Kilikya Kaya Mezarları Hakkında Bilinmeyen Tüm Ayrıntılar

Kaya Mezarları Hakkında Bilgilerin ve Resimlerinin Paylaşıldığı Bölüm

Kilikya Kaya Mezarları Hakkında Bilinmeyen Tüm Ayrıntılar

Mesajgönderen HayatAğacı » 19 Ara 2010, 01:42

Hellenistik ve Roma Döneminde Anadolu’daki en önemli tapınak-devletlerinden1 birisi olan Olba (Ura), Dağlık Kilikya’nın dinî, kültürel ve siyasî merkezi olarak bilinir2. Olba’nın kutsal alanı, buranın 4 km. batısındaki Uzuncaburç’ta bulunmaktadır ve Korinth düzeninde yapılmış büyük Zeus Olbios Tapınağı bu kutsal alandaki kültün önemini göstermektedir3. Zamanla gelişerek bir kent olan kutsal alan, Roma İmparatorluğu Döneminde Diocaesarea adını almıştır. Olbaçevresinde görülen tapınak ve kule tipindeki mezaranıtlarının4 çeşitliliği, bölgenin doğu ve batıdan gelen sanatsal akımların buluştuğu bir merkez olduğunu
göstermektedir. Ancak Olba ve Diocaesarea’daki yerleşimlerin nekropolleri şimdiye kadar fazla incelenmemiştir. Bu nedenle iki yerleşimdeki mezar
sanatı ve mimarisinin ne gibi gelenekleri ve etkileri yansıttığı bilinmemektedir. Bu makalede Olba-Diocaesarea nekropollerinde yapmış olduğumuz geçmiş araştırmaların bazı sonuçlarını sunacak ve her iki nekropolden seçilmiş örnekleri inceleyeceğiz. Olba (polis) ve Diocaesarea (hieron) arasındaki ilişkiler henüz tümüyle incelenmemişse de, bu iki yerleşimin nekropollerindeki kaya mezar tiplerinin çalışılması bölgenin kültürel tarihini aydınlatmaya yardımcı olacaktır. Olba, Silifke’den (Seleucia ad Calycadnos) 32
km. kuzeyde, denizden 1200 m. yüksekliktedir. Olba önemli coğrafî konumu, çevresindeki yerleşimler, kıyı yerleşimleri arasındaki çeşitli yollardan ve gözetleme
kulelerinden oluşan oldukça gelişmiş bir ulaşım sistemine sahip oluşu nedeniyle tarih boyunca çeşitli etkilere açık kalmıştır. Bölgedeki arkeolojik kalıntılar yerel ve Greko-Romen kültürlerinin ender bir harmanını yansıtır. Luvi Fırtına Tanrısı Tarhu(nt)’un5 önemli bir kült merkezinin yer aldığı Olba’da, Seleukos Nikator
(İ.Ö. 358-281) zamanında bölgeye getirilen Zeus kültü, yerel tanrıyla özdeşleştirilmiştir6. Olba’daki Zeus Olbios kült merkezinde Teukros ya da Aias adlı
rahip-krallar, sınırları Calycadnos ile Lamos ırmaklarının arasındaki alanı kapsadığı düşünülen, geniş bir bölgeyi bir tapınak-devlet olarak yönetmişlerdir
(Strabon 14.5.10).
Ura’ya, 14. yüzyıldan itibaren Hitit7 ve Ugarit8 metinlerinde rastlanır. İ.Ö. 6. yüzyılda Olba Pirindu olarak bilinen Dağlık Kilikya’nın başkenti olmuştur9.
Kilikya İ.Ö. 542-401 yılları arasında Persler’in egemenliği altındayken, Olba’yı yerel yöneticiler yönetmiş ve Hellenistik Dönemden İ.S. 72’deki Kilikya’nın Roma
eyaleti oluşuna kadar Teukrid Hanedanlığı bağımsızlığını korumuştur. Antony ve Cleopatra, bir Teukridli ile evlenen Aba adlı bir yerel despotun kızının yönetimini
tanıdılar. Roma Kilikya’sının çoğu kralların eline geçerken, Olba Teukridler yönetiminde kalmıştır10.Kilikya bir Roma eyaleti olunca, Olba ve tapınakdevlet
bağımsızlıklarını kaybetmiştir. İmparator Domitianus (İ.S. 51-96) zamanında hieron Olba’dan ayrılmış ve Diocaesarea adlı yeni bir kent olmuştur.
Ayrımdan sonra iki kent arasındaki ilişkiler açık değildir, ama her iki kentin de metropolis unvanına sahip olduğu bilinmektedir11.

Olba ve Diocaesarea nekropolleri, Dağlık Kilikya’da fiziken birbirine bu kadar yakın ve önemli iki yerleşimin nekropollerini incelemek açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Doğal bir tepe üzerine kurulmuş Olba Akropolü’nün12 doğu ve güneyinde Karyağdı ya da fieytan Deresi’nin başlangıcını oluşturan derin vadilerde kaya mezarları başlamakta ve fieytan Deresi’nin iki tarafında kaya mezarları ve lâhitlerden oluşan geniş bir nekropol bulunmaktadır (Resim: 1).
Resim
Olba Nekropolü


Diocaesarea’da kentin kuzeyindeki iki vadide, Eğrikuyu ve Sırainler adlı iki nekropol bulunmaktadır(Resim: 2).
Resim

Nekropoller kentin kuzey ve batı yönündeki;

antik yolların her iki yanında yer almaktadır. Bu yol daha sonra kıyıdan gelip kuzeyde Karaman’a (Laranda) doğru devam eden eski Said Paşa yolunun
geçtiği vadiyle birleşmektedir13. Daha sonra kısmen düzeltilen ve yeni açılan yol çalışmalarında bazı mezarlar tahrip olmuştur. Nekropol kentin giriş-çıkışı
olan antik yolun kenarında bulunduğundan, burada mezarlıkların kente giriş-çıkış yollarının kenarlarında yer alması geleneği yaşatılmıştır14.

Eğrikuyu Nekropolü daha eski olup buradaki kaya mezarlarında 1-3 gömüye rastlanır; daha geç olan Sırainler’de ise 10 gömülük kaya mezarlarının
yanında lâhit mezarlar da vardır ve tipik bir Roma nekropolünde bulunan unsurlar dikkati çekmektedir. Eğrikuyu’da rastlanmayan lâhitler, Sırainler’de
karşımıza çıkmaktadır. Diocasarea’da iki nekropol bulunması, mezarların tipolojisinin daha yakından
incelenmesini sağlamıştır. Diocaesarea’daki iki nekropolde kutsal alan olarak yorumladığımız alanlar tespit edilmiştir. Olba-Diocaesarea nekropollerinin
bir özelliği de kaya mezarlarıyla lâhitlerin beraber kullanılmasıdır15. Nekropollerdeki kitabelerin çoğu lâhitlerde bulunmuştur.
Dağlık Kilikya’da olduğu gibi Olba-Diocaesarea’da da en yaygın gömü metodu inhumasyondur ve kremasyon geleneğine az rastlanır. Bu iki yerleşimdeki
örnekler çoğunlukla kaya mezarıdır. Bu çetin ve kayalık bölgedeki topografik koşulların mezar seçiminde önemli bir rol oynadığı kuşkusuzdur. Olba çevresinde
blok taşlardan yapılan kule mezar ve tapınak mezar anıtlarına da rastlanır. Ancak anıtsal ölçekte, mimarîsi ve bezemeleriyle son derece görkemli olan ve
mezar sahibinin statüsünü simgeleyen bu tip mezarlar,
daha çok Dağlık Kilikya’daki kıyı yerleşimlerinde görülmektedir.

Olba-Diocaesarea nekropollerindeki kaya mezarlarının hemen hepsi yağmalanmış ve çağlar boyunca tekrar tekrar kullanılmıştır. Çoğunluğu bugün ağıl ya
da depo olarak kullanılan mezarların içinde mezar hediyesi, seramik ya da ölü kalıntıları bulunmaması ve mezarların büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dar bir tarih vermek zordur. Mimarîsine göre kaya mezarlarının tarihi genel olarak Hellenistik Dönemden

Bizans Dönemine kadar değişmektedir.

Olba-Diocaesarea kaya mezarlarını başlıca iki tipe ayırabiliriz:


1- Basit kaya mezarları

a. Kemer girişli mezarlar

b. Dikdörtgen girişli mezarlar

2- Tapınak cepheli kaya mezarları

1- Basit Kaya Mezarları


Basit, fasadı bezemesiz kaya mezarları, Olba-Diocaesarea nekropollerindeki en yaygın mezar tipidir.

Bu tip mezarlar girişleri dolayısıyla iki ayrı tipe ayrılır:

Kemerli girişli (Resim: 3)
Resim
Eğrikuyu, girişi kemerli ve nişli kaya mezarı

ve dikdörtgen girişli mezarlar.

(Resim: 4)
Resim
Olba, dikdörtgen girişli ve nişli kaya mezarı

Her iki tipte de mezar odası genellikle dikdörtgen biçimli olup gömü arka ve yan duvarlar boyunca uzanan klinelerde yapılmıştır. Bu
mezarların en önemli özelliği mezarın bir ölü evi olarak görülmesi ve mimarî unsurların bu kavrama dayanarak
hazırlanmış oluşmasıdır. Ayrıca mezarların büyük bir çoğunluğunun cephesine, mezar ziyaretlerinde kullanılmış olduğunu düşündüğümüz, farklı
şekillerde ve ölçülerde nişlerin yapıldığı görülmektedir. En erken tip olan bu mezarlar, daha sonra rastladığımız tapınak fasadlı kaya mezarlarının erken örnekleridir. Çünkü plânın ana unsurları korunmuş ve sadece mimarî fasad ve bezeme motişeri eklenmiştir. Her iki tipte de gömü odası genelde dikdörtgen
şeklinde olup arka ve kenar duvarlar boyunca sayısı birden üçe kadar değişen klineler bulunmaktadır16. Kline Yunanca sedir ya da yatak anlamına gelir ve
mezarda ölünün bu sedirde uyuyacağı ya da bu sedire uzanarak ölü kültünün âdetlerine göre yakınları tarafından verilen cenaze yemeğini yiyeceği inancından
kaynaklanır17. Mezar odası genellikle Roma ziyafet odalarında tercih edilen üç kline (triclinium) şeklinde düzenlenmiştir. Dağlık Kilikya’da bu sedirler düz olanların yanı sıra, çoğunlukla lâhit işlevini gören, oygu tekne ve kapaklı olarak yapılmıştır (Resim:5, 6).
Resim
Eğrikuyu, basit kaya mezarı, plân ve kesiti

Ölü, klinenin üstüne ya da oyulmuş lâhit içine yatırılmıştır. Ölünün doğrudan kline üstüne konması, ölünün sanki gerçekten uyuyacağı inancını ve dolayısıyla mezar odasının bir ölü evi olduğu düşüncesini ortaya koymaktadır.

Kline gömü tipine Dağlık Kilikya’da çok rastlanmaktadır. Örneğin, bu Elaiussa Sebaste Nekropolü’ndeki en yaygın gömü tipidir18. Anadolu’da sık rastlanan klineli kaya mezarları, büyük bir olasılıkla yerel bir geleneği temsil etmektedir. Karya, Likya ve Paşagonya’daki kaya mezarlarının çoğunda dakline görülmektedir19. Kline Makedonya mezar anıtlarının tipik özelliklerinden biridir ama, Anadolu’daki örnekler daha eskidir20. İ.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Frig
Dönemi klineli mezarların fasadı Yunan etkisi göstermez ve Lidya’daki İ.Ö. 5. yüzyıla tarihlenen klineli
mezarların mimarî fasadı yoktur. Bu örnekler, basit girişli ve klineli mezarların, Anadolu’da köklü bir geleneğin devamı olduğunu göstermektedir.
Olba-Diocaesarea’daki bazı kaya mezarlarında, yerde, oygu tekne gömü yerleri de vardır. Oygu tekne gömü yeri bulunan kaya mezarlarında bir köşenin hiç
oyulmadan bırakıldığı dikkati çekmektedir (Resim: 6).
Resim
Eğrikuyu, oygu tekne gömü yerlikaya mezarı

Bu köşeler büyük bir ihtimalle özel hediyelerin konduğu yerler ya da mezar içerisinde altar şeklinde kullanılan, farklı bir öneme sahip bölüm olmalıdır. Çünkü
bazı kaya mezarlarının içinde bu köşelerin bir dörtgen altar biçiminde düzenlendiği tespit edilmiştir. Klineli ve oygu tekne gömü yeri olmayan mezarlarda,
gömü için hiçbir düzenlemenin olmaması, cesetlerin mezar odasının zeminine konduğunu ya da ahşap tabutların kullanıldığını düşündürmektedir21.
Olba-Diocaesarea nekropollerinin bir diğer özelliği de arkosollü (arcosolia) mezarlardır (Resim: 7).
Resim
Sırainler, on arkosollü mezar

Çoğu örnekte arkosol kemerinin altında kayadan oyulmuş bir lâhit bulunmaktadır. Anamur Nekropolü’nde çok görülen arkosollü mezarları inceleyen E.
Alföldi-Rosenbaum, arkosollü gömülerin kökeninin Anadolu olduğunu önermiştir22. Alföldi-Rosenbaum, gömünün alışıldığı gibi arkosolün altında olmasının, Anadolu’daki mezarların “ev” karakterinden kaynaklandığı görüşünde haklıdır. Ancak Olba-Diocaesarea örneklerinin aksine, Anemurium Nekropolü’nde arkosollerin
altında kline ya da lâhit yoktur. Bazı arkosollü mezarlarda ölü, tahta bir tabut içinde ya da bir kefene sarılarak arkosol kemerinin altına ve bazen
de üstüne konmuştur23. Her ne kadar kural olarak gömü arkosol kemerinin altında ise de, bu konuda bazı istisnalar vardır. Örneğin, A. Machatschek
Elaiussa Sebaste’de gömünün tonozlu mezar odasındaki arkosolün üstünde olduğunu belirtmiştir24. Dağlık Kilikya’nın diğer nekropollerinde de arkosollü
mezarlar yaygındır25. Kaya mezarların yanı sıra, diğer mezar anıtlarında da arkosol kullanılmıştır26. Olba ve Diocaesarea nekropollerinde çok sık görülen
arkosollü mezarlar, hem sade hem de tapınak fasadlı kaya mezarlarında karşımıza çıkmaktadır.
Her iki tipte de mezar odasında bir ya da daha çok arkosol vardır. Diocaesarea’daki Sırainler Nekropolü’nde
tek arkosollü mezardan on arkosollü mezarakadar çeşitli örneklerin varlığını tespit ettik (Resim:7, 8).
Resim
Sırainler, tek arkosollü mezar

Bu nekropollerdeki kaya mezarlarının bir özelliği
de mezar odasının içinde ve dışında yer alan çeşitli
ebat ve biçimdeki nişlerdir. Bu nişler kandil ya da ölü
armağanları ve adakları koymak için yapılmış olmalıdır27.
Nişlerin yanı sıra, adak sunuları için kayadan
oyulmuş raşar da yer alır. Nişlerin, genelde sade
olan mezar fasadlarının en önemli dekoratif unsuru
olduğunu söyleyebiliriz. Alföldi-Rosenbaum, Anemurium
Nekropolü’ndeki İ.S. geç 2. ve 3. yüzyıllara
tarihlenen mezarların avlularında bulunan nişlerin
dekoratif amaçlı olduğu görüşündedir28. Ancak bunların
hepsinin dekoratif olduğunu söylemek zordur.
Bu nedenle kaya mezarlarında olduğu gibi, bunların
en azından bazıları, mezar ziyaretlerinde değişik
amaçlarla kullanılmış olmalıdır.
Her iki nekropoldeki bazı mezarların önünde küçük
avlular, yalaklar (piscinae) ve kanallar (canales)
vardır. Diocaesarea’da genellikle Sırainler Nekropo
lü’nde rastlanan bu unsurlar ölü kültleriyle ilgilidir.
Özellikle yalaklar cenaze töreninde ve daha sonraki
mezar ziyaretlerinde sıvı sunular için kullanılmış
olmalıdır. Örneğin, avlularda cenaze yemekleri yendi-
ği bilinmektedir. Avlular ve cepotaphium adlı mezar
bahçeleri Roma mezarlıklarının ortak bir unsurudur29.
Roma Döneminde büyüyerek “kent” olan Diocaesarea’nın
büyük Sırainler Nekropolü’nde, Roma
nekropollerinin tipik bazı unsurlarına rastlanması
doğaldır. Büyüyen nüfusla ve Roma etkisiyle birlikte
eski yerel mezarların genişletilerek bazı değişiklikler
yapıldığı görülmüştür. Bazı ilâvelerle birlikte, yerel ve
eski olan gelenekler aynı şekilde devam ettirilmiştir.

2- Tapınak Fasadlı Kaya Mezarları
Olba-Diocaesarea’nın geniş nekropollerinde tapınak
fasadlı kaya mezarlarına az rastlanmaktadır.
Olba’da biri İon diğeri Korinth cepheli iki mezar da
vardır30. Her iki mezar da kentin dikkat çekici noktasına
yerleştirilmiştir. Olba Nekropolü’ndeki en
ilginç ve görkemli mezar kuşkusuz Korinth düzeninin
kullanılmış olduğu kaya mezarıdır. Mezar, nekropoldeki
konumu ve sıra dışı mimarî unsurlarıyla,
Olba’daki önemli bir kişiye ait olmalıdır. Mezarın kemerli
girişinin her iki yanında yarım yuvarlak altarlar
dikkati çekmektedir. Bu örnekler Roma Dönemine
ait lâhit ve anıt mezarlarda kabartmalı ve kabartmasız
şekilde yapıldığını ve mezar başlarına dikildi-
ğini bildiğimiz31 mezar altarı-taşının kesin ve en açık
delilleridir. Ayrıca girişin üstünde çok iyi korunmuş
Korinth başlıklı yarım sütunlar ve her iki kenardaki
antalar ise; klâsik bir templum in antis görünümünde
yapılmıştır (Resim: 9).
Resim
Olba, Korinth fasadlı mezar

Kaide ve bunun üzerinde
yükselen sütunlar ve başlıklar, kayanın bir parçası
olarak işlenmiştir ve alınlığı desteklemektedir. Buna
benzer bir örnek Limyra’daki İon düzeninin görüldü-
ğü bir Likya mezarında (İ.Ö. 4. yüzyıl) vardır32. Olba’daki
sütunlardan ortadaki ikisi yuvarlak, kenardakiler
ise dikdörtgen plaster şeklindedir. Korinth
başlıklarının detayı işlenmeden, kabaca yapılmıştır.
Alınlıkta köşe akroterleri sağlam, ancak tepe akroteri
kırılmıştır33.
Mezara kemerli bir giriş yapılıp mezar odasının
kapısı bu kemerli nişten sonra 0.75 m. genişlikte
ve 1.05 m. yükseklikte bir dikdörtgen şeklinde
oyulmuştur. Kapı önünde zeminden yüksek bir set
şeklinde bırakılmış bir basamakla mezar odasına
girilmektedir34. Mezar odasının tavanı düz ve duvarlarda
sıva izleri vardır. Pembemsi boya bazı yerlerde
hâlâ görülmektedir35. Odanın girişten sol yan
duvarı düz bırakılmış, gömü sağ duvardaki arkosolün
altındaki lâhitte yapılmıştır36. Parçalanmış lâhit
kapağının ortasında büyük bir parça in situ bulunmaktadır.
Girişin karşısındaki duvarın solunda altında
sığ bir teknesi olan küçük bir naiskos nişi yer
almaktadır37. Dağlık Kilikya bölgesinin yabancı olmadığ
ı bu nişin tahrip olmasına rağmen, ölü kültü
ile ilgili libasyon töreninde kullanılmış olduğu açıkça
anlaşılmaktadır.
Mezarın cephesinde Korinth düzeninin kullanılması,
bu düzenin en erken örneklerinden sayılan Zeus Olbios
Tapınağı’ndan kaynaklanmış olabileceği gibi, dönemin
bir modası olmasından da kaynaklanıyor olabilir.
İkinci ihtimal daha olağan gözükmektedir. Ancak
mezardaki sütun başlıkları işlenme bakımından, tam
Korinth başlıklarından farklı ve detayları işlenmemiş
kabartma şeklinde olduğu için, lotus başlığı olarak
bilinen tipi andırmaktadır. Bu tip başlıkların tam örnekleri
Olba bölgesi mimarisinde kullanılmış ve hatta
M.S. 2. yüzyılın sonu, M.S. 3. yüzyılın başında sevilerek
tercih edilen bir moda olmuştur. Benzer Korinth
başlıklarının tam örnekleri Diocaesarea’da “Sütunlu
Cadde” ve Korykos’ta tapınakta görülmektedir38. Bu
tip başlıklar Olba çevresindeki bazı mezar anıtlarında
da kullanılmıştır. Örneğin, Demircili yakınındaki antik
İmbriogon Kome’deki (Dösene) çift katlı iki tapınak
mezarın köşe plasterleri ve başlıkları da aynı şekilde
yapılmıştır39. In-antis ve prostylos tapınak plânının
uygulanmış olduğu bu mezarlar İ.S. 2.-3. yüzyıllara
tarihlenir. Yine aynı bölgedeki bir kule mezarın plasterleri
de aynı tiptedir. Benzer başlıklar Ayaş’taki
anıt mezarlarda da görülmektedir. A. Machatschek,
Demircili ile Ayaş mezarlarındaki plaster başlıkların
benzerliğini vurgulamış ve başlıkların İ.S. 2. yüzyıl
sonu ve M.S. 3. yüzyıl başı özelliği gösterdiğini ileri
sürmüştür40. Buradaki farklılık, başlıkların yaprak
detayları işlenmediğinden, akantus yapraklarının
lotus izlenimini vermiş olmasıdır. Aslında bunların
tamamı tam başlık düşüncesiyle yapılmıştır. Ne var
ki, bir kaya mezarı ustasının detayları tam işlenmiş
bir başlığı işlemesi zordur. Bu nedenle stilize edilmiş
başlık ile Korinth düzeni verilmiştir41.
Olba Nekropolü’ndeki tapınak fasadlı diğer mezarda
İon düzeni kullanılmıştır. Bu mezarın önünde
iki basamak vardır. Genelde tapınak mezarlarda
pronaosun önünde iki ya da üç basamak yer alır. Bu
mezar da Korinth fasadlı mezar gibi nekropolün göz
alıcı noktasına yapılmıştır. Anteleri görülen mezar
apter plân tipinde ve tek gömü yeri bulunmaktadır.
Antelerdeki İon başlıkları genel hatlarıyla işlenmiştir
ve üzerinde üst yapı olarak sade bir arşitrav yer almaktadır42
(Resim: 10, 11).
Resim
Olba, İon fasadlı mezar

Resim
[img]Olba,%20İon%20fasadlı%20mezarın%20plân%20ve%20kesiti[/img]

Olba’daki tapınak cepheli iki mezarın bazı unsurlarına
Karya, Likya ve Dağlık Kilikya’da İmbriogon-
Kome’deki mezarlarda rastlanmaktadır. Ancak
İmbriogon-Kome’deki anıt mezarlar son derece görkemli
olup Roma mezar sanatında yaygın olan ölü
büstü, kalkan, çelenk, aslan gibi motişerle bezelidir.
Ayrıca bu mezarlarda kitabeler vardır. Yeteri kadar
kesin kriterler bulunmamakla birlikte, Olba’daki
iki mezarda bu unsurlara rastlanmaması, Olba tapınak
cepheli kaya mezarlarının daha erken olabileceğ
ini düşündürmektedir. İon başlıkları tam detaylı
işlenmemiş olmasına rağmen, genel hatları ile profillerde
erkene giden özelliklerin varlığı dikkati çekmektedir.
Diocaesarea Nekropolü’ndeki dört tapınak ve mimarî
fasadlı mezar, eski nekropol olan Eğrikuyu’da
yer alır. Bu mezarların hepsinin içi tamamen dolu
olduğu için sadece fasadların üst kısmı görülebilmektedir.
Mezarların ikisi Dor düzeninde olup triglif-
metopu oldukça detaylı belirtilmiştir (Resim: 12,13).
Resim
Eğrikuyu, Dor fasadlı mezar

Çoğunlukla İon düzeninin kullanıldığı Anadolu
kaya mezarlarında Dor düzeninin kullanılması enderdir.
Roos’un belirttiği gibi, Grek tiplerini taklit
eden mimarî fasadlı kaya mezarlarının çoğunda İon
fasadı görülmektedir43. Dor düzeninin kullanılması
Makedonya (Seleukos) etkisini gösterebilir. Çünkü
Hellenistik Makedonya mimarîsi mezar anıtlarında
Dor düzeni başarıyla kullanmıştır.

Diocaesarea yakınındaki kule mezarda Dor entablatürü
kullanılması, kaya mezarlarında bu seçimi
etkilemiş olabilir. Dağlık Kilikya’daki en eski kule mezar
olan bu anıtın Seleukos Kralı I. Philip (İ.Ö. 93-84) ya
da yerel Teukrid Hanedanı’nın kral-rahiplerinden biri
için yaptırıldığı sanılır44. Beş triglif ve dört metopun
kullanıldığı anıt mezarda triglişerin köşelere konması
ve metopların triglişerden daha geniş yapılması45
Grek etkisini gösterir46. Eğrikuyu’daki kaya mezarlarında
da triglişer köşeye konmuştur ve çok tahribat
görmüş olan birinci mezarda metoplar triglişerden
geniş yapılmıştır. Mezarın içi ve üstü tamamen dolu
olduğu için sadece metop ve triglif sırası görünmektedir.
Dokuz triglif ve sekiz metoptan oluşan frizde
her triglifin altında altı gutta bulunmaktadır47 (Resim:12).
Resim
[img]Eğrikuyu,%20Dor%20fasadlı%20mezar[/img]

Dor fasadlı diğer mezarın içi doludur ama cephesi
hâlâ ayaktadır. Bu mezarda da dokuz triglif ve
sekiz metop yer almaktadır ancak guttalardan iz
kalmamıştır (Resim: 13)
Resim
Eğrikuyu, Dor fasadlı mezar

Dor başlıklı iki anta üstündeki
sade bir arşitrav ile metop-triglif sırası alınlığı
taşımaktadır. Alınlığın ortasında bir daire içinde,
altı uçlu bir rozet betimlenmiştir. Rozetin her iki yanında
kare birer niş vardır. Buradaki rozet motifinin
paralelleri Karya’daki kaya mezarlarında görülmektedir48.
Dor fasadlı bu mezarın hemen yanına yapılan bir
başka kaya mezarı, bezeme açısından nekropoldeki
tek tiptir. Oldukça tahrip olan tek odalı mezarın ante
sütunları üstünde sade bir arşitrav ve onun üstünde
de yarım daire şeklinde (belki de tamamlanmamış)
bir alınlık vardır. Alınlıkta “Kilikya sembolü” olarak da
bilinen ağzı aşağı doğru bir hilâl motifinin bulunması
dikkat çekicidir49 (Resim: 14).
Resim
Eğrikuyu, hilâl motifli kaya mezarı

Bu sembol Olba bölgesinde
çeşitli anıtlarda karşımıza çıkmaktadır. Demircili’deki
İmbriogon-Kome antik yerleşimin adının
yazılı olduğu kitabenin hemen üstünde aynı sembol
bulunmaktadır50. Kaya mezarlarındaki en güzel örneklerden
biri ise Kanytelleis (Kanlıdivane)’te kaya
mezarının girişi üzerindeki sembolik naiskosun alınlı-
ğında yer almaktadır. Burada ağzı yukarı doğru bakar
şekilde, alt kenarında bir tutamak yeri bulunan
hilâl betimlenmiştir51. Bölgedeki mezar anıtlarının
farklı yerlerinde bağımsız olarak da hilâl betimlemelerinin
varlığı bilinmektedir. Örneğin Kanytelleis’te N8
Nekropolü’nde F4 numaralı mezarın girişi üzerindeki
kitabenin üst bölümünde güneş betimlemesi ile birlikte
yan yana işlenmiştir52. Ayrıca aynı sembolden
Narlıkuyu Kasabası Hacıhamzalar mevkiinde kitabeli
bir mezar taşının alınlığında53 ve Silifke Müzesi’ndeki
büst kabartmalı yuvarlak bir mezar altarı üzerinde54
de görülmektedir. Dağlık Kilikya bölgesinde bu örneklerin
sayısını arttırmak mümkündür. Bölgede görülen
hilâl betimlemesi Kanytelleis Nekropolü’ndeki
F6 numaralı mezarın kitabesinde belirtilen Selene55
ile ilgili olabileceği gibi, mezarların koruyucu tanrısı
olarak bilinen Frigyalı Ay Tanrısı Men’in sembolü
ya da bölgesel bir işaret olabilir. Hem Dağlık Kilikya
bölgesinin genelindeki mezar ile ilgili betimlemelerde,
hem de Eğrikuyu’daki kaya mezarı alınlığında
aynı düşüncelerle yapılmış olmalıdır. Her ne amaçla
yapılmış olursa olsun, burada bu sembolün Olba bölgesine
mahsus bir öneminin olduğu kesindir.
Eğrikuyu Nekropolü’ndeki mimarî cepheli son mezarın
toprak üstünde sadece kemerli alınlığının bir
kısmı görülmektedir. Alınlığın ortasındaki büyük rozetin
her iki yanında kenger yaprakları ve küçük yapraklı
dört rozet vardır (Resim: 15).
Resim
[img]Eğrikuyu,%20rozet%20motifli%20mezar[/img]

Bu motife bölgede
başka yerlerde rastlanmamıştır. Kemerli girişin
hemen altında, mezarın girişi olan üç fascialı çerçeveli
bir kapının üst kısmı bulunmaktadır. Bu tipte bir
giriş ile diğer mezarlarda karşılaşılmamıştır.
Diocaesarea’daki eski Eğrikuyu Nekropolü’nde
bulunan bu dört mezar, mimarî ve bezeme unsurlarıyla
dikkati çekmektedir. Nekropollerdeki diğer
mezarların çoğunun basit ve bezemesiz oluşu ve bu
dört mezarın ender rastlanan unsurlarıyla Diocaesarea’daki
daha eski nekropol olan Eğrikuyu’da yer
almaları mezarların Hellenistik Döneme ait olabileceğ
ini düşündürmektedir.
Görüldüğü gibi, kaya mezarlarından oluşan geniş
bir nekropolde, varlıklı ve önemli kişilerin mezarları
göze çarpmaktadır. Kaya mezarının fasadı, mezar
sahibinin statüsünü belirtmek için uygun bir zemin
sağlamaktadır. Ancak çoğu kez mezarların fasadı
işlenmemiş ve sade bırakılmıştır. Bu nedenle, ölünün
kimliği hakkında yeteri kadar ipucu bulunamamıştır.
Var olan betimlemeler ve mezar mimarisine göre,
Olba ve Eğrikuyu’daki fasadlı mezarların sahipleri
büyük bir ihtimalle yerel hanedan mensupları ya da
önemli bir siyasî, dinî ve ekonomik sınıfın üyeleri olmalıydı.
Bu mezarlardaki bazı unsurlar, aynı zamanda
mezar mimarisi ve sanatındaki dış etkileri de yansıtmaktadır.
Dağlık Kilikya’nın tarihî çerçevesi içinde
incelendiğinde, bu etkiler Batı ve Güneybatı Anadolu’daki
Karya ve Likya gibi büyük kaya nekropolü merkezlerinden
gelmiş olabilir. Tarihî kaynaklardan İ.Ö. 5.
yüzyılda Kilikya ile Karya arasında siyasî ve kültürel
bağların olduğunu biliyoruz. Herodotos’un anlattı-
ğına göre (IX 107); Xanagoras adlı birisi, Halicarnassoslu
Pers kralı tarafından bütün Kilikya’nın valisi
olarak atanmıştı. Üstelik Herodotos V. kitapta (11-
8.2) Mausolus’un oğlu Cindyalı Pixodorus’un, Kilikya
Kralı Syennesis’in kızıyla evlendiğini de yazmaktadır.
M.Ö. 5. yüzyıl hanedanları Mausolos ve Syennesis
arasındaki aile bağları, iki bölge arasındaki kültürel
ilişkileri de etkilemiş olmalıdır56. Mausolus ve Pixadoras’ın
M.Ö. 5. yüzyıldaki Cindyas Hanedanı ve M.Ö.
4. yüzyıldaki Hekatomnidler’in atalarıydı. Karya’daki
M.Ö. 4. yüzyıl kaya mezarlarında iyi kalitede Attik
seramiği bulunması, Hekatomnidler Döneminde, bölgenin

Grek etkisine açık olduğunun kanıtıdır57.
Anadolu ve Dağlık Kilikya kaya mezarlarındaki dış
etkileri incelerken, Pers etkisini de göz önüne almak
gerekir. Genel olarak tapınak fasadlı kaya mezarlarının
mimarisi Grek olsa dahi, mezarların büyük
ölçülerde yapılmasında ve kaya mimarisinin kullanılmasında
Pers etkisi vardır. Pers mezar anıtlarının
büyük bir çoğunluğu kaya mezarlarıdır. Naksh-i Rüstem’deki
kraliyet kaya-mezarları, bu tipin Yakındo-
ğu’daki en görkemli örnekleridir. I. Darius’tan Akamenid
Hanedanı’nın çöküşüne kadarki dönemde yapılan
bütün kraliyet mezarları kaya mezarı tipindedir58.
Pers başkenti ve satraplıklar arasındaki siyasî ve
kültürel değiş-tokuş, mimarî motişerin ve fikirlerin
de iletişimini kolaylaştırmış olmalıdır59. Kilikya İ.Ö.
6.-4. yüzyıllar arası Pers yönetimi altında olduğu
için, Persler bölgede önemli bir rol oynamıştır. Pers
kralı Kilikya’ya dahili özerklik tanımış ve bölge İ.Ö.
542-401 yılları arasında kralları Syennesis olarak
bilinen bir yerel hanedanın yönetiminde kalmıştır60.
Kilikya ancak İ.Ö. 401’de satraplık olmuştur. Bu
tarihî çerçeve ışığında, Dağlık Kilikya’daki diğer bir
önemli kültürel etkinin de Persler olduğu söylenebilir.
Ancak Pers Döneminde Dağlık Kilikya, Karya ve Likya’ya
oranla daha tutucu ve Hellenizme daha kapalı
bir bölge olarak kalmıştır.
Tarihî şartları göz önüne alarak Kilikyalı hanedan
mensuplarının Karya örneklerini izleyerek görkemli
mezarlar yaptırdığını söyleyebiliriz. Olba-Diocaesarea’da
klâsik prototiplerin yokluğu karşısında, klâsik
cepheli kaya mezarlardaki dış etkilerin, Anadolu’nun
güneybatı kültürel eyaletlerinden geldiği sonucuna
varabiliriz. Öte yandan bu çalışmada gördüğümüz
gibi, bu mezarlar alışılmışın dışında birkaç örnek
olup Olba ve Diocaesarea nekropollerinde büyük bir
yer tutmazlar. Olba ve Diocaesarea nekropollerindeki
kaya mezarları incelendiğinde, mezarların temel
yapı ve plânının uzun bir zaman sürecinde fazla
değişmediği ve yeni biçimlerin kullanılmadığı görülür.
Nekropollerdeki mezarların çoğu 1-3 kişilik olup
büyük aile tipi mezarlar azınlıktadır ve bunlar Roma
İmparatorluk Döneminde büyüyen Diocaesarea’nın
Sırainler Nekropolü’nde yer alır. Ayrıca klâsik tapı
nak tipi mezarlara da fazla rağbet edilmemiştir. Örneğ
in, Karya ve Likya’da görülen distyle in antis tipi
büyük tapınak kaya mezarlarına bu bölgede ender
rastlanır. Bu nekropollerdeki mezarlarda dikkati çeken
bir başka unsur, Dağlık Kilikya mezar anıtlarında
sık rastlanan popüler dekoratif motişerin (örneğin
Medusa başı, kartal, aslan) birkaç istisna dışında
yokluğudur. Bunların çoğu Karya’daki tapınak tipi
kaya mezarlarında da bulunmaz. Olba-Diocaesarea
gibi görkemli iki yerleşimde bu önemli mezar sembollerinin
yokluğu ve genelde sade kaya mezarlarının
kullanılması, yerel geleneklerin Roma Döneminde
bile sürdüğünü göstermektedir61. Olba’nın yerel bir
hanedanlık olan Teukridler tarafından uzun süre yönetildiğ
i göz önüne alınırsa, bölgedeki mezar sanatı
ve mimarîsinin dış etkilerden belli bir ölçüde korunduğ
u tezi savunulabilir. Belirgin dış etkiler Karya ve
Suriye gibi Olba’yla siyasî bağları olan bölgelerden
gelmiştir. Diocaesarea’daki kule mezar ve Olba bölgesindeki
tapınak mezarlar, bölgeye Suriye ve Güneybatı
Anadolu’dan sızan çeşitli etkileri yansıtır.
Olba-Diocaesarea nekropollerindeki araştırmamız
yöre halkının genelde dış etkilere rağmen, yerel gelenekleri
yansıtan kaya mezar tipini tercih ettiğini
göstermektedir.
forum-kurallari-t4741.html

Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.(Kasas 77)

yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ... LÜTFEN !!! kaçak kazılardan uzak duralım.
Kullanıcı avatarı
HayatAğacı
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
DeFiNeLeRiM MüDaViMLeRi
 
Mesajlar: 8640
Kayıt: 15 Şub 2010, 13:19

Re: Kilikya Kaya Mezarları Hakkında Bilinmeyen Tüm Ayrıntıla

Mesajgönderen EsRaReNGiZ » 27 Şub 2011, 16:12

bu güzel bilgiler için :tsk :tsk :tsk
Bilki verdiin senindir, insanoğlu karnına tapar, Kişi mezara girdiğinde kalan mal başkasınındır. Kaşgarlı Mahmut

Yaptığımız tüm yorumlar, ya yasal Kazı Öncesi araştırlamarı Esas alarak, yada bilgilenmek amaçlı araştırmaları Esas alarak, yapmaktayız ...
LÜTFEN KAÇAK KAZILARDAN UZAK DURALIM

Resim
Kullanıcı avatarı
EsRaReNGiZ
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 2927
Kayıt: 18 Haz 2010, 08:29

Re: Kilikya Kaya Mezarları Hakkında Bilinmeyen Tüm Ayrıntıla

Mesajgönderen malianna » 01 Nis 2011, 01:51

KAYA MEZAR ne demek ve ararken nasıl birşey arayacağımıza dair bütün bilgiler burda
ne güzelllllllllllll
:tsk :tsk :tsk :tsk
Edison’un lambasına hayran kaldılar, anlata anlata bitiremediler.. ALLAH ’ın güneşinden haberleri yok!!
Kullanıcı avatarı
malianna
DEFİNELERİM ÜYESİ
DEFİNELERİM ÜYESİ
 
Mesajlar: 857
Kayıt: 13 Mar 2011, 12:53


Dön KAYA MEZARLARI

 


  • { RELATED_TOPICS }
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir