak temizlenmiştir (Resim: 1). Mevcut durumun değerlendirilmesi ile sondaj
yapılacak yerler belirlenmiştir.

A-I Açması:

Zemin sondajı olarak Plân 1’de belirtilen, A-1 açması ile, duvar ve
temel yüksekliğinin bulunması amaçlanmıştır. Kuzey duvarı oldukça kalın bir beden duvarı
şeklinde olup duvarın ortası yapının dış tarafına doğru 1 m.lik bir çıkıntı yapmaktadır.
Kuzey duvarının doğu ucunda yapılan sondaj 5x5 m.lik büyük bir açma şeklinde
yapılmıştır. Üst seviyeden duvar takip edilerek, 3.80 m. derinliğe inilmiş, duvar genişliği
1.22 m., temel genişliği 1.42 m., duvar yüksekliği temel ile birlikte 2.80 m. olarak tespit
edilmiştir. Yaklaşık 1.00 m. yüksekliğinde olan temel moloz taştan örülmüştür.
Temelin başladığı noktanın 60 cm. altında, zeminden su çıkmıştır. Yapının duvar
yüksekliği bu noktada 1.80 m. olarak ölçülmüştür. Duvar horasan harçlı olup tuğla, moloz
taş ve büyük kesme blok taşlar karışık olarak kullanılmıştır. Duvarda aynı zamanda
devşirme malzeme olarak sütun tamburları, çeşitli mimarî eleman parçaları kullanıldığı
belirlenmiştir. Duvarın dışa bakan kısımları, iç tarafa nazaran çok düzgün örülmüş,
kaplı olduğunu düşündürmektedir. Yapılan açmada dolgu toprak içinde yeşil ve sarı sırlı
Bizans keramiğine rastlanmıştır. 12.-13. yüzyıla tarihlendirilebilecek keramik parçaları
bir bütünlük arz etmemektedir. A-1 açmasında yapının zemini ile ilgili bir bulguya
rastlanmamıştır.

A-II Açması:

Yapının güney duvarı üzerinde Plân 1’de A-2 açması olarak belirtilen
4x4 m.lik bir sondaj yapılmıştır. Bu sondajın amacı duvarların plânın belirlemeye
yönelik olup duvarda in situ bir sütun tamburunun (devşirme malzeme) örgü malzemesi
olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Yapının plânının haç formu verdiği, buradaki sondajda
kesinleşmiştir. Yapının güney duvarı da kuzey duvarı gibi dışarıya çıkıntı yaparak
haçın bir kenarını şekillendirmektedir.

A-III Açması:

Yapının zeminini bulmaya yönelik ve A-3 açması olarak Plân 1’de
gösterilen üçüncü açmamız ise yapının merkezinin biraz kuzeyinde 2x2 m. olarak açılmıştır.
Bu sondajda ise hafriyat çukuru yüzeyinin 2 cm. altında, doğu-batı doğrultusunda
uzanan, 0.60 m. genişliğinde, 0.60 m. derinliğinde horasan harçlı moloz taş örgülü
bir duvar saptanmıştır. Açmanın üst kısmında duvar üst seviyesine paralel bir şekilde
ortalama 3 cm. kalınlığında yangın tabakası yer almaktadır. Bu tabakanın altında dolgu
toprak içerisinde Bizans Dönemine ait camdan yapılmış bir çubuk kandilinin dip parçası
(Resim: 6), bir adet kandil kulpu parçası (Resim: 6), ve sırlı keramik parçaları saptanmıştır.
Duvarın 20 cm. altında, zeminden yine su çıkmıştır.
Kuzey Duvar›nda Yap›lan Çal›flmalar: Yapının kuzey duvarı konturları, caminin
temel hafriyatı sırasında tamamıyla ortaya çıkarılmış ve üzerinde haç çıkıntısı olan duvarın
orta alanının duvar üst seviyesinden itibaren bir metreye yakın kısmı kırıcılarla kırılarak
tahrip edilmiştir. Kuzey duvarın iç tarafının temizliği bitirildikten sonra dış tarafta
hafriyat yüzeyinden yaklaşık yarım metre daha aşağı inilerek duvarın temel seviyesine
yaklaşılmıştır. Duvarın dış konturunun derinleştirilmesi çalışması sırasında bol miktarda
kiremit kırıkları, geç dönem sırlı-sırsız Bizans seramiği parçaları saptanmıştır.
Kuzey duvarının duvar kalınlığı 1.20 m., duvar yüksekliği doğu tarafta 1.80 m.,
batı tarafta 1.90 m., duvar uzunluğu içten 19.90 m., dıştan 23.00 m., haç kolu çıkıntı
derinliği 1.50 m., haç kolu genişliği içten 6.10 m., dıştan 8.70 m., haç kolu mesafesi içten
doğu duvarına 6.80 m., batı duvarına 7.00 m. olarak tespit edilmiştir (Plân: 2).
Bat› Duvar›nda Yap›lan Çal›flmalar: Üçüncü aşamada yapıyı bütünüyle ortaya
çıkarmaya yönelik çalışmalara başlanmış ve çalışma öncelikle batı duvarında yapılarak
nartheksi bulmak amaçlanmıştır. Batı duvarının arka kısmında yapılan çalışmada
duvarın arkası açılmış, en üstte 30 cm. yüksekliğinde eski camiye ait bir duvar bulunmuştur.
Bu çalışma sırasında yüzeyin hemen altında 20. yüzyılın başlarında meydana
gelen yangınının izleri olan bir tabaka saptanmıştır. Yangın tabakası içerisinde kırık kiremit
parçaları, kömürleşmiş ahşap parçaları yer almaktadır. Tarihî çınara zarar vermemek
ve üstte eski camiye ait bir yapı olduğu için, batı duvarının arka kısmındaki çalışmalar
bitirilmiştir. Ancak kuzeyde yer alan ana duvarın, batı duvarının arkasında batıya
doğru devam ettiği görülmüştür. Batı duvarının iç tarafında ise, kuzeybatı kısımda
1948 yılında yapılan cami minaresinin temelleri bulunmuş ve temellerin, kilisenin batı
duvarının 1.50 m. kadar kırılarak üzerine yapıldığı tespit edilmiştir.
Batı duvarının güneybatı kısmında bir grup mezar bulunmuştur. Üzeri kiremit örtülü
basit bir şekilde yapılan mezarlar içerisine ölülerin kemikleri yığın halinde konmuştur.
Hafriyat sırasındaki kepçe darbelerine bu bölüm de maruz kaldığı için, bazı mezarlar
birbirine karışmıştır. Ancak burada üst üste 6-7 tabaka hâlinde bir mezar grubunun
varlığından söz edilebilir. Mezarların bulunduğu alanda kiremit parçalarından başka
herhangi bir buluntu ele geçirilememiştir. Bu bölümde açığa çıkardığımız mezarlar şehrin
Rum yerleşimi döneminden kalma olmalıdır.
Bunun iki nedeni vardır:

1- Peramos’un Rum yerleşimi dönemindeki şehir plânında, çalıştığımız bu yapının
yerinde Panagia Taksiarhis Kilisesi olarak adlandırılan bir Rum kilisesi15 olduğu görülmektedir
(Plân: 3)16. Mübadeleden sonra 1926 yılında köye yerleşen Türkler’den
hâlâ hayatta olan birkaç kişi ile yaptığımız görüşmeler neticesinde de bu görüşü doğrulayan
bilgiler edindik. Şöyle ki, Peramos’a ilk geldiklerinde söz konusu alanda büyük
bir Rum yapısının harabelerinin bulunduğu ve kilise olduğu söylenen bu yapının yalnızca
bir duvarının ayakta olduğu17, daha sonra bu duvarın da yıkılarak Atatürk büstü konan
alanın, Cumhuriyet Meydanı olarak düzenlendiği bildirilmiştir. Bu meydana 1948
yılında ise, köyün eski camisi yapılmıştır. Olasılıkla bu mezarlar da, camiden önce burada
var olduğu saptanan Panagia Taksiarhis Kilisesi’nin nartheksi içerisinde yer almış
olmalıdır.
2- Rum ölü gömme geleneğinde kişi öldükten sonra hemen gömülmez, etleri kemiklerinden
ayrılana kadar belirli bir yerde bekletilir ve kemiklerin üzerine bazı azizlerin
ismi kazınırdı. Daha sonra kemikler toparlanarak gömülürdü. Bu nedenle bir yığın
şeklinde bulunan kemik pozisyonları bu uygulamaya benzemekte, ancak kemiklerin
üzerinde herhangi bir isim dikkati çekmemektedir.
Mezarlar kaldırıldıktan sonra zemin seviyesine inilmiştir. Batı duvarı zemin seviyesinden
itibaren 1.90 m. yüksekliğindedir. Duvar genişliği içten 13.80 m., dıştan 15.20
m.dir. Duvar kalınlığı kuzey duvarı gibi 1.20 m.dir (Plân: 2).
Duvarın altında duvar boyunca uzanan 14 cm. yüksekliğinde, 24 cm. derinliğinde
bir boşluk olup yapılan incelemede burada ahşap bir hatılın varlığı saptanmıştır. Duvar
içerisine ahşap hatılların konması geleneği antik dönemden beri hemen her dönemde
yapılan bir uygulama olup yapıda ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey
doğrultuda çatlamalarını önlemek18; aynı zamanda duvara belirli bir oranda esneklik kazandırarak
sarsıntılara da dayanıklı hâle getirmek için yapılan bir uygulamadır.
Zeminin seviyesinin 0.33 m. altında ise doğu-batı istikametinde, 1.50x0.58x0.80
m. ebadında, üzeri iki tane büyük yassı taşla ve bir adet büyük kiremitle kapatılmış bir
mezar bulunmuştur. Bulunan mezar doğu-batı istikametinde konumlandırılmıştır (Plân:

4). Mezar içerisine üç kişi gömülmüştür. Bu kişilere ait kafatasları doğuda yer almaktadır.
Mezarın içerisi 60 cm. alt seviyesinden itibaren su ile doludur (Plân: 5). Bu nedenle
mezarda bulunan kemiklerin büyük bölümü erimiştir. Mezarın içerisinde bulunan balçık
hâline gelmiş toprak, tenekelerle boşaltılmış, balçık içerisinde herhangi bir buluntuya
rastlanmamıştır. Balçık halini almış toprağı eleme imkânı olmadığı için sikke benzeri
küçük buluntulara da rastlanmamıştır. Harçla yapılmış mezar Bizans Dönemine aittir.
Mezarın her iki yanında, yaklaşık 1 m. yüksekliğinde, basit olarak yapılmış, eğri
formlu, horasan harçlı, tuğla ve taş malzemeli iki yan duvar yer almaktadır (Plân: 5). Bu
yan duvarların mezarı çevreleyen oval bir duvara ait olduğu düşünülebilir. Duvar düşündüğümüz
gibi ise, caminin temel hafriyatı sırasında orta kısmının kepçe ile alınmış
olması gerekmektedir. Bu duvarlar yekpare bir duvar olmasalar da ortada birleşerek
mezarı çevreledikleri kesindir. Birleştikleri yer ise yıkılmıştır (Plân: 5).

Güney Duvarında Yapılan Çalışmalar:

Güney duvarında yapılan çalışmalara öncelikle
duvarın arkasını görebilmek amacıyla arka tarafta başlanmıştır (Plân: 2). Nedeni
ise, cami temel hafriyatı sırasında ortaya çıkarılan mimarî buluntuların çoğunun, bu
duvarın batı bölümünde yığılan molozların arasında belirlenmiş olmasıdır.

Güney duvarının hemen arkasında, ana toprağın üst seviyesinden başlayıp aşağıya
doğru 1 m. devam eden, moloz taştan çimento kullanılarak örülmüş, yıkılan caminin
temelleri ortaya çıkarılmıştır. Caminin temeli, kazısını yaptığımız kilise duvarına
130 cm. mesafede ve paralel bir şekilde olup duvar boyunca uzanmaktadır. Güney duvarının
arkasını tam manasıyla ortaya çıkarabilmek amacıyla caminin temelleri kaldırılmıştır
(Plân: 2).
Güney duvarının batı tarafında, cami temellerinin altında, duvara dik bir şekilde
konumlandırılmış, 150 cm. kalınlığında, 130 cm. yükseklikte, horasan harçlı, tuğla-taş
malzemeli ve kilise duvarları ile aynı dönemden bir duvar tespit edilmiştir. Tespit edilen
bu duvar güneyde yer alan yolun altına doğru uzanmaktadır. Bu duvarın doğu tarafında
ise güneybatı istikametine doğru devrilmiş iki parça halinde, 200 cm. yüksekliğinde
bir adet sütun ve bir adet Korinth sütun başlığı bulunmuştur. Antoninler Dönemi özellikleri
gösteren ve M.S.140-150 yıllarına tarihleyebileceğimiz başlık19 Kyzikos’tan getirilerek
burada devşirme olarak kullanılmış olmalıdır. Bu duvarın doğu tarafında ve 1,5
m. mesafede, bir yapının köşesi olabilecek şekilde izlenen başka bir duvar, doğu ve güney
yönlerine doğru uzanmaktadır. Bu yapı köşesi olabilecek duvarların güneye devam
eden kısmı yine yolun altına doğru uzandığı için fazla bir şey söylemek mümkün değildir.
Doğuya doğru yapımıza paralel şekilde uzanan duvar ise kilisenin güney duvarına
70 cm. mesafededir. Ortaya çıkan sütun ve başlığın devrilme istikameti, bu köşe şeklinde
olan duvarların batı ucunda yer almış olabileceğini düşündürmektedir. Doğuya
doğru uzanan duvarın üzerinde, güney duvarının yapımıza haç profili veren çıkıntı şeklindeki
bölümünü ortalayacak şekilde, güneybatıda ortaya çıkan duvara benzeyen kalın
bir çıkıntı yer alır. Bu çıkıntı ile kilisenin güney duvarı arasındaki mesafe 25 cm.ye
kadar inmektedir. Çıkıntı şeklinde yer alan ve güney duvarına dik gelen bu duvarın doğu
tarafında 20 cm.lik bir aradan sonra, doğuya doğru devam eden başka bir duvar daha
ortaya çıkarılmıştır.
Bu duvarların işlevleri bilinmemekle birlikte, kazısını yaptığımız kilise ile aynı dönemden
olmaları nedeniyle, kilisenin ek birimlerine, yahut aynı dönemden başka bir kamu
yapısına ait olmalıdır.

Güney duvarın kalınlığı 1.20 m., duvar yüksekliği doğu tarafta 1.80 m., batı tarafta
2.00 m., duvar uzunluğu içten 19.90 m., dıştan 22.70 m., haç kolunun çıkıntı derinliği
1.50 m., haç kolunun genişliği içten 6.10 m., dıştan 8.70 m., haç kolu mesafesi
içten doğu duvarına 6.80 m., batı duvarına 7.00 m. olarak tespit edilmiştir (Plân: 2). Kuzey
ve güney duvarlarının oranları karşılaştırıldığında, çok küçük sapmalar dışında birbirini
tuttuğu görülmekte olup bu da bizlere kiliseyi inşa eden ustanın maharetini ve yapının
kendi dönemi için önemli bir kilise olduğunu kanıtlamaktadır.

Güney duvarının iç kısmında, haç kolunun doğu başlangıcı hizasında, yapının
geometrik opus sectile20 taban döşemi in situ saptanmıştır (Resim: 2). Geometrik opus
sectile döşemede dikdörtgen biçimli mermer ve granit levhalar kullanılmıştır. Levhalar
15 cm. kalınlığında kırmızı renkli horasan harcı ile sabitlenmiştir. Döşeme ile duvar arasında
1m.lik bir açıklık bulunmaktadır. Kazı sonucunda bu döşeme plâkalarının 5 adedine
ulaşılabilmiş olup bunlar yüzleri perdahlı beyaz mermerden yapılmıştır, bunlar arasında
yine dikdörtgen bir andezit blok yer almaktadır. Döşeme ait diğer elemanlar henüz
kazısı yapılmamış bölümün altında olmalıdır. Bu alanda kepçe ile karıştırılmış toprak
içerisinde bir adet figürlü opus sectile pano parçası bulunmuştur. Bir kenarında antirelaklı
düğüm motifi olan pano parçasının orta kısmında yarım daire kanal içerisinde
kireç harcı ile mozaik şeklinde işlenmiştir. Orta kısmında daire formlu bir çukur bulunmakta
olup burada bulunması gereken harç ve mozaikli kısım ise ne yazık ki korunamamıştır.
Tabanda mı, duvarda mı kullanıldığı bilinmeyen figürlü opus sectile parçanın
benzerleri 7.-8. yüzyılla tarihlendirilmektedir (Resim: 7).

Döşeme plâkalarının hemen yanında apsis tarafında Attik-İon profilli bir sütun
kaidesi yer almaktadır. Sütun kaidesi güneyde yer alan yan apsisi ortalayacak şekilde,
apsise 1.50 m. mesafededir. Kaidenin bulunuş yeri, bize in situ konduğu yerden kaydığını
düşündürmektedir21. Bu kısımda yapılan kazılarda, duvar ile opus sectile döşeme
arasında kalan boşluk hizasında, kaide ile güney duvarı arasında kalan bölümde, siyah
astarlı, kahverengi-kırmızı-sarı boyalı fresko parçaları bulunmuştur (Resim: 8).
Apsiste Yapılan Çalışlmalar: Yapının güney duvarının takibi neticesinde doğu tarafı
duvarına ulaşılmıştır. Doğuda ortada ana apsis ve iki yan apsisin olduğu saptanmıştır.
Güneyde bulunan yan apsis içten ve dıştan taban seviyesine kadar açılmıştır.
Yan apsis duvarının içten ve dıştan çok muntazam bir işçilikle örüldüğü göze çarpmaktadır.
Bu çalışma sırasında yeşil sırlı Bizans seramiği parçaları, üzeri bitkisel bezemeli
bir adet mermer pano parçası saptanmıştır.
Ortada bulunan ana apsis, apsis merkezine kadar yüzeyden 1 m. derinliğinde
içten açılmış olup dış kısmı yolun altına geldiği için sadece dış konturu belirlenmiştir.
Kazı bu aşamada çeşitli zorunluluklardan dolayı bitirildiği için, apsis bölümünün kazısı
tamamlanamamıştır. Ancak ana apsisin kuzeyinde bir yan apsisin daha yer alması gerektiği
için yapı plânı çizimi bu unsur göz önüne alınarak tamamlanmıştır (Plân: 2).
Apsislerin bulunduğu doğu duvarın genişliği 13.80 m., güney yan apsisin yarıçapı
1.70 m., derinliği 1.00 m., ana apsisin yarıçapı 5.00 m., derinliği 2.50 m., ana apsis
ve yan apsisler arasında kalan açıklık 2.40 m., apsis duvar kalınlığı 1.20 m.dir (Plân: 2).


III-DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Karşıyaka Beldesi 3 pafta 5312 parselde yer alan kilise, konum itibarıyla yerleşim
alanının tam ortasında bulunmaktadır. Gerek Bizans ve Rum yerleşimlerinde, gerekse
Türk yerleşiminde burasının kilise ve cami yapımı için seçilmesinin en önemli nedeni,
şehrin merkezinde bulunması ve dört tarafından yol geçen bir meydan durumunda
olmasıdır. Bu meydanın batısında, eski camiye ait yaklaşık 120 m2lik bir alana oturan
bir yapı bulunmaktadır. Dikdörtgen şeklindeki bu yapı iki katlı olup alt kat abdesthane
ve tuvaletler, üst kat ise Kuran kursu olarak düzenlenmiştir. Bizans kilisesinin
nartheks kısmı bu yapının altında bulunmaktadır. Yapının kuzey, kuzeybatı ve güneydoğu
köşelerinde üç adet tarihî çınar ağacı vardır. Meydanın kuzeybatısında şehrin
Rum yerleşiminden kalma tarihî bir çeşme yer almaktadır. Çeşme, Rum yerleşimi dönemi
şehir plânında Kenduria Vrisi olarak anılmaktadır. Dikdörtgen plânlı çeşmenin
dört köşesi yine dikdörtgen formlu plasterler ile süslenmiştir. Çeşme haznesinin bulunduğu
bölüm, üzerinde Korinth başlık tarzında yapılmış plaster başlıklarının bulunduğu
dikdörtgen formlu iki plasterle sınırlandırılmıştır. Bu plaster başlıkları üzerine beşik kemerli
bir alınlık yapılmış, alınlığın üzerine ise üç faskialı enine dikdörtgen bir mermer
tabla yerleştirilmiştir. Alınlık merkezinde hicri .!^ ^.q....., miladî 1889 ibaresi vardır. Bu
çeşmeden günümüzde de köy halkı tarafından yararlanılmaktadır.
Çeşmenin yapıldığı Rum yerleşimi döneminde bu meydan da Panagia Taksiarhis
Kilisesi olarak adlandırılan bir Rum kilisesinin varlığı söz konusudur (Plân: 3). Şehrin
Rum yerleşimi dönemindeki plânında tek apsisli olarak bazilikal (dikdörtgen) plânlı
kilise yapısı işaretlenmiştir. Bu plân tipi yarımadanın, Ballıpınar (Kocaburgaz) Köyü’nde
(Resim: 4) 1895; Narlı Köyü’nde ise (Resim: 5) 1898 yılında yapılmış olan kiliselerin
plân tipini işaret etmektedir. Yarımadanın bu iki farklı köyünde, aynı zamanda inşa
edilen bu iki kilise, stil özellikleri incelendiğinde, aynı usta tarafından yapıldığı anlaşılan,
bazilikal (dikdörtgen) plânlı, tek apsisli, içi ahşap sütunlarla üç nefe ayrılmış, ahşap
taban döşemli, kırma çatılı, nartheks bölümü ise yine tamamıyla ahşaptan iki katlı
olarak inşa edilmiş yapılardır. Günümüze oldukça yıpranmış bir şekilde ulaşan bu kiliselerin
plân tipi yarımada da geç dönem kiliselerinde sevilen bir plân tipidir. Bu düşün
cemizin nedeni ise bu iki köyün kiliselerinin haricinde bu plâna yakın plânlı kiliselerin
kalıntılarına diğer köylerde de rastlanmasıdır. Buradan yola çıkarak ve Karşıyaka’nın
Rum yerleşimi dönemindeki şehir plânında betimlenen özellikleri de dikkate alarak, Panagia
Taksiarhis Kilisesi’nin de bazilikal (dikdörtgen) plânlı, tek apsisli olabileceğini
söylemek yanlış olmasa gerektir. Öyle ise Panagia Taksiarhis Kilisesi’nin içinin ve çatısının
ahşaptan yapılmış olması muhtemeldir. 1900’lü yılların başında meydana gelen
yangında Peramos’un diğer yapıları gibi bu kilise de tahribata uğramıştır. Mübadeleden
sonra ise yangından harabeye dönen Rum kilisesinin yalnızca bir duvarının ayakta kaldığı
bilinmektedir. Kiliseye ait bu duvar da, alanın Cumhuriyet Meydanı olarak düzenlenmesi
sırasında tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Plân Tipi

Kazı sonucunda yapımızın yaklaşık 430 m2 alana oturan, doğu-batı istikametinde
uzanan güdük haç kollu formlu, üç nefli olması muhtemel, dışa çıkık olarak yapılmış
ortada ana apsis ve iki yan apsisli bir Bizans kilisesi olduğu anlaşılmıştır (Resim:
3). Kapıdağ Yarımadası ve Güney Marmara için ünik bir eser olan Karşıyaka Bizans Kilisesi,
kendisinden sonra yapılmış olan Panagia Faneromeni Manastır Kilisesi’nin
plânını oldukça etkilemiş olmalıdır.
1923 yılına kadar ayakta olan ve işlevini sürdüren Panagia Faneromeni Manastırı
bugün harabe halindedir. Kapıdağ’ın orta kısmında ve oldukça yüksek bir yerindeki
Kirazlı Yayla üzerinde bulunduğu için, günümüzde Kirazlı Manastırı adıyla anılmaktadır.
Manastır, Kirazlı Yayla’nın kuzeydoğusunda, oldukça geniş bir alan üzerine kuruludur.
Yaklaşık yüz odası bulunan bir komplekstir. Manastır kilisesi bu kompleksin güneydoğu
bölümünde yer alır. Kilisesi Karşıyaka Bizans Kilisesi gibi güdük haç kollu, ortada ana
apsis ve iki yan apsis olmak üzere üç apsisli olarak yapılmıştır (Plân: 6). Kirazlı Manastırı’nın
ölçüleri şöyledir; içten uzunluk 19.60 m., genişlik 12.80 m., haç kolu çıkıntı derinliği
0.90 m., haç kolu genişliği içten 5.70 m., haç kolu mesafesi içten doğu duvarına
6.60 m., batı duvarına 7.40 m. yan apsislerin yarıçapı 2.70 m. derinlikleri 1.35 m., ana
apsisin yarıçapı 5.60 m., derinlik 2.70 m., yapının duvar kalınlığı ise 0.75 m. olarak ölçülmüştür.
Duvar örgüsü temelde derzli moloz taş, üzerinde izodomik tuğla örgülüdür.
Bu iki kilisenin plânları bir iki küçük farklılığın dışında aynıdır. Bu farklardan ilki
Karşıyaka Bizans Kilisesi’nde apsisler arasında 2.40 m.lik bir açıklığın bulunmasıdır.
Kirazlı Manastırı Kilisesi’nde ise böyle bir açıklık bırakılmamıştır. Böylelikle manastır kilisesinde
yer alan apsis üçlemesine dıştan bakıldığında, yonca yaprağı görünümü verilmiştir
(Plân: 6). İkinci fark ise güdük haç kollarının derinliklerinde karşımıza çıkmaktadır.
Karşıyaka Bizans Kilisesi’nin haç kolu derinliği 1.50 m. iken, Kirazlı Manastırı Kilisesi’nde
haç kolu derinliği sığlaşmakta, 0.90 m.ye düşmektedir. Bu farklılık ise iki kilisenin
duvar kalınlıklarından kaynaklanmaktadır (Plân: 2). Karşıyaka Bizans Kilisesi’ne
oldukça güçlü bir görünüm veren 1.20 m.lik duvarları, manastır kilisesinde 0.75 m.ye
düşerek bu güçlü etkiyi yitirmekte, ancak düzgün tuğla işçiliğine uygun olarak manastır
kilisesi mimarîsine daha zarif bir hava katmaktadır (Plân: 2).
Bu iki kilise oturum alanları itibarıyla da aşağı yukarı aynıdır: Karşıyaka Bizans
Kilisesi’nin duvar genişliği içten 13.80 m. duvar uzunluğu içten 19.90 m. Kirazlı Manastırı
Kilisesi’nde duvar genişliği içten 12.70 m. duvar uzunluğu içten 19.60 m.dir. İçten
duvar uzunlukları 30 cm.lik çok küçük bir farkla aynıdır. Duvar genişliklerinde ise 1.10
m.lik bir farkla Karşıyaka Bizans Kilisesi daha geniştir. Karşıyaka Bizans Kilisesi 275
m2, Kirazlı Manastırı Kilisesi 249 m2 alana oturur. Alan itibarıyla aradaki fark yalnızca
26 m2dir. Bu iki kilisenin plân tiplerinin aynı olmasının yanı sıra ölçülerindeki bu benzerlikler
de geç dönem yapısı olan Kirazlı Manastırı Kilisesi’nin Karşıyaka Bizans Kilisesi’nden
oldukça etkilendiğini ortaya koymaktadır. Söz konusu bu etkilenme de en
azından Kirazlı Manastırı Kilisesi’nin yapıldığı yıllarda, Karşıyaka Bizans Kilisesi’nin
ayakta olduğunu kanıtlamaktadır.
Karşıyaka Bizans Kilisesi’nde kuzey ve güney duvarların oranları karşılaştırıldığında,
çok küçük sapmalar dışında, birbirini tuttuğu görülmektedir. Kilisenin oranları
güçlü duvarları ile uyum içerisindedir. Yapının bütünü gözden geçirildiğinde, bu güçlü
strüktür anlayışı hemen göze çarpmaktadır. Bu itibarla çok yetenekli bir ustanın elinden
çıktığı anlaşılmaktadır22 (Plân: 2).

A-III açmasında ortaya çıkan duvarın doğrultusu ana apsisin kuzey kenarını göstermekte
olup duvarın açma dışında da devam ediyor olması, muhtemelen narthekse
ve apsise kadar ulaşıyor olduğuna işaret etmektedir. Bu durum duvarın bir destek duvarı
olduğunu ve duvarın güneyinde aynı şekilde konumlandırılmış başka bir duvarın
olması gerekliliğini düşündürmektedir. Bu düşüncelerimiz doğru ise kilisenin üç sahınlı
bir plâna sahip olduğunu, ortaya çıkan duvarın da, kiliseyi sahınlara bölen sütunları
yumuşak olan zeminde sağlam bir şekilde taşımak için yapıldığını söylemek yanlış olmasa
gerektir23 (Plân: 2).
Kilisenin batı duvarının dış tarafında, üzerinde eski camiye ait bir yapı olması nedeniyle
kazı yapılamadığı için nartheks ve kilise girişi ile ilgili herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır.
Malzeme ve Teknik
Yapının duvarları kırmızı horasan harcı ile kesme taş, moloz taş ve tuğla ile örülmüştür.
Duvarlarda kullanılan taş malzemenin içerisinde sütun tamburları, sütun başlıkları
gibi Roma ve Erken Bizans Dönemine ait çeşitli mimarî elemanlar bazen kırılarak,
bazen de yekpare şekilde örgü malzemesi olarak kullanılmıştır. A-II açmasında duvar
örgüsünde kullanılan sütun tamburu in situ tespit edilmiştir (Plân: 1). Güney duvarın
batı tarafında hafriyat malzemesi içinde bulunan K. Env. No. 2, 3, 7, 8 başlıklar üzerinde
yoğun harç izi bulunmaktadır. Bu başlıklardan K. Env. No. 3 başlık caminin temel
hafriyatı sırasında kırıcıyla ortadan ikiye bölünmüştür. Üzerlerinde yer alan harç izleri
duvar örgü malzemesi olarak kullanıldıklarını düşündürmektedir.
Karşıyaka Bizans Kilisesi’nin duvarlarının dış kısmı oldukça düzgün örülmüştür.
Bu durum dış kısımda herhangi bir sıva olmadığını düşündürmektedir. Kilise duvarlarının
iç kısmı ise kalın bir sıva ile kaplı olmalıdır. Sıvanın üzeri Buon Fresko (Gerçek
Fresk) tekniği ile yapılan fresklerle süslenmiş ancak bu fresklerden birkaç küçük parçanın
dışında hiçbiri günümüze ulaşamamıştır (Resim: 8).
Kilisenin tabanında geometrik opus sectile döşeme kullanılmıştır (Resim: 2).
Dolgu toprak arasında rastlanan ve yapının neresinde kullanılmış olduğu belli olmayan
bir figürlü opus sectile panonun ise, apsis önünde kullanılmış olabileceği akla gelmektedir
(Resim: 7). Geometrik opus sectile döşemin altında yaklaşık 15 cm. kalınlığında,
oldukça kalın sayılabilecek kırmızı horasan harcından oluşan bir tabaka kullanılması,
suya dayanıklı olan horasan harcının zeminden gelebilecek rutubeti24, belki de suyu
kesebileceği düşüncesinden kaynaklanmış olsa gerektir.
Kazı bahsinde A-I açması, A-III açması (Plân: 1) ve Bizans mezarının içerisinde,
ortalama zeminden 0.60 m. derinlikte su ile karşılaşıldığını belirtmiştik (Plân: 5). Bu ise
bize kilisenin oturduğu zeminin oldukça yumuşak olduğunu ve yapımı üzerinden geçen
uzun seneler boyunca aşağı doğru oturduğunu göstermektedir. Bu oturmanın ne kadar
olduğunu kestirmek oldukça güçtür, ancak kilisenin temellerinin ortalama 0.40 m. kadar
suya gömülü olması, oturmanın en az 0.40 m. kadar gerçekleştiğini göstermektedir.
Zemin altından çıkan suyun nedeni: Karşıyaka’nın bir sahil kenti olması ve kilisenin
yapıldığı alanın denize olan uzaklığının 100 m. civarında bulunmasıdır. Bu nedenle
kazı sırasında kotları deniz seviyesi altına düşen noktalar su ile dolmaktadır.
Kilisenin batı duvarının iç tarafında intramural gömü tekniğinin uygulandığı belirlenmiştir.
Batı duvarının iç kısmında (Plân: 5) yer alan mezar opus sectile zemin sevi
yesinin 33 cm. altında yer aldığı için Bizans Dönemine aittir ve içerisinde bulunan üç
iskeletin kilise görevlilerine yahut başka önemli kişilere ait olduğu düşünülmelidir. Bizans
kiliselerinde ve onu takiben Rum kiliselerinde intramural gömü geleneği yaygın
olarak kullanılmış olup bu mezarın üst kısmında yer alan bölümde tabakalar halinde
basit kiremitli, muhtemelen Panagia Taksiarhis Kilisesi’nden kalma Rum mezarlarının
yer aldığı kazı bahsinde belirtilmiştir.

Yapım Tarihi

A-III açmasında saptanan duvarın üst seviyesine paralel durumdaki yangın tabakasının
altında benzerleri 6.-7. yüzyıla tarihlenen bir adet, camdan yapılmış Bizans
çubuk kandilinin dip parçası25 ve Bizans tipi gövdeden kulplu kandile ait bir adet kulp
parçası, yangın tabakası için terminus ante quem oluşturmaktadır. Yangın tabakası;
kalınlığının çok fazla olmaması ve bina içerisinde başka bir alanda rastlanmaması nedeniyle
basit bir yangını işaret etmektedir. Opus sectile zemin seviyesinin 20 cm. alt hizasına
rastlayan bu yangın, bina inşaatı sırasında ahşap artıkların yok edilmesi maksadıyla
yakılmasından ibaret olabilir. O halde kilise döşemesinin yapımını en erken 6.-
7. yüzyıla vermek doğru olmalıdır. Anadolu’da Helenistik Devirden itibaren Roma ve Erken
Bizans Dönemi yapıların da taban döşemi olarak geometrik opus sectilenin büyük
oranda kullanılmış olduğu görülmektedir26. M.S. 6. yüzyıldan itibaren döşeme mozaiği
genel olarak kaybolurken opus sectile, kilise donanımında Erken Bizans Döneminde
ortaya çıkar27. Bir kenarında antirelaklı düğüm motifi olan figürlü opus sectile parçanın
benzerleri de 7.-8. yüzyıla tarihlendirilmektedir.
Kilisenin duvar örgüsünde horasan harcı ile tuğla ve taş malzemenin birlikte kullanıldığı
görülmektedir. Bizans yapılarında umumiyetle rastlanan bu örgü siteminde örgü
taşlarının içerisinde devşirme malzeme kullanılması erken dönem özelliğidir28. Bizans’ın
geç dönemlerinde tuğla işçiliğinde simetri gelişmektedir.
Keramik parçaları, Geç Roma kâse dip parçaları, Orta ve Geç Bizans Dönemi
yeşil, sarı sırlı, sıraltı boyama, sırsız kazıma bezekli oldukça ufak parçalardır. Bunlar
yapının hemen her yerinin hafriyat sırasında kepçe ile karıştırılmış olması nedeniyle tarihlemede
yardımcı olamamaktadır.
Yapımızda dikkati çeken diğer bir Erken Bizans özelliği de apsisin iç ve dış hatlarının
yarım yuvarlak olmasıdır. 4. yüzyıla tarihlenen Seyitgazi Nakolea Kilisesi29 ile 4.-
5. yüzyıla tarihlenen Efes Meryem Kilisesi’nin30 apsisleri en erken örnekler olup içten
ve dıştan yarım yuvarlak formludur. Bu iki kilise de dışa çıkık tek apsisli örneklerdir. Yapımız
gibi dışa çıkık ortada ana apsis ve iki yan apsisli olan Burhaniye-Ören Adramytteion
Kilisesi31 de Erken Bizans’a tarihlenmekte olup her üç apsisinin iç ve dış hatları
da yarım yuvarlak plânlıdır.
Bütün bunlar göz önüne alındığında, Karşıyaka Bizans Kilisesi’ni, 6.-7. yüzyıllardan
sonraya, Erken Bizans sonu-Orta Bizans başlangıcı bir döneme yerleştirmek yerinde
olur.

BULUNTULAR

1-Sütun Başlığı-Mermer (Envanterlik)

Kalathos kısmı iki sıra akanthus yaprağı ile çevrili Korinth sütun başlığıdır. Kaulis çanağından çıkan
bakışımlı heliksler arasına gömülü abaküs çiçeği sapı üstte abaküs çiçeğine bağlanır. Abaküs
köşelerinden üç tanesi kırıktır. Üstte biri kanallı, 2 zıvana deliği vardır.
Yük.: 45 cm., Aç.: 41 cm., Üst: 65x66 cm.
M.S. 140-150, Antoninler Dönemi

2-Sütun Başlığı-Mermer (Etütlük)

İki sıra akanthus yaprağı ile çevrilidir. Oldukça aşınmış olup alt kısmı kırıktır. Üzerinde kanallı
bir zıvana deliği vardır. Üst kısmı altıgen formludur, bir parçası kopuktur. Duvarda kullanılmıştır,
akanthus yapraklarının arası derin hatlıdır. Horasan harcı izi vardır.
Yük.: 66 cm., Aç: 44 cm., Üst: 53x79 cm.
M.S. 140, Geç Hadrianus-Erken Antoninler Dönemi

3-Sütun Başlığı-Mermer (Envanterlik)

Korinth başlık olup yatay olarak ikiye bölünmüştür. Altta bir sıra akanthus yaprağı üstte ise uzun
yüzlerde 5, dar yüzlerde ise 4 adet uzun dil bezeği yer alır. Üst kısımda kanallı iki adet zıvana
deliği vardır. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
Yük.: 63 cm., Aç: 47 cm., Üst: 61x71 cm.
Erken Hadrianus Dönemi

4-Sütun Kaidesi-Mermer (Envanterlik)

İki torus, bir trokhilostan oluşan Attik-İon tipi sütun kaidesidir. Bir kısmı kırıktır.
69x51, 5 cm., Yük.: 27 cm., Çap: 57, 5 cm.
Roma Dönemi

5-Sütun Parças›-Mermer (Etütlük)

Silindirik formlu olup bir kısmı kopuktur. Aşağı doğru daralan formludur.
Yük.: 128 cm., Aç: 30 cm., Üst: 32 cm.
Bizans Dönemi

6-Sütun Parças›-Mermer (Etütlük)

Silindirik formlu olup üstte iki zıvana deliği vardır. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
Yük.: 72 cm., Aç: 31 cm.
Bizans Dönemi

7-Sütun Parças›-Mermer (Etütlük)

Silindirik formlu. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
Yük.: 72 cm., Aç: 34 cm.
Bizans Dönemi

8-Paye Başlığı-Mermer (Etütlük)

Dikdörtgen formlu başlıktır. Kabaca yontulmuştur. Bir kısmı (üst kenarları) kırıktır, alt tabla kısmında
bir silme yer alır. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
Yük.: 24 cm., Alt: 47x21 cm., Üst: 90x43 cm.
Bizans Dönemi

9-Paye Başlığı-Mermer (Etütlük)

Dikdörtgen formlu başlıktır. Bir kısmı kırıktır. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış
olmalıdır.
Yük.: 20, 5 cm., Alt: 32x35 cm., Üst: 63x45 cm.
Bizans Dönemi

10-Ambon Parças›-Mermer (Etütlük)

Kilise ambonuna ait parçadır. Üzerinde iç içe üçgen bezekler yer alır. Horasan harcı izi vardır.
Duvarda kullanılmış olmalıdır.
40x36x12 cm.
Bizans Dönemi

11-Figürlü Opus Sectile Parças› (Envanterlik)

Bir kenarında antirelaklı düğüm motifi olan pano parçasının orta kısmın, yarım daire kanal içerisinde,
kireç harcı ile mozaik şeklinde işlenmiştir. Orta kısmında daire formlu bir çukur bulunmakta
olup burada bulunması gereken mozaikli kısım ise ne yazık ki korunamamıştır.
48.5x30.7x8 cm.
7.-8. yüzyıl

12-Pano Parçası-Mermer (Etütlük)

Bir panonun kopmuş parçasıdır. Üzerindeki kenar bordüründe harf yüksekliği 3 cm. olan yazıt parçası
bulunmaktadır. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
40x36x12 cm.
Geç Roma Dönemi

13-Bezeme Parças›-Mermer (Etütlük)

Üzerinde bitkisel bezeme yer alır. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
69x28x18 cm.
Roma Dönemi

14-Sütunce Parçası-Mermer (Etütlük)

Üst kısmı dörtgen biçimli başlık, alt kısmı sekizgen formlu, başlık ve gövde arasında 3 yiv bulunmaktadır.
Başlık kısmı bitkisel bezeklerle süslenmiştir.
Yük.: 50, 5 cm., 20x20 cm., Çap: 20 cm.
Bizans Dönemi

15-Mimarî Parça-Mermer (Etütlük)

Üzerinde 5 cm. harf yüksekliğinde Rumca kitabe yer almaktadır. Çimento harcı izi vardır. Cami
duvarında kullanılmış olabilir.
35, 5x21, 5x12, 5 cm.
Osmanlı Dönemi

16-Mimarî Parça-Mermer (Etütlük)

Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
58x40x22 cm.
Bizans Dönemi

17-Mimarî Parça-Mermer (Etütlük)

Üzerinde dairesel bordür içinde dilimli rozet yer alır. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış
olmalıdır
44x30x14 cm.
Bizans Dönemi

18-Sütunce Başlığı-Mermer (Envanterlik)

Dikdörtgen formlu başlık aşağıya doğru daralmaktadır. Köşelerde ananas motifi, aralarda rozetler
yer alır. Harç izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
Aç: 19, 5 cm., Yük.: 20 cm., Üst: 25x25 cm.
Bizans Dönemi

19-Sütunce Parças›-Mermer (Etütlük)

Dikdörtgen formludur, aşınmıştır. Harç izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
40, 5x22x20 cm.
Bizans Dönemi

20-Sütun Bafll›¤› Parças›-Mermer (Etütlük)

Korinth sütun başlığı parçası üzerinde akanthus yer alır. Horasan harcı izi vardır. Duvarda kullanılmış
olmalıdır.
34, 5x29x32 cm.
Roma Dönemi

21-Aslan ayağı-Mermer (Etütlük)

Masa ayağı parçasıdır, Pençe ve ayak bileğinden ibarettir. Horasan harcı izi vardır. Duvarda
kullanılmış olmalıdır.
26x48x22 cm.
Roma Dönemi

22-Mezar Taşı Parçası-Mermer (Etütlük)

Kavuk kısmı kopuktur, silindir gövdeli olup kavukla birleşme yerinde saç örgüsü motifi yer alır.
Harç izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
Yük:25 cm., Çap:12 cm.
Osmanlı Dönemi

23-Paye Başlığı Parçası-Mermer (Etütlük)

Kırık olup fazlaca aşınmıştır. Harç izi vardır. Duvarda kullanılmış olmalıdır.
38x42x12 cm.
Bizans Dönemi

__________________________________________________________________________________________________________________________________________________

2 İzmir İli’nin en büyük ilçelerinde biri olan bugünki Karşıyaka İlçesi eskiden Peramos olarak anılmaktaydı. İstanbul’da
Beyoğlu kesimi, şehrin ilk iskân bölgesinin karşı tarafına düştüğü için Osmanlılar tarafından Yunanca öte anlamına
gelen Pera adı verilmiştir (Meydan Larousse Ans., 15. cilt, İstanbul, 1992, s.575).
3 Ulaşabildiğimiz sınırlı sayıdaki bilgiyi ise eski Erdek kaymakamlarından Araştırmacı Reşit Mazhar Ertüzün’den öğreniyoruz.
4 Ertüzün, R.M., Kap›da¤ Yar›madas› ve Çevresindeki Adalar, İst.,1999, s.246.
5 Ertüzün’ün 19. yüzyıl başlarında Kyzikos’la ilgili ilk araştırmaları yapan Hasluck’tan naklettiği bu bilgilerde yer alan
Türk savaşları; Selçuklu beylerinden Kutalmuş oğlu Süleyman’ın 1080 yılında Edincik ve Kyzikos’un idaresini kısa bir
süreliğine ele alması ve sonra Türkler’le başa çıkamayan Bizans İmparatoru 1. Aleksios Komnenos’un Papa II. Urban’a
bir heyet göndererek yardım istemesi ve bunun üzerine toplanan Haçlı ordusunun Kudüs’e bir sefer düzenlemesi,
ardından Kyizkos ve Edincik’in Türkler’in elinden çıkması şeklinde özetlenebilir. Haçlı ordusunun bu müdahalesi
Türkler’in Batı Anadolu’ya yerleşmelerini şüphesiz 1-2 yüzyıl geciktirmiştir.
6 Evliya Çelebi (Mehmet Ibn Derviş), Seyahatname, Cilt V, İstanbul, 1935, s.295.
7 Ertüzün, ayn› eser, s. 256.
8 Ertüzün, ayn› eser, s. 245.
9 Ertüzün, ayn› eser, s. 245.
10 Bilgi için bakınız; http//members.aol.com/Peramos/page 5. Kazımız sırasında en üst tabakada rastlanan yangın tabakası
bu bilgiyi doğrulamaktadır.
11 Karşıyaka İlköğretim Okulu kayıtlarından verilmiştir.
12 Kazımız sırasında kazı alanının güneyinde ortaya çıkarılan duvarların, kiliseyle bağlantısı olan bir yapıya ait olabileceği
gibi, başka kamu yapılarına da ait olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Böylesi büyük ölçekli
kamu yapıları olan bir yerleşim yerinin çok küçük olmasını düşünmemek de kanımca yanlış olmasa gerektir.
13 Günümüz Karşıyaka evlerinin duvarlarında, kapı önlerinde Bizans Dönemine ait çok sayıda mimarî eleman görmek
mümkündür.
14 Karşıyaka İlköğretim Okulu kayıtlarından verilmiştir.
15 Bkz. http/www.Aol.com./peramos-mcp
16 Karşılaştırma için bakınız plân-4.
17 Dedesi mübadeleden önce Karşıyaka’da 1890 veya 1892 yılında doğmuş olan Steve Chris Manitsas,
http/www.Aol.com. /peramos adlı internet sitesinde ailesinin Peramos (Karşıyaka)’taki geçmişinden bahsetmektedir.
Burada dedesinden naklettiği bilgilerde "doğum tarihi ikonların arkasında yazıyordu ama çoğu ilkokul çağlarında bir
yangın sırasında yıkıldı" ibaresinden, 1900-1905 yıllarında Karşıyaka’da Panagia Taksiarhis Kilisesi’nin de yıkıldığı bir
yangın olduğunu öğreniyoruz. Bu nedenle mübadele esnasında bu kilisenin yalnızca yıkıntıları ayakta kalmış olmalıdır.
18 Saltuk S., Arkeoloji Sözlü¤ü, İstanbul, 1990, s.62.
19 Cevat Başaran, “Kyzikos Korint Başlıkları”, Türk Arkeoloji Dergisi, Sayı 31, Ankara, 1997, s.10, 20, 40, res.8.
20 Musa Kadıoğlu, “Ankyra-Ulus Opus Sectileleri”, Türk Arkeoloji Dergisi, Sayı 31, Ankara, 1997, s.354.
21 Bunun nedeni ise, eğer bu kaide yapıyı neflere ayıran bir sütunun altında yer alıyorduysa, muhtemelen yan apsisle
ana apsis arasındaki doğrultuda bulunması gerekirdi.
22 Kazımız sonucu kilisenin kitabesine rastlamayışımız nedeniyle yapıyı inşa eden mimar ve yapım tarihi hakkında herhangi
bir bilgiye ulaşılamamıştır.
23 Ancak bu düşüncemizi doğrulayacak paralel bir duvarın varlığını saptamak ileriki yıllarda kazı çalışmaları tekrar başladığında
mümkün olacaktır.
24 Musa Kadıoğlu, “Ankyra-Ulus Opus Sectileleri”, Türk Arkeoloji Dergisi, Sayı 31, Ankara, 1997, s.355.
25 M. Fuat Özçatal, “1997 Yılı Seyitgazi İlçesi Mozaik kurtarma Kazısı”, VIII. Müze Kurtarma Kaz›lar› Semineri, Ankara,
1998, s.534, 535 çiz.3.
26 Kadıoğlu, ayn› eser, s.365.
27 Kadıoğlu, ayn› eser, s.367.
28 İznik surlarının Roma Dönemi’ne ait olan kısımları sadece tuğladan, Bizans Dönemine ait olan kısımları ise karışık
örgüden oluşur. Duvar örgüsündeki devşirme mermer bloklar 8. yüzyılda yapılan tamiratlarda kullanılmıştır. Laskarisler
Döneminde (13. yüzyıl), İmparator I.Theodoros’un (1204-1222) adına yazılmış bir methiyeden, ön sur duvarının
yapıldığı anlaşılmaktadır. Helenistik ve Roma Devrine ait harap eserlerden alınmış, işlenmiş veya blok kesme taşlar
surların birçok bölümlerinde görülebilir. Bilgi için bakınız: http/www.izikdefteri.com
29 Özçatal, ayn› eser, s.531, 539 çiz. 2.
30 Stefan Karwiese, “1996 Yılında Ephesos’ta Yapılan Kazı Onarım ve Araştırma Çalışmaları”, XIX. Kaz› Sonuçlar› Toplant›
s›, Ankara, 1998, s.733, 741 plân: 3.
31 Balıkesir Kuvay-i Milliye Müze Müdürlüğü’nün, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü”ne hitaplı 21.10.2003 gün 1144 sayılı
Doç. Dr. Engin Beksaç tarafından hazırlanan "Adramytteion Kaz› Raporu" Ek plân-1.

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim



__________________________________________________________________________________________________________________________________________________
Hasan ŞAHİN, Arkeolog, Bandırma Arkeoloji Müzesi, Balıkesir/TÜRKİYE
Kazı süresince ve kazı sonrasındaki çalışmalarımda katkılarıyla yardımda bulunan Kuvay-i Milliye Müzesi Müdürü Sayın
Neriman Özaydın’a, kazı sonrasındaki çalışmalarımda görüşlerinden yararlandığım Ege Üniversitesi, Sanat Tarihi
Bölümü, Bizans Sanatı Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Zeynep Mercangöz’e ve çalışma arkadaşlarına, Sanat
Tarihçisi Sayın Duygu Şahin’e, plân ve çizimlerde emeği geçen Teknik Ressam Sayın Şafak Şahin’e, kazı süresince
araç ve işçi desteğinde bulunan Karşıyaka Belediye Başkanı Sayın Nejdet Lafçı’ya, kazı giderlerini karşılayan
ve kazı süresince çalışmalara bizzat katılan Karşıyaka Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği yetkililerine teşekkür etmeyi
zevkli bir görev addediyorum.
forum-kurallari-t4741.html

Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.(Kasas 77)

yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ... LÜTFEN !!! kaçak kazılardan uzak duralım.
Kullanıcı avatarı
HayatAğacı
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 8798
Kayıt: 15 Şub 2010, 13:19

Dön ARKEOLOJİ KAZILARI

 


  • { RELATED_TOPICS }
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir