CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Bu Bölümün Amacı Muhtelif Konular Üzerinden Tartışarak Bilgimizi Derinleştirmektir

CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen D E Ş İ F R E 53 » 04 May 2010, 09:21

CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?
Kıymetli kardeşlerim,burada sizlere cinlerin nasıl bir yaratık olduğunu?nerde yaşarlar?ne yerler?toprak altına hükmederlermi?insan ve cin arasındaki özelliklerden bahsedeceğim,inş…
Soru 1-cinler nasıl bir yaratıktır?
Cinler ateşten yaratılıp,ışık hızıyla hareket eden bir varlıklardır..ömürleride bin yılı aşar.bazı cinlerinfazla ömürleri olduğundan dolayı geçmişten haberleri olur,fakat kesinlikle ve kesinlikle gelecekten haberi yoktur.burada sözümü ALLAH kelami olan kurana bırakıyorum:’’biz en yakın göğü bir zinetle yıldızlarla süsledik’’ ‘’ve onu itaat dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk’’ ‘’onlar mele-i A’la dinleyemezler:her yandan kendilerine (şıhablar,ışınlar atılır)’’ ‘’kovulurlar ,onlar için sürekli bir azab vardır’’ ‘’yalnız(meleklerin konuşmalarından)bir söz kapan olursa,onuda delici bir alev takip eder.’’(saffat süresi 6 ve 10 ayet)herşeyi bilen ancak ALLAHtır.’’onun ilmi yerleri ve gökleri kuşatmıştır’’(ayet) ‘’süleymanı ölümüne hükmettiğimiz zaman,onun öldüğünü ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi.(kurdun yemesiyle değnek çürüyüp de ona dayalı olan suleyman)anlaşıldı eğer cinler gaybı bilselerdi,o küçük düşürücü azab içinde kalmazlardı.’’(sebe 14 ayet)

Cinlerin bir çoğuda şeytanlardan olup,azda olsa içlerinden musluman olanıda vardır.insanlar gibi yerler ve insanlar gibi ürerler.toprak altına asla hükmedemezler.
‘’ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım’’(ayet)

Soru 2-cinlermi üstün?,insanlarmı?
Aslında bu soruyu iki şekilde ele alabiliriz…cinler mi insanlara hükmeder,insanlar mı cinlere hükmeder?
Bilindiği gibi mahlukatın en şereflisi insandır ...kainat insanın emrine sunulmuş,insana hizmet etmeyen bir tek canlı gösteremezsiniz.dolaylı yollardan insana hizmet eder.insanında en makbulu,en şerefliside efendimiz ‘’sizin en hayırlınız insanlara karşı en faydalı olanınızdır’’buyurmaktadır.

NOT:Aslın da bu konular uzundur.bizler konuyu açtık ve işaret ettik.konumuzla ilgili sorulacak birçok soru çıkarabilecek şekilde bıraktım.sizlerde konuyla ilgili hiç çekinmezden sormak istediğinizi sorabilirsiniz.kaynaklarıyla beraber cevap vermeye çalışacağız.
ResimYAPILAN YORUMLAR KESİN OLMAMAKLA BERABER TESPİT İÇİN ÖN BİLGİ AMAÇLIDIR,LÜTFEN KAÇAK KAZI YAPMIYALIM.
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
D E Ş İ F R E 53
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 2176
Kayıt: 03 May 2010, 23:50

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen D E Ş İ F R E 53 » 04 May 2010, 09:35

hz. süleyman'ın emrine verilen cinler

kur'an-ı kerim'de, hz. süleyman(a.s) hakkında nazil olan ayetlerde, cinleri emrinde çalıştırdığı bildirilmektedir. hz. süleyman, cinlerden teşkil ettiği işçilere, onların usta ve sanatkarlarına kaleler, burçlar, saraylar yaptırmış; heykeller, mabetler, mescitler yaptırılıp, bunlarla yemekler pişirilip halka ikram edilmiş ve insanlar, bu nimetler ve refah içerisinde tembelliğe zevk ve eğlenceye dalmadan çalışmaya ve kendilerine verilen nimetlere şükre davet edilmişlerdir. kur'anda, hz. süleymanın cinleri denizlerin diplerine dal ma işinde kullandığı da belirtilmektedir.


bizde cinleri nasıl çalıştırabiliriz :?: :lol: :lol: :lol:
ResimYAPILAN YORUMLAR KESİN OLMAMAKLA BERABER TESPİT İÇİN ÖN BİLGİ AMAÇLIDIR,LÜTFEN KAÇAK KAZI YAPMIYALIM.
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
D E Ş İ F R E 53
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 2176
Kayıt: 03 May 2010, 23:50

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen CaLDeRoN » 04 May 2010, 10:19

Güzel bilgiler üstad ama bu konu dediğiniz gibi çok geniş açılımlara geçmişten günümüze kadar uzanan hurafelerle insanların dilinde bi o yana bi bu yana geziyor hani çok popüler bir kaç söylenti vardır çok duyarız halk dilinde ( O altınları cinler koruyormuş ) -- (o gömülerin yerini cinler değiştiriyormuş)

Şayet ben bu gibi hurafelere bu güne kadar inanmadım inanmayıda aklımın ucundan geçirmiyorum tamamiyle sistemle alakalı şeyler bunlar allahın yarattığı bir varlığı gerekirse yüzyıllarca o kıymetli nesneleri korusunlar diyemi gönderdi cenab-ı hak herşeyin en mantıklısını insanoğlu ve diğer alemler için ince ince dokuyup sunmuştur fanilere bu konuda daha geniş kapsamlı yorumlarınızı bekliyoruz hocam.. yorumlarımda bir yanlışım varsa affola, saygılarımla...
''Kıyıyı gözden kaybetmeyi göze alamayan insan, Yeni okyanuslar keşfedemez''
Kullanıcı avatarı
CaLDeRoN
ÖzEL ÜyE
ÖzEL ÜyE
 
Mesajlar: 50
Kayıt: 23 Nis 2010, 01:11

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen D E Ş İ F R E 53 » 04 May 2010, 10:45

CaLDeRoN yazdı:Güzel bilgiler üstad ama bu konu dediğiniz gibi çok geniş açılımlara geçmişten günümüze kadar uzanan hurafelerle insanların dilinde bi o yana bi bu yana geziyor hani çok popüler bir kaç söylenti vardır çok duyarız halk dilinde ( O altınları cinler koruyormuş ) -- (o gömülerin yerini cinler değiştiriyormuş)

Şayet ben bu gibi hurafelere bu güne kadar inanmadım inanmayıda aklımın ucundan geçirmiyorum tamamiyle sistemle alakalı şeyler bunlar allahın yarattığı bir varlığı gerekirse yüzyıllarca o kıymetli nesneleri korusunlar diyemi gönderdi cenab-ı hak herşeyin en mantıklısını insanoğlu ve diğer alemler için ince ince dokuyup sunmuştur fanilere bu konuda daha geniş kapsamlı yorumlarınızı bekliyoruz hocam.. yorumlarımda bir yanlışım varsa affola, saygılarımla...

aynen dediğiniz gibi kardeşim...
cinci hocalarda bu işlerle uğraşıp vatandaşlara cinler yerini söyleyecek deyip kazdırır ve çıkmadımı,çinler yerini değiştirdi derler.madem cinlere hükmediyorsun niye yerini değiştirtiyorsun :alayci gülelimmi,ağlayalımmı bilmiyoruz :D
ResimYAPILAN YORUMLAR KESİN OLMAMAKLA BERABER TESPİT İÇİN ÖN BİLGİ AMAÇLIDIR,LÜTFEN KAÇAK KAZI YAPMIYALIM.
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
D E Ş İ F R E 53
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 2176
Kayıt: 03 May 2010, 23:50

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Burıal » 04 May 2010, 11:16

Geçenlerde calderon kardeşimle birlikte bir kaç sohbete nail olduk büyüklerimizle başlarına gelen olayları anltıyorlar define mazilerini, biryerde gömü varmış herkez biliyormuş ama kimse çıkarmaya cesaret edemiyormuş nedeni ise cinler taşlarla kovalıyormuş bunları vallahi aynen böyle anlatıyorlardı:)
hatta o cinci hocalık yapan soytarılar az kaldı adamın evini yıktırıcaklarmış :) daha neler neler...
araştırmadan okumadan bilgi sahibi olunmayacağını artık anlamamız gerekir diye düşünüyorum
saygılarımla..
Fayda sağlamayan bilgi, harcanmayan, hiç kimseye hayrı dokunmayan define gibidir.(Hadis)
Kullanıcı avatarı
Burıal
ÖzEL ÜyE
ÖzEL ÜyE
 
Mesajlar: 154
Kayıt: 17 Nis 2010, 12:10

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen CaLDeRoN » 04 May 2010, 12:51

EVET az daha kahkaha atacaktım kendimi zor tuttum biraz esprili şekilde tepkimi gösterdim Benim motorun kasklarını giyer haydi bismillah ya allah ne verdiyse gireriz içeri dedim abi adamların anlattıklarının %80 i bu şekilde hurafelerle dolu kafaları, hoca suya bakıyomuş okuyomuş pufluyomuş definenin yerini sana söylüyomuş e o zaman tüm hocalar bonkör olurdu namazı niyazı imamlığı bırakıp bu işleri yaparlar :) mantık işi değil bu işler
''Kıyıyı gözden kaybetmeyi göze alamayan insan, Yeni okyanuslar keşfedemez''
Kullanıcı avatarı
CaLDeRoN
ÖzEL ÜyE
ÖzEL ÜyE
 
Mesajlar: 50
Kayıt: 23 Nis 2010, 01:11

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Burıal » 04 May 2010, 12:54

:alayci
Fayda sağlamayan bilgi, harcanmayan, hiç kimseye hayrı dokunmayan define gibidir.(Hadis)
Kullanıcı avatarı
Burıal
ÖzEL ÜyE
ÖzEL ÜyE
 
Mesajlar: 154
Kayıt: 17 Nis 2010, 12:10

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 26 May 2010, 13:25

deşifre bey,
gönderdiklerimin hiçbirisi tekrar değildir. İki defa sildiğinizde de yarım sayfa kadar ilave vardır. Yazdıklarımın hepsi de özgün yazılardır. Araştırma ürünleri, şahsıma mahsus, istenirse delilleri de verilebilecek tesbitlerdir. Siz benden cinler söyledi şurada hazine var dememi mi bekliyorsunuz? Cinlere nasıl hükmedilebileceğini ifade edebilmem için bunların hepsini yazmam gerekiyordu. Bunlar hazır yazılar da değil. Önce word ortamındaki sayfama yazıp sonra sizinle paylaşmak istediğimde, orada yazımı geliştirdikçe kopyalayıp size gönderiyordum.
Sitenizdeki arkadaşları sanıyorum rahatsız ettim. Bilhassa sildiğiniz mesajımdaki cinleri köleleştirme arzusu ile ilgili bölüm hoşunuza gitmedi sanıyorum.
Siz kazılarınıza devam edin.
Rahatsızlık verdiğim için özür dilerim.
Yine de saygılarımla.
Celal
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen HayatAğacı » 26 May 2010, 13:34

celalettin 10 tane yazını sildim ve hepside aynı yazı....ilk bir kaçında belki yanlışlık olmuştur dedim ama devam ediyorsun aynı yazılara.... yapmam gerekenleri yaptım...silmekle yetindim ama halen devam ediyor baktım aynı yazılar...
yazma gereği duydum.... sorun aynı yazıların tekrarlanması... her seferinde değişik paragraf olsa mesele yoktur...
saygılarımla.
Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.(Kasas 77)

yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ... LÜTFEN !!! kaçak kazılardan uzak duralım.

Çoklu veya Tek Resim Yüklemek İçin Alternatif Linkler: http://www.ressim.net - http://imgur.com/
Kullanıcı avatarı
HayatAğacı
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 5424
Kayıt: 15 Şub 2010, 13:19

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen HayatAğacı » 26 May 2010, 23:25

Celâleddin yazdı:deşifre bey,
gönderdiklerimin hiçbirisi tekrar değildir. İki defa sildiğinizde de yarım sayfa kadar ilave vardır. Yazdıklarımın hepsi de özgün yazılardır. Araştırma ürünleri, şahsıma mahsus, istenirse delilleri de verilebilecek tesbitlerdir. Siz benden cinler söyledi şurada hazine var dememi mi bekliyorsunuz? Cinlere nasıl hükmedilebileceğini ifade edebilmem için bunların hepsini yazmam gerekiyordu. Bunlar hazır yazılar da değil. Önce word ortamındaki sayfama yazıp sonra sizinle paylaşmak istediğimde, orada yazımı geliştirdikçe kopyalayıp size gönderiyordum.
Sitenizdeki arkadaşları sanıyorum rahatsız ettim. Bilhassa sildiğiniz mesajımdaki cinleri köleleştirme arzusu ile ilgili bölüm hoşunuza gitmedi sanıyorum.
Siz kazılarınıza devam edin.
Rahatsızlık verdiğim için özür dilerim.
Yine de saygılarımla.
Celal


celalettin kardeş; yukarıdaki yazıyı ben yazdım....Allah razı olsun güzel yazmışsın..Emeklerine sağlık...Benim tek yaptığım aynı konuların benzerlerini silip tek konuyu bırakmamdır..... deşifre53 kardeşimiz ailesinin rahatsızlığından bir kaç gündür gelemiyor ve doğal olarakda cevap veya ekleme yapamadı....

sizden ricam yazılan konunun birebir aynısını yazmaz iseniz ve buna dikkat ederseniz sevinirim...yoksa forum kuralları dahilinde hepimiz aynı sorumlukuk içerisinde istediğimiz kadar yazabiliriz...umarım kalb kırılmammıştır...
saygılarımla...s.a
Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.(Kasas 77)

yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ... LÜTFEN !!! kaçak kazılardan uzak duralım.

Çoklu veya Tek Resim Yüklemek İçin Alternatif Linkler: http://www.ressim.net - http://imgur.com/
Kullanıcı avatarı
HayatAğacı
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 5424
Kayıt: 15 Şub 2010, 13:19

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 01 Haz 2010, 11:56

Son sildiğiniz yazıyı tekrar gönderiyorum. Sanıyorum dikkatinizden kaçtı. O 1130 sözçük idi. Bir önceki yazım olan yukarıdaki ise 667 sözcüktür. Bu yazımda 463 sözcük fazladır ve burada yeni bir konu olan cinlerin köleleştirilme niyeti ilave olarak işlenmiştir. Lütfen aşağıya koyacağım son yazım kalsın. Bu yazım da dahil hepsini siliniz. Müsade ederseniz yazımı tamamlayacağım. Yazımın son hali bu kadar. Herhangi bir yerden alınma değildir. Şu ana kadar olan bilgi birikimimle bu konuda bir deneme yazmaya çalışıyorum. İnşallah bitireceğim. as
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen D E Ş İ F R E 53 » 01 Haz 2010, 13:23

celaleddin kardeşim vermiş olduğunuz bilgileri takip ediyorum,gerçekten taktire şayan bilgiler veriyorsunuz...kardeşim bazı yerlerde ayet ve hadis destekli olsa daha tatmin edici olur...mesela ben cinleri çalıştırma konusunda bayağı bir araştırmam oldu fakat halen neticeye gidemedim...süleyman a.s. çalıştırmış :D bu konudaki bilgilerinizi dört gözle bekliyorum...kaynak verirseniz daha tatmin olacağımdan şüpheniz olmasın...saygılar kardeşim...
ResimYAPILAN YORUMLAR KESİN OLMAMAKLA BERABER TESPİT İÇİN ÖN BİLGİ AMAÇLIDIR,LÜTFEN KAÇAK KAZI YAPMIYALIM.
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
D E Ş İ F R E 53
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 2176
Kayıt: 03 May 2010, 23:50

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 01 Haz 2010, 14:59

Deşifre Bey,
Önce yazımı deneme olarak yazacağım. Denemede kaynaklar sade bir şekilde belirtilir, detaya inilmez. Önce deneme olarak yazımı bitireyim. Sonra makale haline getireceğim. Makalede delilleri güzelce belirtebilirim. Cinleri emir altına almanın iki yolu vardır. İkisini de sırayla belirteceğim.
Solmaz arkadaşın yaklaşımı doğrudur. O konuyu da açacağım. Çok yoğunum. Büro dışında olmam gerekiyor. Şimdi hemen yine çıkmak zorundayım.
Selamlar.
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen beyaz » 03 Haz 2010, 20:19

Ustalar yazılarınızı dikkatle takip ediyorum.faydalı bilgiler.
Duâ rahmetin, abdest namazın, namaz Cennetin anahtarıdır.
suSman zikirrr..konuŞman fiKirrrr.. baKıŞın ibReT oLsunnn!!!
Kullanıcı avatarı
beyaz
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 108
Kayıt: 11 May 2010, 18:16

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 12 Haz 2010, 16:01

CİNLER NASIL VARLIKLARDIR :?:

Melekler nurdan, cinler ateşten ve insanlarsa topraktan yaratılmıştır. Nur ilk ve en basit yapı taşıdır. Fakat ondan melekler gibi mükemmel varlıklar yaratılmıştır. Demek ki nurdan o kadar kompleks yapılar olabiliyor. Yani nur basitliğinden melekler gibi kompleks varlıklar olabiliyor.
Cinler de dumansız ateşten yaratılmışlardır. Dumansız olması ateşin özelliğini belirtmektedir. Yanma oksijenle olmaktadır. Oksijense bir element atomdur. Bildiğimiz bakır, demir gibi elementler de oksijenle yanarak oksitlenebilmektedirler. Bu oksitlenme halleri yanmanın en basitleridir. Yani demirin paslanması gibi haller en basit yanma halleridir. Duman yanmanın ürünüdür. O halde yanmanın olmadığı bir ateşten bahsedilmektedir. En basit yanma atom seviyesinde olduğuna göre, cinlerin yapı taşı olan ateş atom altı bir yapıda demektir. Cinlerde erkeklik dişilik, evlenme, kibir vb sıfatlar vardır. Bunlar da akıl sahibi olmayı da gerektirecek kadar kompleks bir yapıya sahip olmayı gerekli kılar.
Melek ve cinlerin yapı maddelerini tanımlayan bir ayet vardır. Orada mealen şöyle denmektedir: Şemsin ( güneşin) ziyası (ışığı), Kamerin (ayın) nuru.
Güneşin ışığı aydan yansımaktadır. Kur’an-ı Kerim, güneşten aya gelen ışığa ziya demektedir. Aydan yansıyana ise nur demektedir. İkisi de ayni şey değil ki farklı isimler kullanılmaktadır. Şemsin ziyası Kamerden yansırken değişime uğramaktadır. Bu sebeple de bu, farklı kelimeyle ifade edilmektedir. Farklı şeylere Kur’an’da farklı isimler verilir. Zaten doğal olan da budur. Böylece Kur’an Evrenin yapısı hakkında bize genel bir bilgi vermektedir. En azından Aya Güneşten gelenle yansıyanın ayni şey olmadığı bilgisini bize vermektedir.
Bu bilgi bile Kur’an’ın Allah’ın kitabı olduğunun yeterli delilidir.
Güneşin ışığı aydan yansıyınca başka bir isim aldığına göre, Güneşin ışığı yapı taşlarına dönüşüyor demektir. Yani nur ışığın yapı taşıdır. Buradan bunu anlayabiliriz. Şemsin ziyası ise dumansız ateş diye isimlendirilen cinlerin yapı maddesi olmalıdır. Şemsin ziyası atom altı yapıdadır. Nur ise ziya altı bir yapıdır. Muhtemelen de nurun hızı ışığın hızından çok daha fazladır. Nasıl ışıktan hızlı hiçbir madde yoksa, ışığın yapı taşı olan nur da ışıktan hızlı olmalıdır. Bunlara bağlı olarak da nurdan yaratılan melekler, ışıktan yaratılan cinlerden çok daha hızlı olmalıdır. Cinlerse potansiyel olarak meleklerden daha üstün olabilme kabiliyetlerine sahiptirler. İnsanın fıtraten meleklerden ve cinlerden daha üstün olduğu gibi.
İnsanlar topraktan yaratılmıştır. Fakat toprak değildir. Ayni şekilde melekler nur değildir, cinler de ışık değildir. Onlar yalnızca yapı maddeleridir. İnsanın yapı maddesinin toprak olduğu gibi. Bundan yalnızca ilk insanın toprak olarak yaratıldığı düşünülmemelidir. Bütün insanlar ve şu an da topraktan yaratılmaktadır. İnsanın bütün yapı taşları topraktandır. Toprakta olan bütün element ve moleküller her insanda da vardır. Fakat toprakla insan arasında müthiş bir mükemmellik farkı vardır. Tamamen topraktan yaratıldığı halde, başka bir madde katkısı olmadığı halde ondan çok çok farklıdır ve onda göremeyeceğimiz özelliklere sahiptir.
Ayrıca insanla toprak arasında çok farklı yapılanmalar vardır. Mikro canlılar, bitkiler, hayvanlar vs. şeklinde. Bunların en mükemmeli de insandır. Zaten yaratıkların en mükemmeli insandır. O şerefli bir yaratıktır. İnsanla toprak arasında çok farklı varlıklar olduğu gibi cinlerle dumansız ateş ve nur ile melekler arasında da çok farklı varlıklar olabilir. Öyle de olmalıdır. Yani insanların aleminde çok varlı varlıklar olduğu gibi, cinlerin ve meleklerin aleminde de çok farklı varlıklar olmalıdır.
İnsanlar fıtraten meleklerden de cinlerden de üstündür. Cinlere iş yaptırabilecek kabiliyettedir. Bu potansiyel herkeste de vardır. O potansiyelini kullanan, cini kendisinin emrinde çalıştırabilir. Ama o potansiyelimizin açığa çıkarılması gereklidir. Ancak o potansiyelini kullanabilecek duruma gelen bu işi yapabilir. O kabiliyetimiz ortaya çıkarılmadan bunun olması mümkün değildir. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi çok farklı yapılardayız. Zaten Süleyman aleyhisselamın hikayesini (masal değil; yaşanmış) Kur’an’da okuduğumuzdan anladığımıza göre herkes bunu yapabilecek durumda değildir. Herkes bunu yapabilecek durumda olsa idi kim Belkıs’ın tahtını getirebilir değil, kim getirir diye sorardı. Herkesin getiremeyip, ancak ehil olanlar getirebileceği için böyle denmiştir. Cinlerden biri tahtından kalkıp tekrar oturana kadar, insanlardan birisi ise gözünü açıp kapayana kadar getirebilirim demiş ve tahtı hemen getirmiştir.
Her cin uzak mekandan bir tahtı, oturup kalkma zamanında getirebilme kabiliyetine sahip değildir. Bir cinin bunu yapabildiğini öğrenince sanki bütün cinler yapabiliyormuş gibi düşünülüyor.
Cinler doğar büyür ve ölürler. Cinsiyetleri vardır. Evlenirler, çocukları olur. Yerler içerler. Kendilerine göre düşünebilecek beyinleri vardır. Müslüman’ı, kafiri, cahili, akıllısı, alimi, zalimi, tembeli, çalışkanı vb vardır. Analarından doğunca hepsi ayni beceride ve hazır bilgilerle donanmış olarak doğmuyorlar. Ayni insanlar gibi potansiyel kabiliyetlerini kendilerini yetiştirerek açığa çıkarıyorlar. Birinin bildiğini hepsi bilmiyor. Hepsinin bilgileri becerileri ayrı ayrıdır. Yani insanlarda olduğu gibi. Dolayısıyla bir cinin bildiğini bütün cinler biliyor şeklinde düşünmemek lazımdır.
Ayrıca cinlerin ve insanların yapı maddeleri çok farklı olduklarından birbirlerini fark etmeleri, görebilmeleri mümkün değildir. Normali böyledir. Çünkü cinlerin yapı maddeleri atom altı parçacıklardır. İnsanlar ise atom ve moleküllerden yapılanmıştır. Dolayısıyla çok farklı alemlerde yaşamaktadırlar.
Cinlerin ne olduğunu bilmemiz için bunların bilinmesi gerekir. Bunlar da faydasız bilgiler değildir. İman amelden üstün olduğu gibi doğru bilgiler hazine bulmaktan daha değerlidir. Zaten hazine bulmak da ön bilgilere sahip olmayı gerekli kılar. Bunlar da varlığı; evreni anlamaya yönelik bilgilerdir.
Cinleri emrimizde kullanmaktan amacımızın, onlara kölelik yaptırmak olduğunu fark etmeliyiz. En azından bir hazine bulana kadar. Bir defa köle kullanınca, efendilikten vazgeçemeyiz. Rahatlığa alışırız. İnsan fıtratı böyledir. Bir cine bir defa hazine bulduran, daha sonra başka hazineler bulmak için onu köle olarak kullanmaya devam etmeyecek mi? Hatta başka işlerinde de kullanmaya başlamayacak mı?
Cinler köleleştirilebilir. Çünkü insanlar onlardan daha mükemmel olduğu halde köleleştirilebiliyor. Biliyorsunuz kölelik kaldırılmamıştır, şekil değiştirmiştir. Bugün çalışanlar bile işverenin kölesi değil mi? Hatta kölelik hukukuna bile sahip olmadan çalışmıyorlar mı? Birçok işçi kölelik haklarına bile razı değil mi? Razı. Çünkü kölelerin en azından barınma, yeme içme gibi temel ihtiyaçlarını giderememe sıkıntıları yok. Bu haklara sahip olmayan; çalışma şartlarına göre de hiçbir zaman sahip olamayacak ne kadar kişi var. Hatta onların o yetersiz şartlarında çalışmaya hazır işsizler var. Kölelik sorgulanmadan öyle benimsenmiş ki, bir işçi işverenine anlamak için dahi:
-Sen kiracılarından kira bedellerini oturacakları ayın başında istediğin halde, biz personellerine niye çalıştığımız ayın sonunda maaş veriyorsun.
Diye soramaz. Hatta böyle bir şey ne personelin ne de işverenin aklına bile gelmez. Çünkü işveren için personel de kiracısı da onun kölesidir, şartları efendi belirler, kölelerin şart belirlemeye hakları yoktur.
Kölelik insan için de cin için de aynıdır. İkisi de nefis taşırlar. Ayrıca cinler ateşten yaratıldıkları için genel olarak kibirli varlıklardır. Cinlerden olan şeytan, kibrinden dolayı hala tövbe etmemiştir. Kendini beğenenleri köleleştirmekse zordur. Nitekim insanların da hepsi personel statüsünde değildir. Bunun gibi, cinlerin de önemli bir kısmı emir altına girmekten hoşlanmazlar. Yani her cin emir altına alınamayabilir. Sonra niye senin emrine girsin ki? Bunu gerekli kılacak bir sebep olmalıdır.
Şu da bilinmelidir: Maaşla bir kişinin yanında çalışılmamalı demiyorum. Çalışma şartları en azından kölelik hukukunun şartlarını sağlamalıdır. İnsan, yediğinden yediriyor, giydiğinden de giydiriyor olabilmesi için, personeli de bireysel ihtiyaçları için aynı satın alma şartlarına sahip olmalıdır. Yani 25/05/10 tarihi itibariyle bir işveren aile ihtiyaçları için 3.000-tl civarında harcama yapmaktadır. Bu durumda, yanında çalışanların da eline geçen net maaş bu civarda veya işverenin aylık aile giderleri kadar olmalıdır. Ayrıca, kiraların peşin alındığı gibi maaş da alın teri kurumadan alınmış olması için, çalışılacak ayın maaşı peşin verilmelidir.
Bu çalışmamla cinler nasıl emrimizde çalıştırılabilir konusuna da açıklık getireceğim. Azmeden herkes bunu yapabilir.
Cinler ve insanlar, iki şekilde emir altına alınabilir. Bunlardan birisi sihirdir.
Sihir
Haktan uzaklaşmak. Bâtıl şeyi hak diye göstermek. Şeklinde tanımlanan sihr, orijinal Kur’an kelimesidir. Yani Kur’an’da geçen bir konudur. Bu sebeple bunun olduğuna, olabileceğine inanmak gerekir. Yapılmasının yasak olması, ona inanmamayı gerektirmez. Öyle bir şey olmasa bunu yapmayın denmez. Ancak yapılabilecek şeyler yasaklanır. O halde bu da yapılabilir demektir.
Müminle kafir arasındaki en bariz fark, birisi ihya edici, diğeri ise yıkıcıdır. Ne yaparsak, yaptığımız şey ya ihya edicidir veya yıkıcıdır. Her yaptığımız şey böyledir. O halde her yaptığımızın bu niteliğine dikkat edip, o işin ihya edicisi olmalıyız.
Buhari’nin hadis kitabında peygamber efendimiz:
-Helake sürükleyen yedi şeyden biri sihirdir.
Demektedir. Helak oluşsa yıkılıştır, bozuluştur, haktan uzaklaşmaktır. Sihir de bozmadır, zarar vermedir, düzensizliğe sebep olmadır. Günümüzde sihirin anlaşılır tam karşılığı bilgisayarlardaki virüs programlarıdır. Bunlara sihir programları deseniz de yanlış olmaz. Virüs programlarının özellikleri neyse, sihrin de özellikleri aynıdır. Anti virüs programları da sihir bozmaktır. Ayni işlevi görmektedir.
Virüs programı ile, ofis programları asıl işlevini yapamaz hale gelirler. Anti virüs programı ile de ona engel olursunuz. Ekseriya virüs programlarının yapıcılarıyla, anti virüs programlarının satıcıları aynidir. Çünkü, onları satabilmek için virüs programlarının varlığı gereklidir. Bu sebeple de ikisi de tavsiye edilmez. Virüs programı niteliğindeki sihirle de insanın veya cinin vücut yapısını bozarsınız. Öyle ki sağlıklı düşünemez hale gelirler. Yani bir nevi onları aptallaştırırsınız. Aklı gideren her şey haramdır. Bu sebeple sihir de haramdır.
Virüs programı yapanlar kendilerini nasıl gizleme ihtiyacı hissediyorlarsa, sihir yapanlar da sihircilikleriyle ulu orta övünemezler. Kendilerini gizlerler. Gizli gizli faaliyetlerini icra ederler.
Sürekli davranışlar, insanın karakterini şekillendirici özelliğe sahiptir. Sihirle, başkalarının psikolojik sağlığını sürekli bozmakla uğraşanların, bir müddet sonra kendi akıl, muhakeme sağlıkları da bozulur. Başkalarına yaptıklarının durumuna kendisi de düşer. Hatta çok ısrarcı olursa, kalbi mühürlenip, iman etme kabiliyetini bile kaybedebilir.
Virüs programı yapmak yazılımcı olmayı gerektirir. Bu, bilgisayarcılıkta bir ilimdir. Sihir yapmak için de aynı şekilde bilgilenmek gerekir. Virüs programında olduğu gibi, bozmanın kurallarını da öğrenmek gerekir. İşte bu nispette sihir yapabilmek için de bu konuda ilim sahibi olmak gerekir. Yani bozmanın ilmini de bilmek gerekir. Hani bir mimar aylarca uğraşarak 7 katlı bir bina yapar, sonra bir bozguncu gelir, temeline bir bomba koyarak bir anda onu yıkar. O konuda da bomba ve nitelikleri, bina için yeterli miktarı gibi bilgilere sahip olmak gereklidir.
Yani, sihirle cinleri emriniz altına almanız için o konuda bilgi sahibi olmalısınız. O bilgilerinizin içinde, bir nefsin normal işleyişini bozacağınızı da bilmek olmalıdır. Yani en az bir kişiye zarar vermeyi göze alacaksınız. Siz de bir kişisiniz. Kendinize bir cin veya insan tarafından sihir yapılarak sağlıklı düşünmenizin engellenmesini istermisiniz?
Cinleri ve insanları emrimiz altına almanın bir de helal; faydalı, ihya edici yolu vardır. Süleyman aleyhisselamın yaptığı gibi.

İlim (Bilim)
İlmin Tanımı:
İlim, Evren’in düzeninin bilgisidir. Onun da tam karşılığı Levh-i Mahfuz’dur. Levh de Evren’in genetiğidir. İnsandaki genetik ne işlev görüyorsa Evren’de de Levh aynı işlemi görür. Bilgisayarlardaki işletim programı gibidir. İşletim programları korunan programlardır. Herhangi bir ofis programında çalışırken işletim programına zarar verilemez. Her ofis programı, işletim programında çalışmak zorunda olduğu halde, onda yapılan bir işlemle işletim programına zarar verilemez. Bu sebeple işletim programına korunan program da denebilir. Levh-i Mahfuz da muhafaza edilen levha; korunan program anlamına gelmektedir. Yani bilgisayarlardaki işletim programı ne ise Evren’deki Levh de o özelliktedir. İlimle ilgili her türlü bilgi de Levh’le ilgilidir. Öyle de olmak zorundadır. Levh’de her şeyle ilgili bilgi olduğundan, her şeyle ilgili bilgi de Levh’le ilgili demektir. Kısacası, ilim, Levh hakkında bildiklerimizden ibarettir. Bilmediklerimiz de öğrenecebileceğimiz, henüz bize açılmamış bilgilerdir; gaybdır.
İlim Sahibi Olma Yolları:
1. Bilimsel Bilgi
İnsanlık tarihi boyunca, insanların araştırarak, deneyerek elde ettikleri bilgileri insanlığın ortak mirası olarak kitaplarda ve okullarda toplamasıyla elde edilen bilgiler topluluğudur. Bunlar Evrenle ilgili bilgilerdir. Yani Levh hakkında insanlığın ortak bilgisidir. Akademik bilgiler bunlardandır.
2. Ledün İlmi
İnsanın bildiğini yaşamında uygulamasıyla yeni bilgiler elde etmesidir. İnsan bildiği ile amel ederse Allah ona bilmediklerini öğretir. Bu da yaşayarak elde edilen bilgidir. Aynen laboratuarda deney yaparak elde edilen bilgidir. Hatta daha üstün bilgidir. Çünkü bilgi yerinde uygulanarak o bilginin uygulamasından sonra otomatik olara elde edilen yeni bir bilgi söz konusudur.
Hayat
Herkes hayatından sorumludur. Herkesin hayatı yaşayışı da ayni değildir. İnsanın bilgilenmesi, yaşamına tefekkürü kattığı ölçüde fazlalaşır. Karşılaştığı olaylar karşısında düşünerek, mevcut bilgileriyle değerlendirerek en güzeli yapmaya yönelerek yaşamını güzelleştiren kişinin bilgisi ve karakteri diğer insanlardan çok fazla gelişmiş olgunluktadır.
Akıl sahipleri, düşünerek, yaşadıklarını değerlendirerek bilgi sahibi olurlar. Bilgi sahibi olmak için illa akademik ortamlarda bulunmak gerekmiyor. Herkes her zaman bilgi sahibi olabilecek imkanlara her şeyiyle sahiptir. Bu sebeple ilk insanlardan son insanlara kadar herkes hayatının hesabını verecek mükellefiyettedir. Böyle olduğundan insanlar her zaman için ilim sahibi idiler.
Yani akademik ortamların olmadığı zamanlarda da insanlar, insanları ve cinleri emirleri altına alacak bilgiye sahip olabiliyorlardı. Cinleri emrimiz altına almak için illa ilmin gelişmesi gerekmez. Bu sebeple daha önceleri de bu gerçekleştiriliyormuş.
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen HayatAğacı » 14 Haz 2010, 12:38

celalettin kardeş, senin konun bayağı uzayacak... senin yazılarından üyelerimizin faydalanabilmesi için en güzel yeni bir başlık açmanızdır....

yeni bir başlık açın ve her yeni ekleme yapacağınızda cevapla ile yeni konunuzu yazın...bir önceki konuyla beraber yazmayın...sadece yeni konuyu cevapla ile yazın... böylelikle üyelerimizde kısa kısa yeni bilgileri usanmadan okuma fırsatı bulurlar...yoksa bir konu komple olunca sıkıcı olur ve kimse okumaya yanaşmaz....saygılarımla.
Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.(Kasas 77)

yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ... LÜTFEN !!! kaçak kazılardan uzak duralım.

Çoklu veya Tek Resim Yüklemek İçin Alternatif Linkler: http://www.ressim.net - http://imgur.com/
Kullanıcı avatarı
HayatAğacı
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 5424
Kayıt: 15 Şub 2010, 13:19

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 30 Haz 2010, 14:52

Sayın Hayat Ağacı,
Konum bitmek üzere. Burada başladım, burada bitireyim isterim. Aşağıya biraz daha ilave ediyorum. Bundan sonra sanıyorum bir iki ilave daha olur. İlaveleri de ayrı olarak yayınlıyorum. Bu yazıyı bitirebilirsem, sanıyorum bir iki soru olabilir. Onlara cevap verir ve bu konuyu bitiririm. Sonra, 'zegin olmanın yolları için danışmanlık' tarzında bir konu başlatmayı düşünüyorum. O zaman yeni bir başlık açarız ve sitenin yapısına uygun olarak geliştiririz.
Saygılarımla.
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 30 Haz 2010, 15:05

Cinlerin Sihir İle Etkilenmesi
Süleyman aleyhisselam zamanında, iki kişi, isteyenlere sihir yapmayı öğretmiştir. Muhtemelen sihir ilk defa o zaman yapılmaya başlanmıştır. Sihirle birinci derecede karı kocanın arasının açılması hedeflenmiştir. Buna benzer konularda da kullanılmış olabilir. Fakat asıl sihir yapanlar kendilerine zarar vermişlerdir. Çünkü sihirde bozmak vardır. Kafirlerin karakteristik özelliği de bozmaktır. Bu sebeple sihir yapanın zamanla kalbi mühürlenecek kıvama gelebilir. Sihir yapıp da iflah olan yoktur.
İnsanların geçmiş zamanlarda öğrendikleri sihiri kullanarak, cinleri hazinelerinin korumasında görevlendirdikleri söylenmiştir. Bu sebeple hazine arayıcıları, zorluklarla karşılaştıklarında, o hazinenin cinlerce korunuyor olabileceğini düşünmüşlerdir. Bunlar hazine aramadaki bilgi azlığının ve hedefe ulaşmadaki çabuk yılgınlığın neticesidir. Zaten hazine arayıcılarının genel karakteristiği kolay zengin olmak isteyenlerdir. Bunlar zorluğa tahammül edebilen kişiler değildir. Öyle olmasa zorlukla karşılaşınca hemen, burayı cinler koruyor olabilir diyerek arayışından vazgeçmezdi. Hazineyi gizleyenler, onun kolay bulunmaması için çeşitli tedbirler almaktadırlar. Onlar da insan pisikolojisini bilmektedirler. İnsanların biraz zorlukla karşılaşınca, gayretlerinin kırıldığını bilmektedirler. Hazinelerini saklarlarken, onlar da zor bulunmasını sağlayacak gerekli tedbirler almaktadırlar.
Farzedelim ki bir hazinin korunması ile bir veya birkaç cin görevlendirildi. Kimse başkasının köleliğine gönüllü razı olmayacağı gibi cinler de köleliklerinin sürmesini istemez. Onlarda da bizim gibi nefis vardır. İlk fırsatta zorla yaptırılan hazine bekçiliğinden kurtulmak isteyeceklerdir. Üstelik bizim için kıymetli olan şeylerin onların nezdinde hiçbir değeri yoktur. Hatta onların kölelik sebebidirler. Bu sebeple de hazine koruyuculuğundan kurtulmak için sebep ararlar. En kötü şartlarla sihir yapanın ölmesiyle, üzerlerindeki sihir de bozuluyor olmalıdır. Çünkü Süleyman a.s. vefat edince, önce cinler onun vefat ettiğini anlamamışlardır bile. Vefat ettiğini anladıklarında da Süleyman a.s.’mın çevresinden dağılmışlardır. Ekseriya aranan hazinelerin sahipleri de ölmüş kimselerdir. Hazine sahibi ölünce de cinler onun etkisinden kurtulacakları için hazine bekçiliğini de hemen bırakırlar.
Hazine aranırken, yeri güzel tespit edilmeli, vasıflı cihaz kullanılmalı, sabırlı olunmalı, hazineyi gizleyenin yerinde siz olsanız başkaları tarafından bulunmasını nasıl engelleyebileceğinizi düşünmelisiniz. Cihazımızın bozuk olup olmadığını da arasıra kontrol etmeliyiz. Hatta sizden önce bir başkası tarafından bulunmuş da olabilir. Zaten gizleyenler, orada ebedi kalsınlar diye koymuyorlar. Bizzat gizleyen kimse tarafından alınmış da olabilir. Ekseriya da, çevrenin şartlarına göre ilk akla gelebilecek yeri gömmek için tercih etmezler.
İnsanların Ve Cinlerin Güzel Bir Şekilde İtaat Etmeleri
Sihir, cinleri ve insanları etkimiz altına almanın kötü ve yasak bir yoludur. İnsan ve cinler çevremizde isteyerek, severek toplanırlar ve bize itaat ederlerse bu güzel bir şeydir. İstenen bir durumdur. Bunu nasıl sağlayabiliriz?
İnsan ahseni akvîm ve esfeli safilin hallerinde yaratılmıştır. Yani en iyi hal de en kötü hal de insanda görülebilir. Ona o özellikler verilmiştir. Sihiri kullanan, kötü halini kullanmış olur. Güzel hallerini kullanan ise olgunlaşır; kemale erer. Üstünlük kemal iledir.
Kemal sahibi olan, insanları ve cinleri kendisine celbeder. Onlar da onun gibi olmak için çevresinde toplanırlar. Onu kendilerine örnek alırlar. Onun gibi olmak için ondan gelen her türlü talebi, yol göstermeyi, nasihati emir telakki ederler.
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen D E Ş İ F R E 53 » 30 Haz 2010, 19:21

celaleddin hocam vermiş olduğunuz bilgileri taktirle karşılıyom ve üye kardeşlerimizinde celaleddin hocamın yazı dizisini muhakkak okumalarını öneriyom...
ayrıca celaleddin hocam yazmış olduğunuz yazıları daha okunaklı olması bakımından düzenleme yaptım fakat yazınıza müdahale edilmişmi gibilerden kalbinizden kesinlikle bişey geçmesin bir harfını dahi burda hiçbirimiz değiştirmeyiz,kaldıki yazınız, bayağı bir vaktımı almasına rağmen baştan sona zevkle okudum ve bunun gibi defineci kardeşlerimizi ilgilendiren bilgi paylaşımlarınızı zevkle bekliyorum saygılarımı sunuyorum... ALLAH razı olsun..
ResimYAPILAN YORUMLAR KESİN OLMAMAKLA BERABER TESPİT İÇİN ÖN BİLGİ AMAÇLIDIR,LÜTFEN KAÇAK KAZI YAPMIYALIM.
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
D E Ş İ F R E 53
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 2176
Kayıt: 03 May 2010, 23:50

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 01 Tem 2010, 12:30

Deşifre bey iltifatlarınıza teşekkür ederim. Yazının devamı olarak, 'Nasıl İnsanı Kâmil Olunur?' tarzında kısa bir çalışma yapmayı düşünüyorum. İnşallah vakit bulabilirim.
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen D E Ş İ F R E 53 » 01 Tem 2010, 12:42

Celâleddin yazdı:Deşifre bey iltifatlarınıza teşekkür ederim. Yazının devamı olarak, 'Nasıl İnsanı Kâmil Olunur?' tarzında kısa bir çalışma yapmayı düşünüyorum. İnşallah vakit bulabilirim.

çok memnun oluruz celaleddin hocam ama bu yazacak olduğunuz konuyu buraya değilde islamiyetle ilgili formumuz var oraya başlık açarsanız memnun oluruz...saygılar... :gül
birde bey olamadık,ilk okul mezunuyum... :komik :komik
ResimYAPILAN YORUMLAR KESİN OLMAMAKLA BERABER TESPİT İÇİN ÖN BİLGİ AMAÇLIDIR,LÜTFEN KAÇAK KAZI YAPMIYALIM.
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
D E Ş İ F R E 53
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 2176
Kayıt: 03 May 2010, 23:50

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 21 Tem 2010, 12:47

CİNLER NASIL VARLIKLARDIR?

Melekler nurdan, cinler ateşten ve insanlarsa topraktan yaratılmıştır. Nur ilk ve en basit yapı taşıdır. Fakat ondan melekler gibi mükemmel varlıklar yaratılmıştır. Demek ki nurdan o kadar kompleks yapılar olabiliyor. Yani nur basitliğinden melekler gibi kompleks varlıklar olabiliyor.
Cinler de dumansız ateşten yaratılmışlardır. Dumansız olması ateşin özelliğini belirtmektedir. Yanma oksijenle olmaktadır. Oksijense bir element atomdur. Bildiğimiz bakır, demir gibi elementler de oksijenle yanarak oksitlenebilmektedirler. Bu oksitlenme halleri yanmanın en basitleridir. Yani demirin paslanması gibi haller en basit yanma halleridir. Duman yanmanın ürünüdür. O halde yanmanın olmadığı bir ateşten bahsedilmektedir. En basit yanma atom seviyesinde olduğuna göre, cinlerin yapı taşı olan ateş atom altı bir yapıda demektir. Cinlerde erkeklik dişilik, evlenme, kibir vb sıfatlar vardır. Bunlar da, akıl sahibi olmayı gerektirecek kadar kompleks bir yapıya sahip olmayı gerekli kılar.
Melek ve cinlerin yapı maddelerini tanımlayan bir ayet vardır. Orada mealen şöyle denmektedir: Şemsin ( güneşin) ziyası (ışığı), Kamerin (ayın) nuru.
Güneşin ışığı aydan yansımaktadır. Kur’an-ı Kerim, güneşten aya gelen ışığa ziya demektedir. Aydan yansıyana ise nur demektedir. İkisi de ayni şey değil ki, farklı isimler kullanılmaktadır. Şemsin ziyası Kamerden yansırken değişime uğramaktadır. Bu sebeple de, farklı kelimeyle ifade edilmektedir. Farklı şeylere Kur’an’da farklı isimler verilir. Zaten doğal olan da budur. Böylece Kur’an Evrenin yapısı hakkında bize genel bir bilgi vermektedir. En azından Aya Güneşten gelenle yansıyanın ayni şey olmadığı bilgisini bize vermektedir.
Bu bilgi bile Kur’an’ın Allah’ın kitabı olduğunun yeterli delilidir.
Güneşin ışığı aydan yansıyınca başka bir isim aldığına göre, Güneşin ışığı yapı taşlarına dönüşüyor demektir. Yani nur ışığın yapı taşıdır. Buradan bunu anlayabiliriz. Şemsin ziyası ise dumansız ateş diye isimlendirilen cinlerin yapı maddesi olmalıdır. Şemsin ziyası atom altı yapıdadır. Nur ise ziya altı bir yapıdır. Muhtemelen de nurun hızı ışığın hızından çok daha fazladır. Nasıl ışıktan hızlı hiçbir madde yoksa, ışığın yapı taşı olan nur da ışıktan hızlı olmalıdır. Bunlara bağlı olarak da nurdan yaratılan melekler, ışıktan yaratılan cinlerden çok daha hızlı olmalıdır. Cinlerse potansiyel olarak meleklerden daha üstün olabilme kabiliyetlerine sahiptirler. İnsanın fıtraten meleklerden ve cinlerden daha üstün olduğu gibi. Şunu da bilmelidir ki hız yalnızca bir özelliktir. Hızı fazla olan daha üstündür denemez. Üstünlük özelliklerin toplamıyla değerlendirilir. Böyle olunca yukarıdaki değerlendirmede bir sıkıntı yoktur.
İnsanlar topraktan yaratılmıştır. Fakat toprak değildir. Ayni şekilde melekler nur değildir, cinler de ışık değildir. Onlar yalnızca yapı maddeleridir. İnsanın yapı maddesinin toprak olduğu gibi. Buradan, yalnızca ilk insanın toprak olarak yaratıldığı düşünülmemelidir. Bütün insanlar ve şu an da insanlar, topraktan yaratılmaktadır. İnsanın bütün yapı taşları topraktandır. Toprakta olan bütün element ve moleküller her insanda vardır. Fakat toprakla insan arasında müthiş bir mükemmellik farkı vardır. Tamamen topraktan yaratıldığı ve başka bir madde katkısı olmadığı halde ondan çok farklıdır. Ayrıca, onda göremeyeceğimiz özelliklere sahiptir.
Birde, insanla toprak arasında çok farklı yapılanmalar vardır. Mikro canlılar, bitkiler, hayvanlar vs. şeklinde. Bunların en mükemmeli de insandır. Zaten yaratıkların en mükemmeli insandır. O şerefli bir yaratıktır. İnsanla toprak arasında çok farklı varlıklar olduğu gibi, cinlerle dumansız ateş ve nur ile melekler arasında da çok farklı varlıklar olabilir. Öyle de olmalıdır. Yani insanların aleminde çok farklı varlıklar olduğu gibi, cinlerin ve meleklerin aleminde de çok farklı varlıklar olmalıdır.
İnsanlar fıtraten, meleklerden de cinlerden de üstündür. Cinlere iş yaptırabilecek kabiliyettedir. Bu potansiyel herkeste vardır. O potansiyelini kullanan, cini kendisinin emrinde çalıştırabilir. Ama o potansiyelimizin açığa çıkarılması gereklidir. Ancak o potansiyelini kullanabilecek duruma gelen bu işi yapabilir. O kabiliyetimiz ortaya çıkarılmadan bunun olması mümkün değildir. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi çok farklı yapılardayız. Zaten Süleyman aleyhisselamın hikayesini (masal değil; yaşanmış) Kur’an’da okuduğumuzdan anladığımıza göre, herkes bunu yapabilecek durumda değildir. Herkes bunu yapabilecek durumda olsa idi, kim Belkıs’ın tahtını getirebilir değil, kim getirir diye sorardı. Herkesin getiremeyip, ancak ehil olanlar getirebileceği için böyle denmiştir. Cinlerden biri, tahtından kalkıp tekrar oturana kadar, insanlardan birisi ise, gözünü açıp kapayana kadar getirebilirim demiş ve tahtı hemen getirmiştir.
Her cin uzak mekandan bir tahtı, oturup kalkma zamanında getirebilme kabiliyetine sahip değildir. Bir cinin bunu yapabildiğini öğrenince sanki bütün cinler yapabiliyormuş gibi düşünülüyor.
Cinler, doğar büyür ve ölürler. Cinsiyetleri vardır. Evlenirler, çocukları olur. Yerler içerler. Kendilerine göre düşünebilecek beyinleri vardır. Müslüman’ı, kafiri, cahili, akıllısı, alimi, zalimi, tembeli, çalışkanı vb vardır. Analarından doğunca hepsi ayni beceride ve hazır bilgilerle donanmış olarak doğmuyorlar. Ayni insanlar gibi, potansiyel kabiliyetlerini, kendilerini yetiştirerek açığa çıkarıyorlar. Birinin bildiğini hepsi bilmiyor. Hepsinin bilgileri becerileri ayrı ayrıdır. Yani insanlarda olduğu gibi. Dolayısıyla bir cinin bildiğini bütün cinler biliyor, şeklinde düşünmemek lazımdır.
Ayrıca cinlerin ve insanların yapı maddeleri çok farklı olduklarından, birbirlerini fark etmeleri, görebilmeleri mümkün değildir. Normali böyledir. Çünkü cinlerin yapı maddeleri atom altı parçacıklardır. İnsanlar ise atom ve moleküllerden yapılanmıştır. Dolayısıyla çok farklı alemlerde yaşamaktadırlar.
Cinlerin ne olduğunu bilmemiz için bunların bilinmesi gerekir. Bunlar da faydasız bilgiler değildir. İman, amelden üstün olduğu gibi, doğru bilgiler, hazine bulmaktan daha değerlidir. Zaten hazine bulmak da ön bilgilere sahip olmayı gerekli kılar. Bunlar da varlığı; evreni anlamaya yönelik bilgilerdir.
Cinleri emrimizde kullanmaktan amacımızın, onlara kölelik yaptırmak olduğunu fark etmeliyiz. En azından bir hazine bulana kadar. Bir defa köle kullanınca, efendilikten vazgeçemeyiz. Rahatlığa alışırız. İnsan fıtratı böyledir. Bir cine bir defa hazine bulduran, daha sonra başka hazineler bulmak için onu köle olarak kullanmaya devam etmeyecek mi? Hatta başka işlerinde de kullanmaya başlamayacak mı?
Cinler köleleştirilebilir. Çünkü insanlar onlardan daha mükemmel olduğu halde köleleştirilebiliyor. Biliyorsunuz kölelik kaldırılmamıştır, şekil değiştirmiştir. Bugün çalışanlar bile işverenin kölesi değil mi? Hatta kölelik hukukuna bile sahip olmadan çalışmıyorlar mı? Birçok işçi kölelik haklarına bile razı değil mi? Razı. Çünkü kölelerin en azından barınma, yeme içme gibi temel ihtiyaçlarını giderememe sıkıntıları yok. Bu haklara sahip olmayan; çalışma şartlarına göre de hiçbir zaman sahip olamayacak, ne kadar kişi var. Hatta onların o yetersiz şartlarında çalışmaya hazır işsizler var. Kölelik sorgulanmadan öyle benimsenmiş ki, bir işçi işverenine anlamak için dahi:
-Sen kiracılarından kira bedellerini oturacakları ayın başında istediğin halde, biz personellerine niye çalıştığımız ayın sonunda maaş veriyorsun?
Diye soramaz. Hatta böyle bir şey ne personelin, ne de işverenin aklına bile gelmez. Çünkü, işveren için personel de, kiracısı da onun kölesidir, şartları efendi belirler, kölelerin şart belirlemeye hakları yoktur.
Kölelik insan için de, cin için de aynıdır. İkisi de nefis taşırlar. Ayrıca cinler ateşten yaratıldıkları için genel olarak kibirli varlıklardır. Cinlerden olan şeytan, kibrinden dolayı hala tövbe etmemiştir. Kendini beğenenleri köleleştirmekse zordur. Nitekim insanların da hepsi personel statüsünde değildir. Bunun gibi, cinlerin de önemli bir kısmı emir altına girmekten hoşlanmazlar. Yani her cin emir altına alınamayabilir. Sonra niye senin emrine girsin ki? Bunu gerekli kılacak bir sebep olmalıdır.
Şu da bilinmelidir: Maaşla bir kişinin yanında çalışılmamalı demiyorum. Çalışma şartları en azından kölelik hukukunun şartlarını sağlamalıdır. İnsan, yediğinden yediriyor, giydiğinden de giydiriyor olabilmesi için, personeli de bireysel ihtiyaçları için aynı satın alma şartlarına sahip olmalıdır. Yani 25/05/10 tarihi itibariyle bir işveren aile ihtiyaçları için 3.000-tl civarında harcama yapmaktadır. Bu durumda, yanında çalışanların da eline geçen net maaş bu civarda veya işverenin aylık aile giderleri kadar olmalıdır. Ayrıca, kiraların peşin alındığı gibi maaş da alın teri kurumadan alınmış olması için, çalışılacak ayın maaşı peşin verilmelidir.
Bu çalışmamla cinler nasıl emrimizde çalıştırılabilir konusuna da açıklık getireceğim. Azmeden herkes bunu yapabilir.
Cinler ve insanlar, iki şekilde emir altına alınabilir. Bunlardan birisi sihirdir.
Sihir
Haktan uzaklaşmak. Bâtıl şeyi hak diye göstermek. Şeklinde tanımlanan sihr, orijinal Kur’an kelimesidir. Yani Kur’an’da geçen bir konudur. Bu sebeple bunun olduğuna, olabileceğine inanmak gerekir. Yapılmasının yasak olması, ona inanmamayı gerektirmez. Öyle bir şey olmasa bunu yapmayın denmez. Ancak yapılabilecek şeyler yasaklanır. O halde bu da yapılabilir demektir.
Müminle kafir arasındaki en bariz fark, birisi ihya edici, diğeri ise yıkıcıdır. Ne yaparsak, yaptığımız şey, ya ihya edicidir veya yıkıcıdır. Her yaptığımız şey böyledir. O halde her yaptığımızın bu niteliğine dikkat edip, o işin ihya edicisi olmalıyız.
Buhari’nin hadis kitabında peygamber efendimiz:
-Helake sürükleyen yedi şeyden biri sihirdir.
Demektedir. Helak oluşsa yıkılıştır, bozuluştur, haktan uzaklaşmaktır. Sihir de bozmadır, zarar vermedir, düzensizliğe sebep olmadır. Günümüzde sihirin anlaşılır tam karşılığı bilgisayarlardaki virüs programlarıdır. Bunlara sihir programları deseniz de yanlış olmaz. Virüs programlarının özellikleri neyse, sihrin de özellikleri aynıdır. Anti virüs programları da sihir bozmaktır. Ayni işlevi görmektedir.
Virüs programı ile ofis programları asıl işlevini yapamaz hale gelirler. Anti virüs programı ile de ona engel olursunuz. Ekseriya virüs programlarının yapıcılarıyla, anti virüs programlarının satıcıları aynidir. Çünkü onları satabilmek için, virüs programlarının varlığı gereklidir. Bu sebeple de ikisi de tavsiye edilmez. Virüs programı niteliğindeki sihirle de, insanın veya cinin vücut yapısını bozarsınız. Öyle ki sağlıklı düşünemez hale gelirler. Yani bir nevi onları aptallaştırırsınız. Aklı gideren her şey haramdır. Bu sebeple sihir de haramdır.
Virüs programı yapanlar kendilerini nasıl gizleme ihtiyacı hissediyorlarsa, sihir yapanlar da sihircilikleriyle ulu orta övünemezler. Kendilerini gizlerler. Gizli gizli faaliyetlerini icra ederler.
Sürekli davranışlar, insanın karakterini şekillendirici özelliğe sahiptir. Sihirle, başkalarının psikolojik sağlığını sürekli bozmakla uğraşanların, bir müddet sonra kendi akıl, muhakeme sağlıkları da bozulur. Başkalarına yaptıklarının durumuna kendisi de düşer. Hatta çok ısrarcı olursa, kalbi mühürlenip, iman etme kabiliyetini bile kaybedebilir.
Virüs programı yapmak, yazılımcı olmayı gerektirir. Bu, bilgisayarcılıkta bir ilimdir. Sihir yapmak için de aynı şekilde bilgilenmek gerekir. Virüs programında olduğu gibi, bozmanın kurallarını da öğrenmek gerekir. İşte bu nispette, sihir yapabilmek için de, bu konuda ilim sahibi olmak gerekir. Yani bozmanın ilmini de bilmek gerekir. Hani bir mimar aylarca uğraşarak 7 katlı bir bina yapar, sonra bir bozguncu gelir, temeline bir bomba koyarak bir anda onu yıkar. O konuda da bomba ve nitelikleri, bina için yeterli miktarı gibi bilgilere sahip olmak gereklidir.
Yani, sihirle cinleri emriniz altına almanız için o konuda bilgi sahibi olmalısınız. O bilgilerinizin içinde, bir nefsin normal işleyişini bozacağınızı da bilmek olmalıdır. Yani en az bir kişiye zarar vermeyi göze alacaksınız. Siz de bir kişisiniz. Kendinize bir cin veya insan tarafından sihir yapılarak sağlıklı düşünmenizin engellenmesini ister misiniz?
Cinleri ve insanları emrimiz altına almanın bir de helal; faydalı, ihya edici yolu vardır. Süleyman aleyhisselamın yaptığı gibi.

İlim (Bilim)
İlmin Tanımı:
İlim, Evren’in düzeninin bilgisidir. Onun da tam karşılığı Levh-i Mahfuz’dur. Levh de Evren’in genetiğidir. İnsandaki genetik ne işlev görüyorsa, Evren’de de Levh aynı işlemi görür. Bilgisayarlardaki işletim programı gibidir. İşletim programları korunan programlardır. Herhangi bir ofis programında çalışırken işletim programına zarar verilemez. Her ofis programı, işletim programında çalışmak zorunda olduğu halde, onda yapılan bir işlemle işletim programına zarar verilemez. Bu sebeple işletim programına korunan program da denebilir. Levh-i Mahfuz da muhafaza edilen levha; korunan program anlamına gelmektedir. Yani bilgisayarlardaki işletim programı ne ise Evren’deki Levh de o özelliktedir. İlimle ilgili her türlü bilgi de Levh’le ilgilidir. Öyle de olmak zorundadır. Levh’de her şeyle ilgili bilgi olduğundan, her şeyle ilgili bilgi de Levh’le ilgili demektir. Kısacası, ilim, Levh hakkında bildiklerimizden ibarettir. Bilmediklerimiz de öğrenebileceğimiz, henüz bize açılmamış bilgilerdir; gaybdır.
İlim Sahibi Olma Yolları:
1. Bilimsel Bilgi
İnsanlık tarihi boyunca, insanların araştırarak, deneyerek elde ettikleri bilgileri insanlığın ortak mirası olarak kitaplarda ve okullarda toplamasıyla elde edilen bilgiler topluluğudur. Bunlar Evrenle ilgili bilgilerdir. Yani Levh hakkında insanlığın ortak bilgisidir. Akademik bilgiler bunlardandır.
2. Ledün İlmi
İnsanın bildiğini yaşamında uygulamasıyla yeni bilgiler elde etmesidir. İnsan bildiği ile amel ederse Allah ona bilmediklerini öğretir. Bu da yaşayarak elde edilen bilgidir. Aynen laboratuarda deney yaparak elde edilen bilgidir. Hatta daha üstün bilgidir. Çünkü bilgi yerinde uygulanarak o bilginin uygulamasından sonra otomatik olara elde edilen yeni bir bilgi söz konusudur.

Hayat
Herkes hayatından sorumludur. Herkesin hayatı, yaşayışı da ayni değildir. İnsanın bilgilenmesi, yaşamına tefekkürü kattığı ölçüde fazlalaşır. Karşılaştığı olaylar karşısında düşünerek, mevcut bilgileriyle değerlendirerek en güzeli yapmaya yönelerek yaşamını güzelleştiren kişinin bilgisi ve karakteri diğer insanlardan çok fazla gelişmiş olgunluktadır.
Akıl sahipleri, düşünerek, yaşadıklarını değerlendirerek, bilgi sahibi olurlar. Bilgi sahibi olmak için, illa akademik ortamlarda bulunmak gerekmiyor. Herkes her zaman bilgi sahibi olabilecek imkanlara her şeyiyle sahiptir. Bu sebeple ilk insanlardan son insanlara kadar herkes hayatının hesabını verecek mükellefiyettedir. Böyle olduğundan insanlar her zaman için ilim sahibi idiler.
Yani akademik ortamların olmadığı zamanlarda da insanlar, insanları ve cinleri emirleri altına alacak bilgiye sahip olabiliyorlardı. Cinleri emrimiz altına almak için illa ilmin gelişmesi gerekmez. Bu sebeple daha önceleri de bu gerçekleştiriliyormuş.
Peygamber efendimiz de tefekkürle yaşayarak ilim sahibi olmaya en iyi örnektir. Her hangi bir akademik kariyeri olmadığı halde, bütün insanlığın en bilgini ve en üstün karakterlisidir. Üstelik bilgisi Süleyman Aleyhisselam’dan çok üstün olduğu halde, cinleri onun gibi emrinde çalıştırmamıştır. Böyle yapmayı tercih etmemiştir. Bu durum, Süleyman Aleyhisselamı küçültmez. Muhammed Aleyhisselam’ın üstün karakterini gösterir. Bu, onu en üstün insan kılan özel vasıflarından yalnızca biridir.

Cinlerin Sihir İle Etkilenmesi
Süleyman aleyhisselam zamanında, iki kişi, isteyenlere sihir yapmayı öğretmiştir. Muhtemelen sihir ilk defa o zaman yapılmaya başlanmıştır. Sihirle birinci derecede karı kocanın arasının açılması hedeflenmiştir. Buna benzer konularda da kullanılmış olabilir. Fakat asıl sihir yapanlar kendilerine zarar vermişlerdir. Çünkü sihirde bozmak vardır. Kafirlerin karakteristik özelliği de bozmaktır. Bu sebeple sihir yapanın zamanla kalbi mühürlenecek kıvama gelebilir. Sihir yapıp da iflah olan yoktur.
İnsanların geçmiş zamanlarda öğrendikleri sihiri kullanarak, cinleri hazinelerinin korumasında görevlendirdikleri söylenmiştir. Bu sebeple hazine arayıcıları, zorluklarla karşılaştıklarında, o hazinenin cinlerce korunuyor olabileceğini düşünmüşlerdir. Bunlar hazine aramadaki bilgi azlığının ve hedefe ulaşmadaki çabuk yılgınlığın neticesidir. Zaten hazine arayıcılarının genel karakteristiği, kolay zengin olmak isteyenlerdir. Bunlar zorluğa tahammül edebilen kişiler değildir. Öyle olmasa, zorlukla karşılaşınca hemen, burayı cinler koruyor olabilir, diyerek arayışından vazgeçmezdi. Hazineyi gizleyenler, onun kolay bulunmaması için çeşitli tedbirler almaktadırlar. Onlar da insan psikolojisini bilmektedirler. İnsanların biraz zorlukla karşılaşınca, gayretlerinin kırıldığını bilmektedirler. Hazinelerini saklarlarken, onlar da zor bulunmasını sağlayacak gerekli tedbirler almaktadırlar.
Farzedelim ki bir hazinenin korunması ile bir veya birkaç cin görevlendirildi. Kimse başkasının köleliğine gönüllü razı olmayacağı gibi, cinler de köleliklerinin sürmesini istemez. Onlarda da bizim gibi nefis vardır. İlk fırsatta, zorla yaptırılan, hazine bekçiliğinden kurtulmak isteyeceklerdir. Üstelik bizim için kıymetli olan şeylerin, onların nezdinde hiçbir değeri yoktur. Hatta onların kölelik sebebidirler. Bu sebeple de hazine koruyuculuğundan kurtulmak için sebep ararlar. En kötü şartlarla sihir yapanın ölmesiyle, üzerlerindeki sihir de bozuluyor olmalıdır. Çünkü Süleyman a.s. vefat edince, önce cinler onun vefat ettiğini anlamamışlardır bile. Vefat ettiğini anladıklarında da Süleyman a.s.’mın çevresinden dağılmışlardır. Ekseriya aranan hazinelerin sahipleri de ölmüş kimselerdir. Hazine sahibi ölünce de cinler onun etkisinden kurtulacakları için hazine bekçiliğini de hemen bırakırlar.
Hazine aranırken, yeri güzel tespit edilmeli, vasıflı cihaz kullanılmalı, sabırlı olunmalı, hazineyi gizleyenin yerinde siz olsanız başkaları tarafından bulunmasını nasıl engelleyebileceğinizi düşünmelisiniz. Cihazımızın bozuk olup olmadığını da ara sıra kontrol etmeliyiz. Hatta sizden önce bir başkası tarafından bulunmuş da olabilir. Zaten gizleyenler, orada ebedi kalsınlar diye koymuyorlar. Bizzat gizleyen kimse tarafından alınmış da olabilir. Ekseriya da, çevrenin şartlarına göre, ilk akla gelebilecek yeri, gömmek için tercih etmezler.

İnsanların Ve Cinlerin Güzel Bir Şekilde İtaat Etmeleri
Sihir, cinleri ve insanları etkimiz altına almanın kötü ve yasak bir yoludur. İnsan ve cinler çevremizde isteyerek, severek toplanırlar ve bize itaat ederlerse, bu güzel bir şeydir. İstenen bir durumdur. Bunu nasıl sağlayabiliriz?
İnsan ahseni takvîm ve esfeli safilin hallerinde yaratılmıştır. Yani en iyi hal de en kötü hal de insanda görülebilir. Ona, o özellikler verilmiştir. Sihiri kullanan, kötü halini kullanmış olur. Güzel hallerini kullanan ise olgunlaşır; kemale erer. Üstünlük kemal iledir.
Kemal sahibi olan, insanları ve cinleri kendisine celbeder. Onlar da, onun gibi olmak için çevresinde toplanırlar. Onu, kendilerine örnek alırlar. Onun gibi olmak için ondan gelen her türlü talebi, yol göstermeyi, nasihati emir telakki ederler.

Nasıl İnsanı Kâmil Olunur?


İsterim


Aşk
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen Celâleddin » 21 Tem 2010, 12:52

Deşifre Bey,
Yukarıya yazımın hepsini bir araya getirerek gönderdim. Bütünlük olması için. Ayrıca sondaki üç konu başlığı ile konuyu sonlandırabilirim. Bir prf. arkadaş yazımı inceleyecek. Onun e- postasına versiyon farkından dolayı açılabilir mesaj gönderemedim. O da buradan yazımı inceleyecek. Lütfen yazımı yayınlayınız. İsterseniz diğer yazılarımın hepsini silebilirsiniz. Ayrıca "hazine sahibi olmanın yolları" tarzında bir başlık açacağım. Onu hangi bölümde açmam uygun olur?
Saygılarımla.
Kullanıcı avatarı
Celâleddin
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 30
Kayıt: 07 May 2010, 17:49

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen D E Ş İ F R E 53 » 21 Tem 2010, 13:03

[quote="Celâleddin"]Deşifre Bey,
Yukarıya yazımın hepsini bir araya getirerek gönderdim. Bütünlük olması için. Ayrıca sondaki üç konu başlığı ile konuyu sonlandırabilirim. Bir prf. arkadaş yazımı inceleyecek. Onun e- postasına versiyon farkından dolayı açılabilir mesaj gönderemedim. O da buradan yazımı inceleyecek. Lütfen yazımı yayınlayınız. İsterseniz diğer yazılarımın hepsini silebilirsiniz. Ayrıca "hazine sahibi olmanın yolları" tarzında bir başlık açacağım. Onu hangi bölümde açmam uygun olur?
Saygılarımla.[/quo te]
celaleddin hocam emeğinize sağlık,desteklerinizden dolayı minnettarım.''hazine sahibi olmanın yolları''araştıralım tartışalım bölümüne yeni bir başlık açarak yazabilirsiniz...sizin bu yazınızı sabitledim,bundan sonraki yazınızıda sabitleriz inş...ALLAH razı olsun...saygı bizden...
ResimYAPILAN YORUMLAR KESİN OLMAMAKLA BERABER TESPİT İÇİN ÖN BİLGİ AMAÇLIDIR,LÜTFEN KAÇAK KAZI YAPMIYALIM.
Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
D E Ş İ F R E 53
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 2176
Kayıt: 03 May 2010, 23:50

Re: CİNLER NASIL BİR YARATIKTIR?

Mesajgönderen alp 80 » 23 Tem 2010, 10:22

insanı kamil olmak için, once bir insan-ı kamil bulmak ve onu tanımak,onu taklıt etmek,kendine ögretmen,rehber etmek,çorbasından içmeek gerek diye bıliyorum.
Hiç bilenlerle,bilmeyenler,bir olurmu ?
Kullanıcı avatarı
alp 80
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 750
Kayıt: 20 May 2010, 15:16
Konum: osmanıye

Sonraki

Dön ARAŞTIRALIM TARTIŞALIM

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir