Balta Sembolü - İşareti

Define Sembolleri
HayatAğacı
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
Mesajlar: 10522
Kayıt: 15 Şub 2010, 12:19
Has thanked: 1 time
Been thanked: 63 time
İletişim:

Balta Sembolü - İşareti

Mesajgönderen HayatAğacı » 20 Şub 2010, 12:24

Balta sembolleri mezar sembollerinden dir....


Çift taraflı balta (ya da bazen biri aşağı, diğeri yukarı bakan, birleşmiş, bir çift boynuz tam bir çift taraflı baltayı meydana getirir) bir ilahi yete uyan eski bir Girit simgesidir ki Girit’te bu kült çok güçlüydü; Kutsal Boğa. Bu balta Labris ismini taşırdı ve çok eski bir geleneğe göre, Greklerin Ares-Dionisos (Ares-Dionisos: Grek mitolojisinde evreni yaratan, Kaos’tan çıkaran Tanrı) olarak isimlendirdiği, ilk piramidi açan Tanrı’nın silahı oldu.
Hikaye şöyle: İlk zamanların en eski Tanrısı Ares-Dionisos yeryüzüne çıkar. Henüz hiç bir şey yaratılmamıştır, hiç bir şey biçimlenmemiştir, sadece karanlık vardır. Ama göklerden Ares- Dionisos’a bir silah bahşedilir, bu Labris’dir ve onunla dünyayı dövmesi gerektiğinden bahsedilir.
Bu karanlıkların ortasında Ares-Dionisos etrafta yürümeye başlar. Şu bağlamda bu tuhaftır; güncel bilimin de keşfettiği gibi, karanlıkta kalındığında ve hangi yerde bulunulduğu bilinmediği zaman, ya da büyük bir yere çıkılmak istendiği zaman, ilk önce etrafta yürüme eğilimi gösterilir; tıpkı kaybolunduğunda yapıldığı gibi.
Bu bağlamayı yapıyoruz çünkü başından beri, insanlar var olduğundan beridir bugün bile hala koruduğumuz aforizmalarla labirentin anlamı arasında bir bağ kurmak istiyoruz. İşte; Ares-Dionisos etrafta baltası ile beraber yürümeye başlar. Karanlığı keser ve bir saban izi bırakır. Onun açtığı bu yol azar azar aydınlanmaya başlar, bu labirent olarak adlandırılır, yani Labris ile açılmış (biçilmiş) patika.
Ares- Dionisos kesme sayesinde kendi patikasının merkezine vardığı zaman, fark eder ki ilk başta elinde tuttuğu balta artık yoktur. Şimdi ellerinin arasında tuttuğu Baltası saf ışık olmuştur, bir sevinç ateşi, bir alev, kusursuzca yanan bir meşale haline gelmiştir, çünkü iki mucize gerçekleşir: Baltanın bir tarafıyla dışarıda olan karanlığı kesmiştir ve diğer tarafı ile kendi öz karanlığını kesmiştir. Dışarıya ışık yaptığı gibi, kendi içine de ışık yapmıştır, dışarıya doğru bir geçiş açtığı gibi kendi içine doğru da açmıştır. Böylece labirentin merkezine geldiğinde, yolun merkezini bulur: O ışığa ulaşmış ve kendine varmıştır. Bu Girit’te labirent mitosu hakkında bulunabilecek en eski gelenektir. Bundan başlayarak diğerleri çok daha ünlüdür.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Amazonlarla ile ilgili bilgilerin çoğu, bu savaşçı kadınların Anadolu'nun kuzeyinde; Ordu yakınlarındaki Terme «ayı civarında, Themiskyra adlı kentte yaşadıkları yönünde toplanıyor. Yüzyıllardır merak konusu olan Amazonlar oldukça ilginç bir topluluk. En önemli özellikleri en az erkekler kadar hatta efsanelere göre erkeklerden çok daha iyi savaşmaları olmuş. Bu yiğit kadınların, güzelliklerinin yanı sıra; çevik, hızlı ve disiplinli olmaları da onları diğer kavimlerden ayıran özellikler arasında sayılmış. Özellikle at binme konusundaki yetenekleri ve at üstünde kazandıkları savaşların ünü, çok kısa zamanda tüm Anadolu'ya hatta komşu ülkelere yayılmış. Babaları savaş tanrısı Ares'ten aldıkları iyi savaşma özelliğinin yanı sıra; anneleri, uyumu ve barışı simgeleyen Harmonia'dan aldıkları barışı sağlama ve koruma bilinçleri ile kendilerine haklı bir ün yapmışlar.Söylenceye göre Amazon kadınları yaşamın her alanına hakim olduğu bir toplumdu. Aralarına erkek almaz, sadece soylarını devam ettirmek için komşu kavimlerle görüşürler ve sonra kendi topraklarına çekilirlermiş. Doğan kız çocuklarını en iyi şekilde eğitirler, onlara at binmeyi, ok atmayı ve yay kullanmayı öğretirlermiş. Erkek çocukları ise, ya bebekken babalarının yanına yollarlar ya da kendilerine ayak bağı olmayacak işlerde kullanırlarmış. Amazonlar, ok atmadaki üstünlüklerinin yanı sıra, "Labris" denilen çift tarafı da keskin olan bir baltayı da çok iyi kullanırlarmış. Savaşlarda, kendilerini savunmak için kullandıkları, yarım ay şeklindeki kalkanları ise pek çok heykele konu oldu.

`~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

MÖ 2. binyılda Anadolu’ya hakim olan Hititler’in yazılı kaynaklarında ‘‘Karkisa’’ ya da ‘‘Karkiya’’, Pers kaynaklarında ise ‘‘Karka’’ adıyla geçen yerin Karia bölgesi olduğu düşünülmektedir. ‘‘Karka’’ kelimesi Luwi (Luvi) dilinde uç, baş, kara çıkıntısı ucu, burun, dağbaşı anlamına gelir. Aynı şekilde Luwi dilinde ‘‘Karuwa’’, yani ‘‘Doruklar Ülkesi’’nin Karia olması oldukça muhtemeldir. Ksanthos’ta ortaya çıkarılan Yunanca, Aramca ve Likçe dillerinde yazılmış üç dilli bir yazıtta Karia’nın isminin ‘‘Krk’’ olarak geçtiği anlaşılmıştır.

Homeros, Karlar’ın Troia’nın yanında savaştığını, Miletos ve Mykale Dağı çevresinde yaşadıklarını ve kaba konuştuklarını belirtmiştir. Herodotos ise Karlar’ın eskiden Leleg ismi altında adalarda yaşadıklarını, Girit Kralı Minos’a bağlı olduklarını ve vergi yerine gemilerde çalışacak adam gönderdiklerini bildirir. Karlar, Dor ve Ion göçleri sırasında adalardaki yerlerinden ayrılıp anakaraya göç etmiştir. Ancak Herodotos Karlar’ın bu anlatımı kabul etmediğini, kendilerinin her zaman Kar ismini taşımış ve anakarada yaşamış olduklarını iddia ettiklerini de belirtir. Karlar buna kanıt olarak diğer kardeş halklardan Mysialılar ve Lydialılar ile birlikte Mylasa’daki Zeus Karios Tapınağı’nda ibadet ettiklerini göstermişlerdir.


Kendileri her ne kadar anakaranın yerlisi olduklarını vurgulamışlarsa da, birçok yerde karşımıza çıkan çifte balta simgesi Karlar’ın, bir şekilde Girit kültürü ile ilişkilendirilebileceğine işaret eder.
Thukydides de Herodotos gibi Karlar’ın bir zamanlar adalarda yaşadığı kanısındadır. Peloponnessos Savaşları sırasında Delos Adası’nda açılan eski mezarların çoğunun Karia tipi savaş aletleri içerdiğini, bu açıdan Karlar’ın eskiden burada yaşamış olabileceğini bildirir. Herodotos’a göre, miğferlerin üzerine takılan sorguç, kulplu kalkan ve kalkanlara kazınan işaretler Karia geleneklerine has özelliklerdir. Ayrıca yemeklerde kadın ve erkeğin beraber oturmaması da bu özellikler arasında sayılmaktadır.

aşağıda karyalıların özellikle mezarlarında sık sık kullandıkları çift ağızlı balta sembolü...

Resim


Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.(Kasas 77)

yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ... LÜTFEN !!! kaçak kazılardan uzak duralım.

“DEFİNE İŞARETLERİ VE ANLAMLARI” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir